Evliyaların Manevi Coğrafyası
Anadolu'dan Hicaz'a uzanan 2.867 evliya türbesi. Hayat hikâyeleri, ziyaret adabı ve harita rehberi bir arada.
En Çok Kayıt Olan Şehirler
Sıkça Ziyaret Edilen Evliya Türbeleri
Gökmedrese ve Torumtay Abdullah Paşa Hz.
Amasya İli Gökmedrese ve Torumtay Türbesi Gök Medrese mahallesinde ve Gök Medrese Camii’nin karşısındadır. Dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. İçten tonoz, dıştan düz damlı türbe, köşe ve cephe ortalarından altı ayakla desteklenmiştir. Türbenin Gök Medrese Camii’ne bakan güney cephesi, ön cephe olarak tasarlanmıştır. Binanın çatı seviyesinden daha yüksek ve geniş tasarlanan güney cephesi, her iki köşede yer alan çokgen yüzeyli ayaklarla desteklenmiştir. Cephenin orta kısmında profilli dikdörtgen bir silmenin sınırladığı yüzeyde, sivri kemerli niş içerisine yerleştirilmiş dikdörtgen formlu bir pencere bulunur. Pencerenin üst kısmında kitâbe levhası, niş kemerinin hemen üzerinde ise yekpâre taşa oyulmuş sivri kemerli bir mazgal pencere yer alır. Türbeye giriş, doğu cephesinin orta ve kuzey doğu köşesindeki kare kesitli iki destek ayağının arasına yerleştirilmiş bir kapıdan sağlanmıştır. Cepheye yaslanmış tek kollu bir merdivenle çıkılan basık kemerli üst kat kapısı, sivri kemerli yüksek bir niş içerisine alınmıştır. Cephenin ortasındaki ayağın diğer tarafında ise yine sivri kemerli derin bir niş içerisindeki pencere açıklığı yer alır. Kuzey ve batı cephelerde de aynı özelliklere sahip birer pencere açıklığı dikkati çeker. Sivri beşik tonozla örtülü üst katta, biri Torumtay’a ait olmak üzere
Şeyh Ali Semarkandi Hz.
Ankara Çamlıdere İlçesinde Şeyh Ali Semarkandi Hz. Türbesi Küçük yaşda Kur'ân-ı kerîmi ezberledi ve muhtelif kırâatlere göre okumasını öğrendi. Genç yaşında; tefsîr, hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde pek yüksek derecelere kavuştu. Mekke-i mükerreme, Medîne-i münevvere, Şam, Kudüs, Irak, Semerkand, Çamlıdere gibi pekçok beldelerde İslâmiyeti öğretmek, emr-i mârûf nehy-i münker yapmak, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmek için dolaştı. Ali Semerkandî, tahsîlini tamamladıktan sonra, Mekke-i mükerremeye gitti. Kâbe-i muazzamada yıllarca imâmlık yaptı. Orada, insanları Ehl-i sünnet îtikâdına uygun bir îmân ile yaşamaları, ibâdetlerini sünnet-i şerîfe uygun yapabilmeleri için çok çalıştı. Mânevî bir işâret ile Medîne-i münevvereye geldi. Orada Resûlullah efendimizin mübârek türbelerinde yedi sene kadar türbedârlık hizmetinde bulundu.
Şeyh-i Şibli Hz.
Düzce ili Şeyh-i Şibli Hz. Türbesi,
Abdülhakim Arvasi Hz.
Ankara Keçiören İlçesinde Abdülhakim Arvasi Hz. Türbesi Van’ın Başkale kazasında doğdu. Babası Seyyid Mustafa Efendi’dir. Soyu anne tarafından Abdülkadir-i Geylânî’ye ulaşır. Hülâgû Bağdat’ı istilâ ettiğinde (1258) Musul’a hicret eden ataları daha sonra Urfa ve Bitlis’e, oradan da Mısır’a gitmişlerdi. Ailenin büyük oğlu Molla Muhammed bir süre sonra Van’a gelip şehrin güneyinde yüksek dağlar arasında bir köy kurmuş, bu köyde büyük bir dergâh ve iki katlı bir cami inşa ederek oraya Arvas adını vermişti. Kadirî tarikatına mensup olarak faaliyet gösteren ve “Arvas seyyidleri” diye tanınan aile, altı yüz elli yıl varlığını devam ettirerek bugüne ulaşmıştır.
Seyyid Harun Veli Hz.
Konya Seydişehir İlçesinde Seyyid Harun Veli Hz. Türbesi Konya'nın Seydişehir ilçesini kuran büyük bir velidir. Horasan bölgesin¬de doğmuş olup doğum tarihi belli değildir. Zamanın âlimlerinden ilim tahsil etmiş, amcasının vefatı üzerine Horasan bölgesinin emirliğine getirilmiştir. Bu görev sırasında büyük babası Harun Keramet'in ve amcasının kabrini sık sık ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerinden birinde hatiften şöyle bir ses duydu: "Ey Harun! Rum diyarına çık. Karaman ilinde, Küpe Dağı'nın doğu eteklerinde bir şehir kur. O şehrin halkı salih ola. Şaki olanın sonu hayırlı olma¬ya" diyordu. Bu sesi daha sonra da duymaya başladı. Bunun üzerine Harun Veli ileri gelenleri topladı ve onlara: "Ey yarenlerim! Büyük dedem ile amcamın kabirlerini ziyaretlerim sıra¬sında bir hal oldu" deyince onlar ısrarla ne olduğunu anlatmasını istediler. Bu¬nun üzerine duyduklarını anlatarak onlardan izin istedi. Dünya taç ve tahtını terk edip, kendisini tamamen Allah yoluna verdi. Belde halkı, idareciliği bıraksa da memleketi terk etmemesini, din yo¬lunda da kendilerine yardımcı olmasını ısrarla istediler. O da kendisini takip edeceklere yardımcı olmaya söz verdi ve halkın bir kısmı bu yönde izine düştü¬ler. Her şeye rağmen Harun Veli Hazretleri Karaman ilini ve oraya nasıl gi¬deceğini düşünüyordu. Bir gün yine hatiften kendisine biri bulutun rehberlik edeceği, bulutun yok olduğu yer, gitmesi istenen yer olduğu bildirildi. O da ha¬zırlıktan sonra yanına sadık bağlılarından kırk kişi alarak bulutu takip ederek yoluna devam etti. Bulut onu önce Bağdat'a götürdü. Orada kendisini Şeyh Alâeddin adında bir zat bekliyordu. Harun Veli Hazretleri'ni Bağdat'a bir ko¬nak mesafede karşıladı. O zat da seyyid idi. Müridleri Harun Veli'ye olan aşırı iltifatını yadırgadılar. O da onlara: "Susunuz, bu zatın kim olduğunu biliyor musunuz? Eğer siz onun kim olduğunu bilseydiniz, böyle konuşmazdınız. Seyyid Harun büyük bir velidir. Peygamber Efendimiz'in soyundandır. Ana tarafından soyu Veysel Karani Hazretleri'ne ulaşır. Bu zat Rabbanî bir ilhamla Horasan emirliğini bıraktı. Kutupluk makamına yükseldi. Onun burayı şereflendirmesi bizim için büyük bir saadettir" dedi. Daha sonra Şeyh Alâeddin ve Harun Veli Hazretleri kırk gün halvette kaldılar. Karşılıklı irfan alışverişinde bulundular. Daha sonra Harun Veli izin alarak yoluna devam etti. Hiç kimseye yol sormak âdeti değildi.
Kırmızı Ebe Hz.
Ankara Kızılcahamam İlçesinde Kırmızı Ebe Hz. Türbesi Horasan erenlerinden olan Kırmızı Ebe ile oğlu Oruç, Türk ordularından önce Diyar-ı Rum olarak bilinen Taşlıca’ya yerleşir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, 1220-1237 yılları arasında Başköy Rum Kalesini fethetmek için Taşlıca’da konaklar. Sultan’ın geldiğini duyan köylüler telaşlanırken, Kırmızı Ebe, sırtında yetim yavrusu Oruç ile elinde bir helke (bakraç) ayranla çıka gelir. Kırmızı Ebe yayık ayranını, bugün Ayran Taşı denilen mezarlığın yanında koruma altına alınmış olan yalağa döker ve başına oturur. Ordunun bütün neferleri sırayla gelip hem ayran içerler hem de mataralarını doldururlar. Fakat bir bakraç ayran koca orduya yeter de artar bile. Bu olayda, Allah Kırmızı Ebe’ye, ‘keramet’ denilen olağanüstü durumu ihsan eder. Türbesi, Taşlıca Köyü'ndedir.
Tavus Baba Hz.
Konya Meram ilçesinde Tavus Baba Hz. Türbesi Konya’nın Meram Bağları’nda çok mütevazı bir türbe yer alıyor. Halk tarafından Tavusbaba Türbesi olarak adlandırılan mekân, bugün ziyaretçiler tarafından sürekli ziyaret edilmekte. Fakat Tavusbaba türbesi bir kadına mı ait yoksa bir erkeğe mi bilinmiyor. Yüzyıllar boyu bu gizemini koruyan türbe, bazı efsanelerin de çıkış noktası. Derler ki; günün birinde hint diyarından güzel mi güzel bir kadın yerleşmiş buraya. Her gün rebab çalar şarkı söylermiş. Kimsenin yüzünü görmediği bu güzel kadın bir gün rebabını çalmamış. Tepedeki sesin kesildiğini fark eden halk, merak edip tepeye çıkmış. Bakmışlar ki bir rebab ve bir yığın tavus kuşu tüyünden başka bir şey yok. Daha sonra bu buraya türbe yapılır ve tavuskuşu tüyleri türbede saklanır.
Vah Vah Sultan Hz.
Vah Vah Sultan Hz. Manisa Şehzadeler İlçesinde Vah Vah Sultan Hz. Türbesi,
Hep Kebirler Türbesi
Kastamonu İli Hep Kebirler Türbesi Aynı isimle anılan caminin yanında iki türbe yer almaktadır. Camii girişine göre sağ taraftaki türbedeki dört yatırdan biri olan (Kays-ül Hemadani Asgar) adındaki sahabe İstanbul – Eyüp’te medfun bulunan Eyüp El Ensari (Eyüp Sultan) ile İstanbul’un fethi için yola çıkan zattır. Banisi ve bina tarihi bilinmemektedir. Aynı isimle anılan caminin doğu bitişiğindedir. İçinde dokuz adet ahşap sanduka vardır. Sandukalardan birisinin Samur Dede isimli bir zata ait olduğu söylenmektedir. Diğerlerinin kimlere ait olduğu bilinmemektedir.
Şah-ı Merdanı Veli Hz.
Gaziantep Şahinbey ilçesinde Şah-ı Merdanı Veli Hz. Türbesi 21 Mart Alevilerce İllahi sırların sahibi Velayetin güneşi Şah-ı Merdan Ali’nin zahiri aleme doğduğu gün olarak anılır. Şahı velayet 12 İmamların başı’dır. 21 Mart 598 yılında Mekke’de Kâbe’nin içinde doğmuş tek kişidir. Kabe o dönemlerde içi putlarla doludur. Merdan Ali’nin burda doğumu Kabe’de bulunan putlarında sonunun habercisi olmuş. Sonraları İmam Ali Kâbe’de bulunan bütün putları Hz. Muhammed ile birlikte kırmışlardır. Türbesi, Şahveli Camii Haziresi'nde dir.
Şeyh Muhiddin Yavsi Hz.
Çorum İskilip İlçesinde Şeyh Muhiddin Yavsi Hz. Türbesi Çorum’un İskilip ilçesine bağlı Bağözü mevkiindeki İmâd (Direklibel) köyünde doğdu. Asıl adı Muhyiddin Muhammed’dir. Yavsî lakabı kendisine, Bursalı Mehmed Tâhir’in bizzat İskilip halkından duyup naklettiğine göre ilme kene (yavsı) gibi yapışmasından dolayı II. Bayezid tarafından verilmiştir (Osmanlı Müellifleri, I, 198). Soyu Mâverâünnehir’den Anadolu’ya göç eden bir aileye dayanır. Dedesi Muhammed Efendi, Semerkant Valisi Uluğ Bey’in doğancıbaşısı idi. Babası Mustafa Efendi, kardeşleri Ali Kuşçu ve Abdünnebî ile birlikte hâmileri Uluğ Bey’in öldürülmesinden (853/1449) sonra Semerkant’ı terkedip Anadolu’ya gelmiş, Mustafa Efendi İskilip’te Zeyniyye tarikatı şeyhliği yapmış ve burada vefat etmiştir. Kabri Şeyh Yavsî Camii bitişiğindedir.
Davud-i Kayseri Hz.
Bursa İznik İlçesinde Davud-i Kayseri Hz. Türbesi Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemi velilerindendir. Asıl adı, Davud b. Mahmud b. Muhammed'dir. Lakabı, Şerefüddin'dir. Davud-i Kayseri diye meşhur olmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte ise de 656 (m.1258) yılında doğduğu sanılmaktadır. Kayseri'de doğmuştur. Karaman'da doğduğunu söyleyenler de vardır. İlim tahsiline Kayseri'de başladı. Daha sonra Mısır'a giderek zahir ilimlerini tamamladı. Oradan İran'ın Sava şehrine geçerek Sadreddin Konevî Hazretleri'nin talebelerinden Kemalüddin Kâşânî'nin talebeleri arasına karışıp, onun sohbetlerinde bulundu. Bu sırada İznik'i fetheden Orhan Gazi, Dâvud-i Kayseri Hazretleri'ni ilk olarak yaptırdığı Orhaniye Medresesi'ne müderris olarak tayin etti. Vefatına kadar bu medresede ilim ve irfan neşriyle meşgul oldu. Dâvud-i Kayseri Hazretleri'nin yetiştirdiği talebeler, Osmanlı Devleti'nin ilk ilmiye sınıfını teşkil etmiştir. Davud-i Kayseri Hazretleri, enerjitizm, yani tabiatta var olan her şeyin ihsasını ve bütün tabiat olaylarını enerji ve enerji değişimiyle açıklayan bir fizik doktrininin kurucusudur. İlim ve fazilette yüksek, güzel ahlak sahibi, çok ibadet eden, dünyaya önem vermeyen ve çok merhametli bir zat olan Dâvud-i Kayseri Hazretleri, başta tasavvuf olmak üzere, kelam sahasında eserler vermiş ve felsefeyi tenkit eden eserler yazmıştır.
Sümbül Efendi Hz.
İstanbul Fatih ilçesinde Sümbül Efendi Hz. Türbesi Merzifon’da doğdu. Asıl adı Yûsuf Sinan’dır. Sümbül lakabı ona şeyhi Cemâl-i Halvetî tarafından verilmiştir. Babasının adı (Kayabeyoğlu Ali) dışında ailesi hakkında bilgi yoktur. Hayatına dair bilinenlerin önemli bir kısmı, halifelerinden Yâkub Efendi’nin oğlu Şeyh Yûsuf Sinâneddin’in Menâkıb-ı Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân adlı eserinde babasından naklen verdiği bilgilere dayanmaktadır. Sümbül Sinan ilk öğrenimini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul’a giderek medrese tahsiline başladı. Devrin tanınmış âlimlerinden Efdalzâde Hamîdüddin’in talebesi ve ardından mülâzımı oldu. Medrese tahsili sırasında tasavvuf aleyhtarı olarak bilinen Sümbül Sinan, bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye’nin pîri Cemâl-i Halvetî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girdi. Üç yıl süren seyrü sülûk döneminden sonra hilâfet aldı ve irşad göreviyle Mısır’a gönderildi.
Seyyid Burhaneddin bin Muhammed Hz.
Isparta Eğirdir İlçesinde Seyyid Burhaneddin bin Muhammed Hz. Türbesi Anadolu'da yetişen ve Anadolu'yu aydınlatan meşhûr velîlerden. 1494 (H.900) senesinde Tosya'da doğdu. 1562 (H.970)'de Eğridir'de vefât etti. Kabri, Eğridir Yazla'daki câminin yanında bulunan kabristanda dedelerinin kabirleri yanındadır. Baba ve anne tarafından âlim ve fazîlet sâhibi bir âileye mensuptur. Peygamber efendimizin soyundan olup seyyiddir. Nesebi baba tarafından evliyânın meşhurlarından Seyyid Hakim Ali Tirmizî'ye ulaşır. Babası, Tokatlı Mehmed Muhyiddîn Efendidir. Annesi evliyânın meşhurlarından Seyyid Muhammed Çelebi Sultan'ın kızı Şehribânû Hâtundur. Annesi; "Oğlum Burhâneddîn doğduğunda kırk gün beşiğinde zikretti." demiştir.
Şeyh Ayn-ı El Hakim Hz.
Şanlıurfa Birecik İlçesinde Şeyh Ayn-ı El Hakim Hz. Türbesi Tam adı el-Müstedrek ʿale’ṣ-Ṣaḥîḥayn’dir (el-Müstedrek ʿale’ş-Şeyḫayn). Hâkim, bazı çağdaşlarının sahih hadislerin Ṣaḥîḥayn’deki rivayetlerle sınırlı olduğunu, bunların on bini geçmediğini, geri kalanların zayıf ve asılsız olduğunu ileri sürmeleri karşısında kendisinden bu yanlışı düzeltmek için Buhârî ve Müslim’in de delil kabul edebileceği isnadlarla rivayet edilmiş hadisleri bir araya getirmesinin istenmesi üzerine el-Müstedrek’i yazmaya karar verdiğini söylemektedir.
Kırklar Makamı Türbesi
Afyonkarahisar Kırklar Makamı Türbesi Afyonkarahisar kalesinin Bizanslılardan fethi sırasında şehit düşen Horasan Erlerinden yada Kırklardan olduğu yazılmıştır. Hodalı Çeşmesi yazıtından hareketle, bu yazıtın kadıların subaşıların ve serkeşlerin (vali) oturduğu bir konağa ait olduğunu, bu çeşmeye daha sonra konulduğunu ifade ederek, bu makamın şimdiki Kırklar makamı mescidinin yerinde olabileceğini ve asıl adının Kadılar makamı iken Kırklar makamı biçimine halk tarafından dönüştürüldüğünü, bu mescid içinde yatan kişinin ise 1276 yılında ölen Karahisar-ı Devle kadısı TACÜİDDİN HOYİ adlı kişi olduğunu tahmin ettiğini yazmıştır.
Arslan Dede Hz. (Karaaslan Baba)
Çanakkale İli Arslan Dede Hz. Türbesi Haleb’de yetişen velîlerden. İsmi, Arslan Dede olup, Meczûb diye tanınır. Allahü teâlânın aşkı ve evliyâlık hâlleri ile kendinden geçmiş hâlde bulunan evliyâdan idi. Doğum târihi bilinmemekte ise de, 1048 (m. 1638)’de vefât ettiği ve vefâtında yüz yaşını geçmiş olduğu bilinmektedir. Zamanının usûlüne göre ilim tahsil ettikten sonra, çeşitli vazîfelerde bulunan Arslan Dede, bir müddet kadı vekîlliği yaptı. Daha sonra tasavvuf yoluna yöneldi. Mevki ve rütbeyi terketti. Çok riyâzet ve mücâhede yaptı. Nefsin arzularına uymamak, onu terbiye etmek için çok çetin sıkıntılar çekti. Kendisi yalnız bir kimse idi. Câmilerde yatar kalkardı. Bir de küçük bir kulübesi vardı. Ba’zan da orada kalırdı. Gece-gündüz hücresinde bulunur, dışarı pek çıkmazdı. Devamlı ibâdet ve tâat ile meşgûl olurdu. Çok az konuşurdu. Zarûret olmadıkça ağzını açmazdı. Muhammed Acemî isimli bir zât, kendisine hizmet ederdi.
Yıldız Baba Hz.
Karabük Safranbolu İlçe'sinde Yıldız Baba Hz. Türbesi,
Ahmet Vehbi El Rufai Hz.
Manisa Ahmet Vehbi El Rufai Hz. Türbesi Ahmet Vehbi antaki h.z nisbesinden de anlaşılacağı gibi Antakyalıdır.Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Manisa ya geldiğinde 1249 hc 1833 mld kırk yaşlarında olduğu bilinmektedir .Ahmed efendi H.Z babası Mehmed Emin efendidir ilk tahsilini antakyada yapmıştır.gençlik yıllarında öğrenim için önce Mısıra oradan da İstanbula giderek tahsiliyapmıştır.Bir süre Fatih medresesinde müderrislik görevi yapmıştır. Bir gün İstanbulun Kartal semtinde Rifai tarikatının marifi kolu kurucusu Şeyh Seyyid Muhammed Fethül Marif H.Z ile tanışır ve ona intisap eder:Uzun süre bu dergahta sülük eder ve tarikatın feyzinden bereketinden faydalanarak irşad vazifesi ile görev alarak Manisaya gelir.Ahmed Efendi Manisada bir sene Hatuniye Medresesinde hocalık yaptıktan sonra İbrahim Çelebi Medresesine tayin edilir ve Bir senede görev orada yapar. Manisa eşrafından Rüstem Efendi ve arkadaşları Ahmed Efendi yi yalnız bırakmazlar. Tekke arsasının alımıda ve inşasında Ahmed Efendiye yardım eder ve maddi destekte bulunurlar.Ahmed Efendi H.Z onsekiz seneye Manisada Rifai tarikatının tahsil ve terbiyesini isteklilere talim etmiştir.
Şeyh Ahmed Kuseyri Hz.
Hatay Şeyh Ahmed Kuseyri Hz. Türbesi Büyük velilerdendir. Adı, Ahmed b.Abdurrahman Kuseyri'dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. 956 (m.1549) yılında Hatay'da vefat etmiştir. Türbesi, Şenköy'de ziyaret yeridir. Aynı aileden on yedi zatın kabri de bu türbenin içerisindedir. Ahmed Kuseyrî Hazretleri, Suriye Selçuklularından olup, soyu Ashab-ı Kiram'dan Peygamber Efendimizin amcası Hazreti Abbas'a dayanmaktadır. Babası Şeyh Abdurrahman Efendi, 1464 yılında Hatay'a yerleşmiş, Ahmed Kusayrî Hazretleri burada doğmuştur. İlim ehli ve tasavvuf erbabı bir aileye mensuptur. Dedesi Şeyh Süleyman Efendi ile babası Şeyh Abdurrahman Efendi Şafii mezhebinden ve Halvetiyye mensuplarından idiler. Tekkeleri, Yayladağı Lazkiye'ye bağlayan eski kara yolu üzerindeki Hırbe çiftliğinde bulunuyordu. Hanyolu köyünde Şeyh Davud ve Hatay'da Şeyh Ali adında iki amcası vardı. Her ikisi de âlim ve faziletli kimselerdi. 1520 yılında babası Şeyh Abdurrahman Efendi tarafından kendisine hila¬fet verildi. Bu icazet merasiminden beş yıl sonra babası vefat etti. İrşad görevini Ahmed Kuseyrî Hazretleri devam ettirdi. Halep'te Sünnet Ehli'ne karşı olanlarla çetin mücadelelerde bulundu. Hatay yöresinde birçok hayır hizmetlerinde de bulundu. Tarikatını babasından sonra daha da genişletti.
Seyyid Muhammed Hz. (Şıp Şıp Dede)
Balıkesir Edremit İlçesi Kadıköy Mahallesi'nde Seyyid Muhammed Hz. (Şıp Şıp Dede) Türbesi Edremit'e bağlı Kadıköy beldesi sırtlarında çam ormanı içinde yer alan ve Şıp Şıp Dede adıyla tanınan, ancak hangi vakitler, nasıl yaşadığı bilinmeyen Seyyid Muhammet Hazretleri kısmen kayadan oyulmuş türbesi içinde 2 metreden büyük, heybetli sandukasında yatıyor.
İbn-i Melek Hz.
İzmir Tire ilçesinde İbn-i Melek Hz. Türbesi Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi, Abdüllatîf bin Abdülazîz bin Emînüddîn’dir. Lakabı İzzüddîn’dir. İbn-i Melek veya İbn-i Ferişte künyesiyle meşhûr oldu. İzmir yakınlarında bulunan Tire’dendir. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. 801 (m. 1399) senesinde Tire’de vefât etti. İbn-i Melek, zamanındaki büyük âlimlerden ilim tahsil etti. Zamanının bütün ilimlerini öğrendi. Özellikle dînî ilimlerde ihtisas sahibi oldu. Bütün ilimlerde üstünlüğünü kabûl ettirdi. İlmî ve faziletiyle kendini halka ve ileri gelenlere sevdirdi. En zor metinleri mütâlâa etmekte ve ilimlerin çoğunu ezberlemekte meşhûrdur. Aydınoğlu Mehmed Bey’e ders okutmuştur. Aydınoğlu Mehmed Bey, Tire’de hocası adına İbn-i Melek Medresesi diye bilinen medreseyi yaptırdı, İbn-i Melek, bu medresede vefât edinceye kadar müderrislik yaptı ve eser yazmakla meşgûl oldu.
Şeyh Edebali Hz.
Bilecik İli Şeyh Edebali Hz. Türbesi Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.
Kurtboğan Evliyası, Pir-Şerefüddin Hamza-i Halveti Hz. ( Akşemdin Hz. Babası)
Amasya İli Kurtboğan Evliyası, Pir-Şerefüddin Hamza-i Halveti Hz. Türbesi Asıl ismi Hamza olup, Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin hazretlerinin babasıdır. Büyük velîlerden Pîr İlyâs hazretlerinin halîfelerinden olan Hamza Efendi’nin türbesi İstasyon Mahallesindedir. Hamza Efendi’ye Kurtboğan lakabının takılması şöyle anlatılır: Hamza Efendi’nin vefât edip defnedildiği günün gecesi bir kurt gelip kabrini açtı. Bu kurt o beldeye musallat olmuştu. Yeni mezarları bulur ve ölüyü kabirden çıkarıp parçalardı. Bu kurt Şeyh Hamza'yı da parçalamak ve yemek istedi. Şeyh Hamza Mübârek elini uzattı, kurdu boğazından tutup öldürdü. Ertesi sabah ziyârete gelen halk kurdu ölü vaziyette, Şeyh Hamza'nın elini de mezardan dışarıda buldular. Orada hâl sâhibi bir zât vardı. O; "Kurt değdiği için şeyhin elinin yıkanması lâzımdır." dedi. Elini yıkadılar, el hemen kabirden içeri çekildi. O günden beri Hamza Efendi Kurtboğan lakabı ile meşhur oldu.
Hace Yusuf Bahri Efendi Hz.
Çorum İli Hace Yusuf Bahri Efendi Hz. Türbesi Anadolu velîlerinden. Vezirköprü’de doğdu. Doğum târihi belli değildir. Babası, Vezirköprü Tâceddîn Paşa Câmii imâmı Mehmed Efendidir. Tahsil hayâtına Samsun Sıbyan Mektebinde başladı. Sonra Amasya’ya giderek, buradaki medresede Şehîd Müftü nâmıyla meşhûr müderristen ilim öğrendi. Ayrıca birçok âlimin sohbetlerinde bulundu. İlim tahsiline devâm etmek için İstanbul’a gitti. Burada Erzincan Müftüsü ismiyle meşhûr hocadan ders aldı. Bir gün ders esnâsında Yûsuf Bahri Efendi bir konuda hocasına îtirâzda bulundu. Dersten çıkınca hocası, Yûsuf Bahri Efendiyi yanına çağırarak; “Benden nasîbini aldın. Bundan sonra Mısır’da Şeyh Murtaza’dan ilim öğrenmeye devâm edeceksin.” buyurdu.
Seyyid Ali Baba Hz.
Şanlıurfa Birecik İlçe'sinde Seyyid Ali Baba Hz. Türbesi,
Dede Mahmud Hz.
Erzurum Pasinler İlçesinde Dede Mahmud Hz. Türbesi,
Zeynel Abidin Hz.
Kayseri Melikgazi İlçesinde Zeynel Abidin Hz. Türbesi Rufai Tarikatı’nın ileri gelenlerinden Zeynel Abidin’in 15. yüzyılda bugünkü türbenin bulunduğu çevreye tekke, cami ve çeşme yaptırdığı bilinmektedir. Kayseri’de İmam Sultan adı ile anılan Zeynel Abidin, 1414 yılında Kayseri’de vefat etmiş ve mezarı üzerine bugünkü yerde mütevazı bir türbe yapılmıştır. II. Abdülhamit zamanında, 1886 yılında ise Zeynel Abidin’in mezarının bulunduğu yere mevcut türbe inşa ettirilmiştir. Türbe, kare planlı bir yapı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Dört tarafında üçer pencere bulunan yapının bütün pencerelerinin üstünde iki satırlık beyitler dolanmaktadır. Türbe mekânının ortasında Zeynel Abidin’in sandukası bulunmaktadır. Yapının giriş kapısı üzerinde bulunan inşa kitabesinde, oval bir madalyona işlenmiş ll. Abdülhamit’in tuğrası yer almaktadır.
Şeyh Hasan Baba Hz.
Şanlıurfa Birecik İlçe'sinde Şeyh Hasan Baba Hz. Türbesi,
Alvarlı Efe Hz.
Hâce Muhammed LUTFÎ (Alvarlı Efe Hazretleri) 1285 / 1868 tarihinde Erzurum’un Hasankale’ye bağlı Kındığı Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Pederleri Hâce Hüseyin Efendi, vâlideleri Seyyide Hadîce Hanım’dır. Tahsilini başta pederi olmak üzere devrinin şöhretli âlimlerinden tamamlayarak mücâzen 1307 / . . . ‘de Hasankale’nin Sivaslı Câmii’ne imam olmuştur. Aynı yıl pederleri ile birlikte Bitlis’e giderek Hâce Muhammed Pîr-i Küfrevî Hazretleri’nin huzuruyla müşerref olmuş 1312 / . . . tarihinde seçkin bir halifesi olarak Hasankale’ye dönmüşlerdir. Buradan Erzurum’un DİNARKOM Köyü’ne gitmiş ve orada 1. Cihan Harbi’ne kadar kalmıştır. Bilahare vazifesini Yavi Nahiyesi’ne, oradan da anavatanı olan Hasankale’ye nakletmiştir. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğünü kabul etmemiş, Alvar Köyü halkının istirhâmı üzerine oraya giderek bu köyde yirmi dört sene vazife yapmıştır. 1939 yılında tedavi için Erzurum’a gelmiş, Mehdi Efendi Mahallesi’nde ikamet etmiştir. 90 senelik ömrünü insanlığa ve İslâmiyet’e adayan Efe Hazretleri 12 Mart 1956 tarihinde ebedî âleme intikal etmiş ve nâş-ı şerifi Alvar Köyü’nde pederleri Hâce Hüseyin Efendi Hazretleri yanında sırlanmıştır.
Osman Çelebi Hz.
Tekirdağ Marmara Ereğlisi'nde Osman Çelebi Hz. Türbesi Osman Çelebi Hz. Miladi 1660 yıllarında nüfusun çoğunluğunun gayrimüslim olan bölgeye irşad Müslümanlığı öğretmek ve yaymak vazifesi ile gelmiştir. Hicri 1150-Şaban ayının 25’inde miladi 1729 yılında vefat etmiştir.
Şems-i Sivasi Hz.
Sivas İli Şems-i Sivasi Hz. Türbesi Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. Halvetiyye yolunun kolu olan Şemsiyye (Sivâsiyye)nin kurucusudur. İsmi, Ahmed’dir. Babasının ismi Ebü’l-Berekât Muhammed’dir. Künyesi Ebü’s-Senâ, Lakabı Şemseddîn’dir. Kara Şems diye şöhret bulmuştur. 926 (m. 1519) senesinde Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu. 1006 (m. 1597) senesinde Sivas’da vefât etti. Sivas’da Meydan Câmii avlusunda medfûn olup, kabri mü’minler tarafından ziyâret edilmektedir.
Koyun Baba Hz.
İstanbul Fatih ilçesinde Koyun Baba Hz. Türbesi,
Süt Baba Hz.
Manisa Yunusemre İlçesinde Süt Baba Hz. Türbesi,
Şeyh Kutbuddin Hz. (Fatih Sultan Muhammed Hz.) Hocaları
Bursa İznik ilçesinde Şeyh Kutbuddin Hz. (Fatih Sultan Muhammed Hz.) Hocaları Türbesi İsmi şerifleri Muhammed bin Muhammeddir. ” Kutbuddin İzniki” diye şöhret bulmuştur. Hanefi mezhebi fıkıh alimi ve tasavvuf büyüklerindedir. Sultan Yıldırım Bayezid devri alimi ve evliyanın büyüklerindendir. Şakayıkı Numaniye ve Aşıkpaşazade tarihlerinin kaydına göre doğum yeri İznik olup , doğum tarihi hakkında bilgi mevcut değildir. Zamanının birçok âliminden ders okudu. Dînî ilimleri ve zamanının fen bilgilerini Mevlânâ Hasen Paşa’dan öğrendi. Her ilimde mütehassıs bir âlim olarak yetişti. Ahlâken yüksek, faziletlerle mücehhez (süslenmiş), zühd ve vera’ sahibi idi. Tasavvuftan büyük haz, pay aldı. Evliyâlığın yüksek derecelerine kavuştu. Fıkıh ve ahlâk ilimlerini kendinde topladı. Bilhassa Timur Hân, din ilimlerindeki yüksekliği sebebiyle karşılaştığında ona çok saygı göstermiştir. 821 (m. 1418) senesi Zilka’de ayının sekizinci günü, İznik’te vefât etti. Kabri üzerindeki üstü kubbeli dört köşe türbe ile bitişiğindeki Şeyh Kutbüddin Camii’nin XV. yüzyıl yapıları olduğu tesbit edilmekle birlikte kimin tarafından inşa edildikleri kesin olarak bilinmemektedir. Cami ve zaviye zaman içinde harap olmuş, türbe ise yakın zamanda onarım görmüştür.
Ahmet Baba Hz. (Dört Ayak Türbesi)
Niğde İli Ahmet Baba Hz. (Dört Ayak Türbesi) Niğde/Merkez, Yenice Mahallesi Dört Ayak Sokak’ta yer alır. Yapının inşa kitabesi olmadığı gibi, kaynak bilgi de yoktur. Fakat yaklaşık 15.00 m kuzeyinde türbeyle aynı ismi taşıyan cami ile çeşme bulunmakta ve çeşme üzerindeki kitabeye göre, 1178H / 1764-65 M yılında yapılmıştır. Cami-çeşme ve türbede aynı tip taş malzemesi kullanılmıştır. Bu özelliklerden dolayı muhtemelen cami ile aynı tarihlidir. Çeşme Ebubekir Ağa tarafından yaptırılmıştır. Türbeyi de aynı şahsın inşa ettirdiği düşünülebilir. Orijinal özelliğini koruyan türbe 1976 ve 1982 yıllarında onarım görmüş, bu onarımlarla kubbenin kaplama taşları yenilenmiş ve çevredüzeni yapılmıştır. Dıştan, 3.82x 3.82 m. boyutlarındaki yapı, baldaken tipi türbeler grubuna dâhildir. Kubbenin iç kısmında tuğla; ayak, kemer ve kubbenin dış kısmında sarımtırak renkte ince yönü trakit taşı kullanılmıştır. Türbe “L” biçiminde ve 2m yüksekliğinde 4 ayağa sivri kemerler yardımıyla oturan 2.70 m çapında kubbeyle kapatılmıştır. Örtü sistemine köşelerden pandantiflerle geçilmiştir. Ayakların dış köşeleri, kemerlerin üzengi taşları hizasından itibaren pahlanarak 0.40 m yüksekliğinde ve taş kornişle sonlanan sekizgen planlı kasnak oluşturulmuştur. Kubbe bu kasnak üzerine yerleştirilmiştir. Kubbe altında prizma şeklinde yekpare taş sanduka (yazı yoktur) yer alır. ,
Ali Baba Hz. (Ali Bingazi, Seyyid Battal Gazi Hz.'nin oğlu)
Malatya Battalgazi İlçesinde Ali Baba Hz. Türbesi Battalgazi ilçesindeki surların dışındaki yolun hemen sağında yer almaktadır. Namazgahın içerisinde bulunan mihrap taşının üzerindeki namazgaha ait kitabeye göre; namazgah 1243 yılında yaptırılmış. Aynı kitabede yazılanlara göre; Ali Bana Namazgahını Saceddin Ishak oğlu Kemalettin Kamyar tarafından inşaa ettirilmiş. Saceddin Ishak oğlu Kemalettin Kamyar tarafından yaptırıldığı halde neden Ali Baba isminin verildiği anlaşılmamaktadır. O dönemde genelde bu tür eserleri yaptıranlar ya kendisinin ya da ailesinden birinin ismini vermektedir. Ama bu namazgahın ismi Ali Baba olarak verilmiştir ve namazgahta bulunan kitabede dahil hiç bir yerde neden bu ismin verildiği yazılmamıştır. Ali Baba namazgahı dikdörtgen planlı olarak kesme taş kullanarak yapılmıştır. Yapım aşamasında namazgah yerden biraz yüksekte inşaa edilmiştir. Yani namazgah zemin seviyesinde değil biraz yüksek bir platform üzerinde kurulmuş şekilde yapılmıştır. Ali Bingazi Seyyid Battal Gazi Hz.'nin oğludur.
Halveti Şeyhi Mehmet Talui Hz. ve Müritleri
Bolu Mudurnu İlçe'sinde Halveti Şeyhi Mehmet Talui Hz. ve Müritleri Türbesi,
Aslahaddin Hz. (Muhammed ibn-i Ebubekir)
Bolu İli Aslahaddin Hz. (MUHAMMED İBN-İ EBUBEKİR) Türbesi Aslâhaddin Hz.'nin esas ismi MUHAMMED İBN-İ EBUBEKİR dir. İslam’a hizmetlerinden dolayı ona Aslâhaddin ismi verilmiştir. Bu ismi ona İznik’te mezarı bulunan ve akrabası olan Horasan Şeyhülislâmlarından Hacı Hamza vermiştir. Aslâhaddin’in manevi silsilesi velilerden Bayezid-i Bistami hazretlerine kadar gitmektedir. Aslâhaddin, Horasan ve civarından getirdiği 18 bin asker ile Levke ve İnegöl civarında fetihlerde bulunduktan sonra Bolu'ya gelmiştir. O zaman Bolu'da Zokkum adlı bir kral vardır. Aslâhaddin Hz. şehrin alınması için yapılan savaşta, ikinci kale yakınında (M. 933 yılında) şehit olmuştur.
Revak Sultan Hz.
Manisa İli Revak Sultan Hz. Türbesi Vakfiyede Revak Sultan’ın Barak Baba’nın oğlu olduğunun belirtildiğini kaydeder. 1371 yılında düzenlenen “Revak Sultan Vakfiyesi”nin şahidleri arasında gösterilen “Bektaş-ı Horasani oğlu İbrahim Seydi Dede, Cafer-i Horasani oğlu Yolageldi Baba, İlyas-i Horasani oğlu Haki Baba, İbrahim-i Horasani oğlu Arık Dede, Süleyman-ı Horasani oğlu Karaca Ahmed, Yunus-i Horasani oğlu Oklu Horos Dede, Hüsrev-i Horasani oğlu Sindel Baba gibi şahsiyetler Saruhanoğulları Beyliği’nin kuruluşuna vücud veren, Horasan Erenlerinin oğullarıdır.
Seyyid Bilal Hz.
Hazreti Hüseyin’in torunudur. İstanbul M.S. 675’te Ömer İbn-i Abdülaziz tarafından kuşatıldığında Seyyid Bilal Hazretleri bu kuşatmadaki gazilere yardım etmek amacıyla Orta Asya’dan gönüllü olarak Türk savaşçıları sağlamıştır. Kardeşi Seyyid Ali Ekber Hazretleri de bu savaşçıların arasına katılmıştır. Bu gönüllü savaşçılar birliği ile Karadeniz kıyısından İstanbul’a hareket etmiştir. Hareketi sırasında hava şartları nedeniyle Sinop limanına girmek zorunda kalmıştır. O günün şartlarına göre vergisini ödemiştir. Sinop’ta geçici olarak kalacaktır. Bu günkü Alâeddin Camii’nin bulunduğu yerde yorgun ve hasta askerleriyle konaklayarak dinlenmeye çekilmiştir. Ancak Sinop Tekfuru ve askerleri gözleyerek izlemiş ve durumlarından kuşkulanmışlardır. Bu kuşku üzerine Tekfur ve askerleri bir gece baskını düzenlemişlerdir. Üstün askerlik yeteneğine sahip Türk gönüllü savaşçıları bu baskına karşı koymuşlardır. Çıkan bu çatışmada sayılarının az, yorgun ve hasta olmaları gibi nedenlerle çoğu şehit olmuştur. Türbesi, ayni adı taşıyan Camii içerisindedir
Şems-i Tebrizi Hz.
Konya Karatay İlçesinde Şems-i Tebrizi Hz. Türbesi Tebriz'de 1185 yılında dünyaya gelmiştir. Asıl ismi Mevlana Muhammed'dir. Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve "Şemseddin" yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Daha küçük yaşlarda manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf'a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine "Şemseddin Perende" uçan Şemsed din denilmiş, ayrıca Tebriz'de tarikat pirleri ve hakikat arifleri ona "Kamil-i Tebrizi" adını vermişlerdir.
Seyyid Ahmet İzzet Efendi Hz. (Lokmacı Dede)
İstanbul Fatih İlçe'sinde Seyyid Ahmet İzzet Efendi Hz. (Lokmacı Dede) Türbesi II. Mahmut devrinin önemli kişilerinden Emin Efendi’nin oğlu olan Ahmed İzzet Efendi , Unkapanı’nda Bir Şazeli Şeyhine intisap etmiş iken, çocukluğunda bir rüya üzerine Sineklibakkal’daki Tekke’de zamanın kutbu Kuşadalı İbrahim Halveti hazretlerine intisap etmiştir. Onun gözde halifelerinden birisi olmuştur. Bulundukları Tekke yandığı zaman Şeyhi, Ahmet Efendi’ye” Oğlum, üzülme masivayı yaktın, geleceğine bak.” demiştir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) neslinden gelen, Ahmed İzzet Efendi, Keçecizade Ali Efendi’nin halefi, Muhammed Kırımi vefatı üzerine Kazasker Hasan Rafet Efendi Tekkesi diye anılan, şu anda medfun bulunduğu mekâna Şeyh tayin edilmiştir. Bu görevi süresinde çok kıymetli alimler ve tasavvuf büyükleri yetiştirmiştir. Ömrünün son yıllarını, imamlık ve Şeyhlik vazifesiyle geçiren Ahmet İzzet Efendi (1875) tarihinde vefat etmiş zamanın büyüklerinde Cerrahi Şeyhi Ali Efendi, Seyyid Nizam dergâhı şeyhi Mahmut Celaleddin ve Ulemadan Tikveşli Yusuf Efendi tarafından yıkanmıştır. Fakirlere ve talebelere destek verir, yedirip içirmeyi çok sever. Mekke ve Medine fakirlerine buradan devamlı yardım gönderirdi. Ayrıca önemli özeliklerinden birisi de hastalara bakar dertlerine deva olurdu. Çaresiz insanlara yol gösterirlerdi. Buhari-i Şerifi her yıl bu dergâhta hatim ettirirlerdi. Türbesi, Oymakapı Camii içindedir. Lokmacı Dede diye anılır.
Muhammed Bin Abdullah El Buhari Hz.
Ankara Altındağ ilçesinde Muhammed Bin Abdullah El Buhari Hz. Kabrinin bulunduğu yerdir Ehli keşif Zatların tesbitidir.
Manisa Mevlevihane ve Yatırlar
Manisa İli Manisa Mevlevihane ve Yatırlar Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından Saruhanoğulları’nın başşehri Manisa’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Spil dağı eteğinde, Evliya Çelebi’nin kaydettiği, cümle kapısı üzerindeki kitâbeye göre 770’te (1368-69) inşa ettirilmiştir. İshak Çelebi’nin 1366-1379 yılları arasında yaptırdığı Ulucami Külliyesi’ne dahil olmakla birlikte külliyenin uzağında bulunan mevlevîhâne Saruhanoğulları’na ait en eski eserlerden biridir. Eski Manisa Mevlevîhânesi olarak bilinen yapı günümüzde Manisa il merkezinin güneydoğusunda Yukarı Tabakhane mahallesinde tenha bir yamacın sırtında, eskiden Mevlevîhâne bağı denilen mesirenin yanında olup bugün Millî Park içerisinde kalmıştır. Yapı büyük restorasyon hatalarına rağmen orijinalliğini koruyabilen en eski Mevlevî âsitânesidir.
Nasreddin Hoca Hz.
Konya Akşehir İlçesinde Nasreddin Hoca Hz. Türbesi Büyük Filozof ve mizah ustası Nasreddin Hoca Sivrihisar’da doğmuş Akşehir’e gelip yerleşmiş ve burada hayata veda etmiştir. Güldürürken düşündürmeyi düstur edinen Hocanın türbesi, Akşehir'de kent surunun doğusunda, kendi adıyla anılan mezarlıktadır. Onarımlarla özgün biçimini yitiren yapıya günümüzdeki görünümünü 1905'te Akşehir kaymakamı Şükrü Bey kazandırmıştır. Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe kalmıştır. Mermer sandukanın baş ucunda gülmece ustasının yaşamını simgelemek üzere H. 683 (1284) olan ölüm tarihi, tersten 386 biçiminde yazılmıştır.
İsmail Hakkı Zühdi Efendi
Tekirdağ Şarköy İlçe'sinde İsmail Hakkı Zühdi Efendi Şeyh İsmail Hakkı Zühdî Efendi (1862/63-1912-13) Osmanlı İmparatorluğunda çöküş sürecine bürokrasi içinden tanıklık etmiş bir kalem erbabıdır. Tekirdağ Mürefte’de Duyûn-ı Umumiye baş katibi olarak görev yapmıştır. Aynı zamanda Halvetî-Cerrâhî tarikatı postnişini olan Şeyh İsmail Hakkı Zühdî Efendi, Mürefte’de bir ev kiralayarak orayı tekke haline getirmiştir. Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi (ö.1331/1913)’nin halîfelerinden olan, İsmail Hakkı Zühdî Efendi’ elli iki yaşında (ö. 1331/1913) vefât etmiştir. Zühdî Efendi Türbesi, Mürefte Eski Camii bahçesinde iken, Cami'nin restoresinden sonra İncirlik kabristanına kaldırılmışdır. Bugün mezarının yeri bilinmemektedir.
Yedi Kızlar Hz.
Manisa Şehzadeler İlçesinde Yedi Kızlar Hz. Türbesi, Gülgün Hatun olarak da bilinir.
Piri Halife Sultan Hz.
Isparta Eğirdir ilçesinde Piri Halife Sultan Hz. Türbesi Anadolu'yu İslam'ın nuruyla aydınlatan büyük Allah dostlarındandır. Adı Muhammed olup, seyyiddir. Soyu, yirmi ikinci batında Zeynel Abidin Hazretleri'nden Hazreti Hüseyin'e ulaşmaktadır. Piri Halife, İran'ın Hoş şehrinde Isparta'nın Eğridir ilçesinde vefat etti. Rüyasında Şeyhülislam Berdeî Hazretleri ile birlikte Anadolu'ya hicret etti. Şeyhülislam Berdei ve Şeyh Abdullatif Kudsi Hazretleri'nden feyiz aldı. Fatih Sultan Mehmed Han'ın saltanatının ilk devirlerinde vefat etti. Kabri, Isparta Eğridir Yazla'da, Burhaneddin Camii Haziresi'nde dir.. Anadolu'ya gelmesi şöyle olmuştur: Hoy şehrinde iken bir gece rüyasın¬da Peygamber Efendimiz’i gördü. Peygamber Efendimiz ona rüyasında: "Benim yolumda ve benim evladımdan, kâmil şeyh ve mükemmel mürşid, yetişmiş ve yetiştirebilen rehber Şeyhülislam Berdei gelmek üzeredir. Gafil olma, Rum diyarına, Anadolu'ya sen de git" diye emir buyurdu. Bu rüya üzerine işaret edilen zatın gelmesini beklemeye başladı. Ona rüyasında işaret edilen zat, meşhur velilerden büyük rehber Şeyhü¬lislam Berdeî Hazretleri olup, bir Osmanlı valisinin daveti üzerine Anadolu'ya göçüyordu. Hac ibadetini yapmak üzere Mekke'ye gitmişti. Orada Kâbe’yi ta¬vaf ederken Osmanlı valilerinden o zamanki adıyla Hamid’li (Isparta) valisi ile tanıştı. Bu, vali Hızır Bey idi. Âlimleri ve velileri çok sever, hürmet ederdi. Şeyhülislam Berdeî Hazretleri'ni tavaf sırasında görüp, onun büyük bir âlim ve mürşid olduğunu anladı.
Polat Dede Hz.
Gaziantep Şahinbey ilçesinde Polat Dede Hz. Türbesi,
Yuşa Hz.
Gaziantep Şahinbey İlçe'sinde Yuşa Hz. Türbesi,
Fatih Sultan Muhammed Han Hz.
İstanbul Fatih ilçesinde Fatih Sultan Muhammed Han Hz. Türbesi Osmanlı Devleti'nin yedinci padişahı olan Fatih Sultan Mehmed 30 Mart 1432’de doğmuş ve 3 Mayıs 1481’de vefat etmiştir. Tarihî kaynaklarda ismi Muhammed şeklinde geçer. İlk olarak 1444-46 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451’den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürdü. II. Mehmed, 21 yaşında İstanbul’u fethederek 1000 yıllık Doğu Roma(Bizans) İmparatorluğu’na son verdi ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ’ın sonu Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi. Fetih’ten sonra fethin babası anlamına gelen “Ebû’l-Feth” Osmanlı Türkçesi ile daha sonraki dönemlerde ise “Çağ Açan Hükümdar” ve “Kayser-i Rûm” unvanları ile anıldı. Fatih, Hz. Muhammed S.A.V.'nin bir hadisine nâil olduğu için günümüzde Türk ve İslam dünyasının geniş bir kesiminde “kahraman” olarak kabul edilmektedir. Türbesi, Fatih Camii Haziresi'ndedir.
Muhammed Esad Erbilli Hz.
İzmir Menemen İlçe'sinde Muhammed Esad Erbilli Hz. Türbesi Muhammed Esad Erbilî Hazretleri, 1847-1931 yılları arasında yaşamıştır. Musul’un Erbil kasabasında doğmuştur. Babası Erbil’de bulunan Halidî Tekkesi’nde postnişin Şeyh Muhammed Said’dir. Dedesi, Hâlid-i Bağdâdî’nin halifelerinden Şeyh Hidayetullah’tır. İlk tahsilini Erbil’de tamamlamıştır. Davud Efendi’den özel dersler görmüş, icazet almıştır. Daha sonra Şeyh Tâhâ el-Harîrî’ye intisap etmiştir. Seyr u sülûkünü tamamladıktan sonra 1292/1875 tarihinde şeyhi Tâhâ el-Harîrî’nin de vefatı üzerine irşad vazifesine başlamıştır. Altın Silsilenin (Silsile-i Aliyye) 33. halkasını oluşturan Esad Erbilî Hazretleri, ilmî icazetnamesini Davud Efendi’den, Nakşî icazetnamesini de Tâhâ el-Harîrî’den almıştır. Bunun yanında Kadirî Âsitânesi şeyhi Seyyid Abdulhamîd-i Birifkânî’den de Kadirîlik icazeti almıştır. Hem Nakşî hem de Kadirî tarikatından icazetlidir.
Cumudar Türbesi
Amasya İli merkezindeki Cumudar Türbesi Caminin kapısı üzerinde bulunan, kemer kavisi şeklindeki kitabeden caminin iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılır. Bu kardeşlerden Said Ferruh’un Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vezirlerinden Necmeddin Ferruh Bey olduğu kabul edilmektedir. Kardeşi de Haznedar Yusuf’tur. Yapım tarihi, kitabeye göre 1242 yılıdır. Bugün, minaresinin yapım biçimiyle adlandırılan ve Evliya Çelebi’nin, Seyahatnamesinde Mahkeme Camii ismiyle bahsettiği caminin minaresi ilk yapıldığında ahşaptı. 1590 yılındaki deprem ve 1602 yılında yaşanan yangında hasar gören caminin minaresi 1730 yılında yaşanan büyük yangında tamamen yok oldu. Bunun yerine yapılan minare bu kez caminin güçlü taş yapısına uygun biçimde taştan yapıldı. Dönerek minarenin etrafını dolanan yivlerin oluşturduğu bu yapıya bu zamandan sonra Burmalı Minare, camiye de Burmalı Minare Camii denmiştir. Cami, girişin iki yanındaki minare ve türbe dışında oldukça düzgün bir dikdörtgen plana sahiptir. Kesme taştan örülmüş kalın ve güçlü duvarlardan batı ve doğu cephesindekilerde bulunan dörder pencere ile güney cephesindeki üç pencere caminin içini aydınlatır. Camiye minare ve türbenin arasından, dışarıya doğru çıkıntılı büyük bir niş içinde yer alan kemerli kapıdan girilir. İç mekân mihrap ekseninin iki yanında sıralanmış üçer paye (sütun) ile üç sahına ayrılmış, payelerin birbirine sivri kemerlerle bağlanmasıyla bu sahınlar da üçer bölüme ayrılarak toplam dokuz bölüm meydana getirmiştir. Bu dokuz bölümden orta sıradaki üçünün üzeri kubbelerle örtülüdür. Yan sıralardaki bölümlerden kıble duvarına yakın olan ikisi çapraz, diğer bölümler beşik tonoz örtülüdür. Girişin sol yanında kare zemin üzerine sekizgen yapılı Cumudar Türbesi bulunur. İlhanlılar’ın Anadolu egemenliği döneminde Amasya’da Anadolu Nazırlığı yapmış olan Şehzade Cumudar’a ait mumyanın Amasya Müzesi’ne konulmasına kadar burada bulunmuş olması nedeniyle bu isimle anılan türbe asıl olarak Ferruh Bey ve oğluna aittir.
Beşikli Baba Hz.
Elâzığ Beşikli Baba Hz. Türbesi Beşikli Baba, Harput’taki Balak Gazi heykelinin yanında, bir zamanlar Kayabaşı denilen büyük namaz meydanının baş tarafında metfundur. Türbe plânsız bir şekilde taş işçiliği ile yapılmıştır. Küçük bir penceresi vardır. Giriş kapısı da o nisbette küçüktür. Türbe önceden yapılan şekli üzerine onarım görmüştür. Mimari bir özelliği yoktur. İshak Sunguroğlu’nun eserinde bu türbenin bulunduğu yerde bir ailenin topluca şehit edilmiş olduğu ileri sürülür. Burada yatan zatların Arap ordularının Harput’u fetihleri sırasında şehit düştükleri kabul edilir. Türbede bulunan beşikten dolayı buraya “Beşikli Baba” denilmiştir.
Selçuklu Sultanları
Konya Selçuklu İlçesinde Selçuklu Sultanları Türbesi Konya’nın en gözde mekanlarından biri olan Sultanlar Türbesi, Alaeddin Camii’nin içerisinde bulunmaktadır. Selçuklu türbe mimarisinin en güzel örneklerinden olan mekân, şehrin en çok ziyaret edilen noktalarından biridir. Türbede; Sultan II. Kılıçarslan, Sultan I. Mesut, Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Sultan IV. Kılıçarslan, Sultan I. Alaeddin Keykubat ve Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in mezarı sandukaları bulunuyor.
Mersin Dede Hz.
Çanakkale İli Mersin Dede Hz. Türbesi,
Aşık Paşa Hz.
Kırşehir Aşık Paşa Hz. Türbesi Âşık Paşa olarak bilinen zatın asıl adı Ali'dir. Osmanlı Devleti'nin ku¬ruluş devrinde Kırşehir'de yetişmiş velilerdendir. Cengiz istilası sebebiyle Anadolu'ya göç eden ve Amasya dolaylarına yerleşen Mutasavvıf Baba İlyas Horasani Hazretleri'nin torunu, Osman Gazi'nin gaza yoldaşı alperen Şeyh Muhlis Baba'nın oğludur. Âşık Paşa, Kırşehir'e yerleşmiş ve orada vefat etmiştir. (h.733/m.l333) Paşa lakabı askeri bir rütbe değildir. O zamanki geleneğe göre babasının ilk evladı olduğu için, "Paşa" lakabı verilmiştir. Adı geçen, ariflerin makamla¬rına vakıf bir veliydi. Tasavvuf konularında 12 bin beyitlik "Garipnâme" adlı bir eseri ve 24 bin beyitlik "Maarifnâme" adında bir divanı vardır. Bu ikinci eseri halk arasın¬da "Âşık Paşa Divanı" diye meşhur olmuştur. Manisa-Muradiye Kütüphanesi'nde, "Risale fi Beyâni’s-Semâ" adında bir eseri bulunmaktadır. İlk iki manzum eseri, tasavvuf ve Osmanlı Edebiyatı açısından çok mü¬himdir. Âşık Paşa'nın oğlu Elvan Çelebi Hazretleri de arif ve âşık bir şairdir. Kabri, Amasya civarında, kendi adıyla anılan köydedir. Onun da "Etvar-ı Sülük" adlı bir manzumesi vardır.
Seyyid Salih Hz.
Mersin Mut İlçesinde Seyyid Salih Hz. Türbesi,
Şeyh Şaban-ı Veli Hz.
Kastamonu İli Şeyh Şaban-ı Veli Hz. Türbesi Şeyh Şabanı Veli Hazretleri, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinin Gökçeağaç Bucağına bağlı Çakırçayı Köyü'nün Cimdar Mahallesi'nde 1497 yılında dünyaya geldi. Sefine-i Evliya isimli eserde ise doğum tarihi 1499 olarak geçmektedir. Şabanı Veli henüz dünyaya gelmeden babasını, üç yaşlarında ise annesini kaybetmiştir. Şabanı Veli’yi hayırsever bir hanım himayesine almış ve tahsilini tamamlamasına yardım etmiştir. Şabanı Veli tahsilinin bir bölümünü Taşköprü'de yapmıştır. Kuran, hadis, tefsir ilimlerinde bilgilerini derinleştirmek için Kastamonu'ya gelmiş, burada önce Hisarardı Semtindeki Cemalettin Mescidi avlusunda daha sonra Seyid Sünneti Mescidinde ilim tahsiline devam etmiştir. Daha sonra İstanbul'a giderek tahsilini İstanbul Fatih Medreseleri'nde tamamlamıştır. Öğrenim yıllarında güzel ahlâkı, ağırbaşlılığı ve çalışkanlığı ile hocalarının teveccühüne mazhar olmuştur.
Alaattin-i Uşşaki Hz.
Uşak İli Alaattin-i Uşşaki Hz. Türbesi Halveti tarikatının ileri gelen büyüklerinden. Halvetiliğin üçünçü asıl şubesinden olan Ahmediyye kolunun kurucusu Yiğitbaşı Veli hazretlerinin mürşididir. Akhisar’a bağlı Göl Marmara da doğan Yiğitbaş Veli, Uşak’a gelerek normal medrese eğitimini tamamlamıştır. Medreseden icazetini aldıktan sonra Şeyh Alaaddin Uşşaki hazretlerine intisap edip O’ndan tarikat ve feyz alarak seyr sülukunu tamamlamıştır. Hilafetini aldıktan sonra Manisa’ya dönen Yiğitbaş Veli hazretleri burada irşada başlamıştır. Türbesi, Kabaklar Köyü'ndedir.
Seyyid Hamdullah Veli Hz.
Amasya İli Seyyid Hamdullah Veli Hz. Türbesi Piri Hamdullah Baba türbesi 23.post nişin hacı Bektaş veli efendimizin torunu dolayısıyla zat-ı seyyidir
Cahidi Ahmed Efendi Hz.
Çanakkale Eceabat İlçesinde Cahid ve Cahide Sultan Hz. Türbesi Câhidî Ahmed Efendi, XVII. yüzyılın önemli mutasavvıflarından biridir. Aslen Edirneli’dir. Rumeli’li bir ailenin çocuğu olup babasının ismi Muhammed’dir. Gerçek adı Ahmed’dir, Câhidî ise mahlasıdır. Padişah IV. Mehmed’in Câhidî’yi rüyasında görmesi üzerine, Çanakkale’nin Kilitbahir beldesine gelerek kendisini ziyaret eder. Padişah, bu ziyaret sırasında maddi ikramları kabul etmeyen Câhidî’yi “Sultan” ünvanı ile manen taltif eder. Böylece halk arasında “Câhidî Sultan” şeklinde meşhur olmuştur. Câhidî, genç yaşta Edirne’den gelip Gelibolulu Şeyh Ömer Karibî (Kutub Ömer) Efendi’ye intisab eder. Seyr ü sülûkünü tamamladıktan sonra icazetini alır ve o zamanki ismi ile Kiludu’l-Bahr’e gelerek şimdi bulunduğu yere tekkesini kurar ve irşad faaliyetlerine başlar. Burada Kerime Hatun ile evlenir. Bu evlilikten Âdem ve Lütfullah adında iki oğlu olur. Âdem Efendi, babasından 17 yıl önce 1053/1643 yılında vefat eder. Kabri türbenin dışında güney cephededir. Halk arasında keramet ehli bir hanım olduğu söylenen eşi Kerime Hatun ise Câhidî’nin yanında metfundur.
Ayni Ali Hz.
Manisa İli Ayni Ali Hz. Türbesi Ayni Ali Dede’nin Fatih ve II. Bayezid dönemlerinde yaşamış bir Bektaşi şeyhi olduğu, zaviyesine birçok arazi ve emlakin vakfedilmiş olduğu nakledilir. Türbenin yapı üslubundan Osmanlı döneminde XVI-XVII. yüzyılda inşa edildiği ileri sürülür. Düzgün kesme taştan yapılmış olan türbenin önünde çatılı, yuvarlak kemerli küçük bir giriş vardır. Sandukanın bulunduğu bölüm sekizgen planlı olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Giriş dışında üç kenarda dikdörtgen söveli, yuvarlak kemerler içerisine alınmış pencereler bulunmaktadır. Bunların üzerine de birer küçük alçı pencere yerleştirilmiştir. Bektaşilerin, 1826’dan beri Manisa’da tekkeleri yoktur. Ama burada eskiden önemli olduklarını ve Ayn-ı Ali ile Niyazi Baba’nın türbelerinin kendi tarikatlarına ait bulunduğunu ileri sürmektedirler. Evliya Çelebi’nin döneminde burasının medrese olduğu görülüyor.
Hacı Hamza Oğlu Kasım Hz.
Bolu Hacı Hamza Oğlu Kasım Hz. Türbesi Çamyayla mahallesinde bulunmaktadır
Hallac-ı Mansur Hz. Makamı
Çanakkale Gelibolu İlçesinde Hallac-ı Mansur Hz. Makamı Hallac-ı Mansur bir enel hak şehididir. İslam dinindeki kendine özgü inanışların uğruna muhalifleri tarafından Bağdat’ta şehit edilmiş ve cesedi yakılarak, külleri denize dökülmüştür. Bu mübarek zatın türbesi Bağdat’tadır. Birçok İslam ülkesinde türbeleri vardır. Bunların hepsi makamdır. Yedi adet olduğu söylenen bu türbelere Hallac-ı Mansur makamı denmektedir. Gelibolu ilçesindeki bu türbe de bu yedi makamdan biridir. Türbenin içinde halen mevcut olan iki mezarın, sonradan buraya gömülen iki kişiye ait olduğu söylenir. Türbe, Mimari bakımdan İskender çelebi türbesine benzetilmektedir.
Ahi Yusuf Hz.
Antalya Muratpaşa ilçesinde Ahi Yusuf Hz. Türbesi Antalya Kaleiçi, Mermerli Banyo Sokak'ta yer alan bu mescit, yazıtına göre 647 H. (1249) tarihinde Ahi Yusuf adına yaptırılmıştır. Caminin cephesinde çift kanatlı bir kapı ile kapının iki tarafında dikdörtgen şekilli pencereler mevcuttur. Cephe çok sadedir. Kapı ve pencere üzerleri sivri kemer alınlıklıdır. İbadet yerine kuzeydeki kesme taştan yapılmış ve üzerinde bir niş olan bir kapıdan girilir. Mescit kare planlı ve tek kubbelidir. İnşaat malzemesi olarak moloz taş kullanılmıştır. Eski resimlerine bakıldığında, önceleri kuzey cephede sütunlu bir son cemaat yeri bulunmaktaydı. Mescidin içi çok sadedir. Yarım silindir şeklindeki mihrabının iki yanında sivri kemerli pencereleri vardır. Bu mescidin kuzeyinde eski kale duvarları kalıntıları arasında Ahi Yusuf a ait bir türbe bulunmaktadır. İki katlı türbenin üst katına açılan blok taşlardan yapılmış bir kemer göze dikkati çeker. Bu kalıntılardan mescidin eskiden bir külliye olduğu izlemi doğmaktadır. Kornişli saçaklı ve piramidal çatı olup alaturka kiremit ile örtülü mescidin dar sokağında, yapıya bitişik yazıtı oldukça tahrip olmuş bir de çeşme bulunmaktadır.
Sinan Dede Hz.
Balıkesir Burhaniye İlçe'sinde Sinan Dede Hz. Türbesi Havran Çayı kenarındadır.
Abdal Musa Hz.
Antalya Elmalı ilçesinde Abdal Musa Hz. Türbesi Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürüdür. Aslen Horasanlıdır: Azerbaycan’ın Hoy Kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan “Hoylu“olarak tanınır. Hacı Bektaş-i Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu olan Hasan Gazi’nin oğludur. Abdal Musa Sultan Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14yy. da yaşadığı Osmanlıların Bursa’yı fethettiği yıllarda Orhan Bey’in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş-i Velinin önde gelen halifelerindendir. Payesi “Sultanlık “, mertebesi “Abdallık “tır. Pir evinde hizmet postu ise, “Ayakçı Postu“dur. Bu post, Bektaşi Tarikatındaki on iki posttan onbirincisi olup diğer adı “Abdal Musa Sultan Postu’dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir. Abdal Musa Sultan, kuruduğu tekkesinde sayısız kişiler irşat etmiş ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir.
Ahmet Kuddüsi Hz. ( Kuddusi Baba)
Niğde Bor İlçesinde Ahmet Kuddüsi Hz. (Kuddusi Baba) Türbesi Kuddusi Hazretleri, 11 Rebiülevvel 1183 'de (Temmuz 1769) Niğde' nin Bor kasabasında doğmuştur. Asıl adı Ahmet b.Hacı İbrahim olan Hz. Kuddusi, daha çok "Mar'aşi-zade" ve "Kuddusi" lakapları ile maruf ve meşhurdur. Bu "Kuddusi" lakabını ona bizzat Allah Teala vermiştir. Öyle ki, o, anasının karnında iken Allah"ın "Kuddusi" ismini zikreder ve anası da bunu işitirmiş.
Kaşıklı Baba Hz.
Çanakkale Eceabat İlçesinde Kaşıklı Baba Hz. Türbesi Kaşıkçı Dede’nin kale inşaatlarında çalışan işçilerin yemek yerken kullandıkları kaşıkları, Trakya’dan veya Anadolu’dan getiren ve kaşıklardan sorumlu olan kişinin O olduğu sanılmaktadır. Daha sonra kale inşasında kaşıkçı başı olarak görev alır ve bu görevini ölene kadar devam ettirir. Halk arasında Kaşıkçı Dede, Kaşıklı Dede ve Kaşıkçı Baba olarak bilinir. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Halk arasındaki inanca göre konuşamayan çocuklar Kaşıkçı Dede tarafından tedavi edilir. Konuşamayan çocuğa kabrin üzerinden alınan bir kaşıkla yemek yedirilirse çocuğun konuşacağına inanılır. Bu inanç eskiden beri devam etmektedir. Ayrıca evlenememiş kızlar hayırlı bir kısmet dilemek için Kaşıkçı Dede’yi ziyaret ederler. Kaşıkçı Dede’nin Çanakkale Savaşlarında cephedeki Türk askerine küçük bir destiyle su dağıttığı ve destideki suyun hiç tükenmediği söylenmektedir (Tellioğlu 1997: 153). Kaşıkçı Dede’nin türbesi Kilitbahir Feribot İskelesi İstanbul yolu üzerindedir. Bu nedenle pek çok defa kaldırılmak istenmiş fakat kimse başarı olamamıştır. Hatta kabri kaldırmaya çalışanlardan bazılarının hastalandığı rivayet edilmektedir.
Çandarlı Kara Halil Paşa Hz. ve Hocası
Bursa İznik ilçesinde Çandarlı Kara Halil Paşa Hz. ve Hocası Türbesi Çandarlı Kara Halil Paşa, Karaman'da Sivrihisar kazasına bağlı Çendere köyünden, Ali adlı bir kişinin oğluydu. Asıl adı Halil olup, Kara ve Karaca lakabıyla vezirliği sırasında da Hayreddin ünvanı ile anılmıştır. Osman Gazi'nin son yıllarında Orhan Bey’in, babasına vekalet ettiği tarihlerde Şeyh Edebali'nin tavsiyesiyle Bilecik kadısı oldu. Kara Halil Efendi’nin bu kadılığı sırasında gerçekleştirdiği en önemli hizmet, muntazam bir askeri ocak olan "yaya" teşkilatını düzenlemiş olmasıdır. Çandarlı Kara Halil Paşa, İznik'in fethinden sonra Orhan Gazi tarafından İznik kadısı tayin edildi. 1348'de devletin yeni merkezi Bursa'ya kadı oldu. Sultan Murad Hüdavendigar'ın tahta çıkmasından sonra, kendisine en yüksek şer'i ve hukuki bir makam olarak yeni ihdas edilen, kazaskerlik görevi verildi. Bundan sonra kazaskerlerin padişahla birlikte seferlere katılması kanun haline geldi.
Filibeli Tevfik Mehmet Hz.
Bolu Mudurnu ilçesinde Filibeli Tevfik Mehmet Hz. Türbesi Bolu velilerinden. 1796 yılında doğdu ilk öğrenimini Filibe’de yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek 28 yaşında iken Fatih Medresesinden icazet alarak mezun oldu. İlk görevini İstanbul’da Eyüp Sultanda aldı. Bir süre burada çalıştıktan sonra tekrar doğum yeri olan Filibe’ye döndü. Filibe Şehrinde 50 yıl imamlık yaptı. Lakin savaş çıkınca tekrar İstanbul’a döndü ve görev istedi. Zamanın Şeyhülislam’ı tarafından bir göreve tayin edileceği sırada Mudurnulu Hacı Tevfik Efendi, Şeyhülislam’a başvurup Filibeli Hacı Tefvik Efendi’yi Mudurnu’ya getirdi. Filibeli Hacı diye anılan Tevfik Efendi, Mudurnu Yıldırım Beyazıd camiinde 50 sene imamlık yaptı. Aynı zamanda medrese ve camiide kurslar halinde dersler veren Filibeli Hoca’nın çevre ilçelerden çok sayıda öğrencisi vardı. Filibeli Hacı Tevfik Efendi, Nakşibendi yoluna bağlı idi. Hayatının 100 yılını nazam kıldırmak ve Kuran-ı Kerim okutmakla geçiren Filibeli Hoca’nın keramet sahibi olup, Milli mücadele yıllarında halkı teşvik ederek hizmette bulunmuştur. 133 yaşında iken 26.02.1929 tarihinde vefat etti. Sağlığında iken kendisi gibi ulema ehlinden olan ve Mudurnu’nun en yüksek tepesinde yatmakta olan Şeyhül Ümran’ın yanına gömülmeyi vasiyet ettiğinden Şeyhül Ümran tepesi diye anılan yere gömüldü.
İmam Bakır Hz.
Şanlıurfa Harran İlçesinde İmam Bakır Hz. Türbesi Harran'ın 3 km. kuzeydoğusunda İmam Bakır Köyü'nde 12 İmamdan beşincisi olan Ebu Ca'fer İmam Muhammet Bakır'a atfedilen bir türbe ve bitişiğinde onun adını taşıyan bir cami yer alır. Halife Hz.Ömer zamanında (miladi 639'da) Urfa ve Harran'ın fethi savaşına katılan Ebu Ca'fer İmam Muhammet'in kopan bir parmağının buraya gömülerek üzerine türbenin yapıldığı ve köye "İmam Bakır" adı verildiği rivayet edilir.
Kara Baba Hz. (Arap Baba)
Malatya Battalgazi ilçe'sinde Kara Baba Hz. (Arap Baba) Türbesi,
Zağnos Paşa Hz.
Balıkesir Zağnos Paşa Camii'nde Zagnos Paşa Hz. Türbesi Eğitimini Edirne Enderun'da yapan Zağanos, eğitiminden hemen sonra umera sınıfına dahil olmuştur. Sultan II. Murat, oğlu ve veliahti olan Şehzade Mehmet'i Manisa sancakbeyi için gönderince önce Nişancı Mehmet Bey onun lalası olarak görevlendirilmiş ve çok geçmeden Zağanos Paşa'ya lalalık görevi verilmiştir. 1449 senesinin Aralık ayında Saruca Kasım Paşa lalalık görevine atanmasına kadar bu görevi sürdürmüştür. Zağanos Paşa, İstanbul'un Fethi’nden sonra azledilerek idam edilen Çandarlı Halil Paşa'nın yerine vezir-i azamlığa getirilmiştir. Osmanlılar, Belgrad Kuşatmasında Sırbistan'ın her yanını fethetmesine karşın şehri alamayıp; şehri savunan János Hunyadi komutasındaki Macar ordusu ve Haçlı birliklerine yenilip ağır kayıplar neticesi kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldığı zaman, bu başarısızlığın en büyük sorumlusu olarak Zağanos Paşa gösterilmiş ve vezir-i azamlıktan alınmıştır.
Bayram Baba Hz.
Çanakkale Bayramiç İlçesinde Bayram Baba Hz. Türbesi
Gül Baba Hz.
Ankara Altındağ İlçe'sinde Gül Baba Hz. Türbesi,
Berda-i Sultan Hz.
Isparta Eğirdir İlçesinde Berda-i Sultan Hz. Türbesi Anadolu'yu aydınlatan meşhûr velîlerden. On dördüncü yüzyılda yaşamıştır. Osmanlı pâdişâhı Kânûnî Sultan Süleymân Han zamanında Hamidili (Isparta) vâlisi Hızır Beyin dâveti ile Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş Eğridir'de, Eğridir Gölünün kenarında Mezâr-ı Şerîf denilen yerde yerleşmiştir. Kabri oradadır. Şeyhülislâm Berdeî diye de tanınır.
Hüdavent Hatun Hz.
Niğde İli Hüdavent Hatun Hz. Türbesi Hüdavent Hatun Türbesi Hüdavent Hatun parkında Kümbet içerisindedir. Taç kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre, 712H./ 1312–13 M. yılında yapılmıştır. Anadolu Selçuklu Hükümdarı IV. Rukneddin Kılıç Aslan’ın kızı Hüdavend Hatun yaptırmıştır. Günümüze bazı onarımlar görerek gelen türbe, orijinal özelliğini korumaktadır. Yapı, tek katlı ve sekizgen planlı türbeler grubuna girer. Yapı inşasında sarımtırak renkte ince yönü trakit taşı; kapı ve pencerelerin söve, kemer ve lentolar ile kasnaktaki kuşak ve kitabelerde beyaz mermer kullanılmıştır. Kasnaktaki sivri kemerli alınlıklardaki bezemelerle, pencerelerdeki figürlü süslemelerde ve pencere şebekelerinde daha ince dokulu ve sert olan kırmızımtırak renkte taş; iç mekânın kubbe kasnağında sağır sivri kemerlerde siyah kesme taş kullanılarak oldukça zengin malzemeye yer verilmiştir. Yapını inşasında oldukça temiz ve itinalı bir işçilik görülür. Türbe, sekiz kenarlı bir kaide üzerinde sekizgen gövde olarak yükselmekte ve üstte Onatlı kenarlı kasnağa dönüşerek içten kubbeye, dıştan da sekiz kenarlı piramidal külahla kapatılmıştır. Türbe yapı bakımından olduğu kadar, bitkisel, geometrik ve özellikle figürlü plastik bezemeleri bakımından özeldir.
Halil İbrahim Efendi Hz. (İbrahim Paşa)
Çanakkale Ayvacık ilçesinde Halil İbrahim Efendi Hz. Türbesi, Paşaköy Eski Camii arka bahçesindedir.
Diyarbakırlı Hacı Mustafa Safi Amidi Bolevi Hz.
Bolu ili Diyarbakırlı Hacı Mustafa Safi Amidi Bolevi Hz. Türbesi Anadolu'da yetişen ve Anadolu'yu aydınlatan evliyânın meşhurlarından. İsmi Mustafa bin Sâlih'tir. Babası Diyârbekir ulemâsından ve Diyârbekir müftîsi Hacı Sâlih Efendidir. 1846 (H.1263) senesinde vefât etti. Türbesi, Bolu'da Aktaş Dergâhındadır. Tahsîline Diyârbekir'de başladı. Dokuz yaşında Kur'ân-ı Kerîmi ezberledi. Babasından sarf, nahiv öğrendi. Diğer medrese kitaplarından Şerh-ül-Akâid'e kadar okudu. Sonra, babasının izni ile, İstanbul'a gidip tahsîlini orada devâm ettirdi. Akşehirli Hacı Ömer Efendiden ders aldı. 1807 senesinde tahsîlini tamamlayıp icâzet, diploma aldı. İstanbul'da müderrislik yapmak üzere kalmaya karar vermişken, bir gece rüyâsında devrin meşhur evliyâsı Çerkeşli Hacı Mustafa Efendiyi gördü. Ona; "Evlâdım Mustafa Sâfî Efendi! Zâhir ilmini tamamlayıp icâzet aldın. Tasavvuf ilmini öğrenip, ilm-i ledünne kavuşmak için Çerkeş'e gel de bu ilmi tahsîl eyle. Çünkü senin İstanbul'da kalmana izin yoktur." buyurdu. Bunun üzerine Mustafa Sâfî Efendinin kalbinde ilâhî bir muhabbet, aşk peydâ oldu. İstanbul'da durmaya tahammülü kalmadı. Çerkeş'e gitmek için yola çıktı. Oraya varınca, Hacı Mustafa Efendinin huzûruna gitti. Elini öpüp, talebesi olmayı arzu ettiğini bildirince önce bu isteğine iltifat edilmedi. Ümitsiz olarak huzurlarından ayrıldı.Ancak üç gün dergâhta misâfir kaldı. Sonra o zâtın kabûl buyurması için Derviş Hasan vâsıtasıyla arz edip yalvardıysa da,Çerkeşli Mustafa Efendi; "O, bir âlim kimsedir. Benim zâhir ilminde onun kadar kuvvetim yok. Bu sebeple talebeliğe kabul edemem." dedi. Bu haber kendisine ulaşınca, kalbinde aşk-ı ilâhî hâsıl oldu. Bu sırada kalbinde meydana gelen coşkunluğa tahammül edemeyip, hemen huzûruna gitti. Mübârek ellerini öptükten sonra ilm-i zâhiri kalmadığını, aşk-ı ilâhînin gönlünü yaktığını ve onun işâretiyle talebe olmaya geldiğini arz ve beyân ederek yalvardı. Tekrar kabûl etmesini istirhâm eyledi. Bunun üzerine onu talebeliğe kabûl etti.
Yusuf Hakiki Baba Hz.
Aksaray Yusuf Hakiki Baba Hz. Türbesi, Şeyh Hamit Mahallesindedir.
Piri Baba Hz.
Amasya Merzifon İlçesinde Piri Baba Hz. Türbesi Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinden öğrenildiğine göre, Piri Baba, Ahmet Yesevi’nin izniyle Anadolu’ya gelip Merzifon’un kuzeyindeki yüksek tepeye yerleşmiş meczup tavırlı bir Yesevi dervişidir. Halk arasında yaygın pek çok menkıbesi vardır. Pir Dede’nin asitanesi Evliya Çelebi döneminde aşevi, tekke, derviş hücreleri ve iki yüzden fazla dervişiyle gelip geçene hizmet etmekte, bir irşad merkezi görevi yapmaktadır. Merzifon’da Nusratiye Mahallesi’ndeki zaviyesinden günümüze sadece camisi ve türbesi kalmıştır.
İmam Birgivi Hz.
İzmir Ödemiş İlçesinde İmam Birgivi Hz. Türbesi İmam Birgivî, 16.asırda, Osmanlı Devleti’nin sınırlarını en geniş hale getirdiği ilim, kültür ve sanatta zirveye ulaştığı bir dönemde yaşamış âlimlerimizdendir. İmam Birgivî’nin asıl adı Mehmet olup 27 Mart 1523’te Balıkesir’de doğdu. Babası Ali Efendi, âlim ve Fâzıl bir müderris, sahib-i irşâd bir şeyh idi. Balıkesir’in Çay mahallesinde olan kabri, “Zihin Dede” adıyla bugün bile büyük bir hürmetle ziyaret edilir. Kabrinin başucundaki taş çanakta biriken yağmur suları, Kur’an okumaya başlayacak çocuklara zihinleri açılsın diye içirilir.
Sultan Abdurrahman-ı Kureyşi Hz. (Sultan Baba)
Bitlis İli Sultan Abdurrahman-ı Kureyşi Hz. (Sultan Baba) Türbesi, Zeydan Mahallesi Sultan Kureyşi Cami Haziresindedir.
Tapduk Emre Hz.
Ankara Nallıhan İlçesinde Tapduk Emre Hz. Türbesi Tapduk Emre, kesin olmamakla beraber 1200 ile 1300’lü yıllar arasında günümüzde Aksaray olarak adlandırılan İç Anadolu bölgesinde yaşamıştır. Tapduk Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlâna ile aynı çağda yaşamıştır. Tapduk Emre ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Hâlbuki Tapduk Emre, Yunus Emre’nin hocasıdır. Yunus Emre gibi bir Ulu şahsiyeti yetiştirmiştir. Bu manada o, dergâh sahibi bir pir, rehber ve mürşittir. Büyük ihtimalle Yunus Emre kadar gelişen olmasa da, o başka aydınlatıcılar, gönül erenleri yetiştirmiştir. Tapduk Emre, Hacı Bektaş Veli ile aynı çağda yaşamış ve o Ulu Hünkâr ile ilişkiler geliştirmiştir.
Şeyh Safu Safuiddin Hz.
Şanlıurfa Birecik İlçesinde Şeyh Safu Safuiddin Hz. Türbesi Türbesi Urfa Kapısı civarındadır. Kesme taş malzemeden, kare planlı olarak inşa edilmiş olan türbenin üzeri, kubbe ile örtülmüştür. Yapının kuzey tarafta bulunan giriş kapısı üzerindeki kitabede, Şeyh Safiyüddin Horasani Hazretlerinin türbesinin, Cemaziyelevvel 1332/28 Mart-26 Nisan 1914'te, Birecik İkinci Yedek Bölüğü üsteğmenlerinden Fehmi Efendi tarafından onartıldığı belirtilmektedir. Türbenin doğu ve batı yönlerinde iki tane penceresi bulunmaktadır. Üzeri, mermer kaplanmış mezarın taşında, "Şeyh Safi Horasani Merkadi" ibaresi bulunmaktadır. Türbenin batı tarafında kime ait olduğu bilinmeyen bir mezar daha bulunmaktadır.
Şeyh Şemseddin Efendi Hz.
Balıkesir Altıeylül İlçe'sinde Şeyh Şemseddin Efendi Hz. Türbesi Bursa velîlerinden. Emir Sultan hazretlerinin halîfelerinden Hoca Hasan Efendinin talebesidir. Babasının adı Mûsâ'dır. Ârif, âbid, zâhid, verâ sâhibi, ilmiyle amel eden fazîletli bir zâttı. Vâz ve nasîhatla meşgûl olurdu. Bu sûretle kendisinden çok kimse istifâde etti. Şakâyık-ı Nu'mâniyyesâhibi der ki: "Ben onun el yazısıyla yazılmış bir kitap gördüm. O kitapta Kur'ân-ı kerîmin tefsîri, te'vîli ve tasavvuf büyüklerinin sözleriyle ilgili ince mânâlar gördüm. Buradan onun zâhirî ve bâtınî ilimlere sâhip bir âlim olduğu anlaşılıyor. Bursa'da bir mescid yaptırıp 1470 (H. 875) te vefât etti ve yaptırdığı mescidin yanına defnedildi. Bu mescid, Velî Şemseddîn mescidi diye tanınmıştır. Balıkesir'de de ona nisbet edilen bir kabir vardır. Atatürk Parkı'nda yol üstündedir. Burası eskiden mezarlık idi. Eski İlyaslar mezarlığı.
Karacabey Sultan Hz.
Bursa Karacabey ilçesinde Karacabey Sultan Hz. Türbesi Karacabey, Fatih Sultan Mehmet´in şehzadelerinden Alaaddin´in annesinin kardeşi olduğu için "Dayı" lakabı ile anılır. ... Şehit Dayı Karacabey, vefatından bir yıl sonra, Mihaliç´e getirilerek daha önceden kendisinin yaptırdığı İmaret Camisinin bahçesindeki Türbesine defnedilmiştir.
Mısri Abdurrahman Hz. (Abdurrahim Karahisari)
Afyonkarahisar Mısri Abdurrahman Hz. Türbesi Afyonkarahisar’ın köklü ve zengin bir ailesine mensup olan Abdürrahim, alim ve fazıl bir zat olan itibarlı Mevlâna Alaeddin Mısri’nin oğludur. Babası bazı kaynaklara göre Mısır’da tahsil yaptığı, bazı kaynaklara göre ise, 13. Asır başlarında Mısır’dan Anadolu’ya göç eden bir Türk ailesine mensup olduğu için Mısri lakabıyla anılmaktadır. Abdürrahim de bu sebeble önemli şahsiyetlerden, alim ve ediplerden bahseden eserlerde Mısırlıoğlu Abdurrahim Çelebi, Mısri oğlu, Mısırlızade diye isimlendirilmiştir. Bunların dışında Afyonkarahisarlı oluşu sebebiyle bazı eserlerde Abdurrahim Karahisari diye anılırken, Evliya Çelebi ondan ‘Abdurrahim Sultan’ diye söz eder. Türbesi, Mısri Camii içindedir.
Seyyid Saadettin Cebavi Hz.
Şanlıurfa Birecik İlçe'sinde Seyyid Saadettin Cebavi Hz. Türbesi, Saadettin Camii yakınındadır.
Derya Ali Baba Hz.
İstanbul Zeytinburnu İlçesinde Derya Ali Baba Hz. Türbesi On beşinci yüzyıl velilerindendir. Adı Ali olup, İstanbul'un fethi sırasında orduda Sakabaşı olarak görev yaptığı için Saka Ali Baba veya Derya Ali Baba diye meşhur olmuştur. Doğum yeri ve tarihî ile vefat tarihi bilinmemektedir. İstanbul'da vefat etmiş, Kazlıçeşme'de defnolunmuştur.
Nur'ul Hüda Hz.
Çorum İskilip İlçe'sinde Nur'ul Hüda Hz. Türbesi, Akşemddin Hz.'lerinin oğludur
Seyyid Ümmi Kemal Hz.
Bolu ili Seyyid Ümmi Kemal Hz. Türbesi Ümmî Kemal Efendi Hazretleri, yöreyi İslamlaştırmak için Buhara'dan gelen Alperenlerin büyüklerinden ve İmam-ı Ali (k.v.) evlatlarından bir zat olup nesebi Kerbelâ Şehidi Hazret-i Hüseyin (r.a.)'e dayandığı için "Seyyid"dir. Gerede ulemasından meşhur Hacı Emin Efendi'nin de yedinci batından büyük dedesidir. Asıl adının İsmail olduğu anlaşılmaktadır. Diğer Horasan Alperenleri gibi, o da görevli olarak Anadolu'ya fetih ve irşad için gönderilmiş ve bilahare Bolu'nun Işıklar köyüne yerleşmiştir. Yöre halkı, halen devam etmekte olan tasarruf ve kerametlerinden söz etmektedirler. Türbesi, Işık'lar Köyü'ndedir.
Aşıklı Sultan Hz.
Kastamonu İli Aşıklı Sultan Hz. Türbesi 12. yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında şehid olan Aşıklı Sultan için yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri şaşkına çeviriyor. Durumu ilginç bulan ziyaretçiler Türkiye’nin dört bir yanından türbeye gelerek ziyaret ediyor. Merkeze bağlı Honsalar Mahallesi, Kale kapısı Mevkiinde, Kümbet Sokağında yer alan türbede Aşıklı Sultan’ın çürümemiş ayaklarıyla ilgili ilim adamları açıklama yapmakta zorlanıyor. Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında zehirli bir okla şehid olan Aşıklı Sultan, Selçuklu töresinde ulu kişilere uygulandığı gibi sandukasıyla defnedildi. Aşıklı Sultan’a halk arasında “Yanık Sultan” da denilen olay menkıbelerde şöyle anlatılmaktadır; Aşıklı Sultan’ın türbesinin yakınında bir yangın çıkar. Bu olay sırasında Aşıklı Sultan Hazretleri o zamanın mülkiye amirinin rüyasına girer, der ki; “Burada yangın çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın.” Devrin mülkiye amiri uyandıktan sonra o mahalleye koşar, bakar ki türbe ve civarı yangından zarar görmüş, ama Aşıklı Sultan’ı ateş yakmamıştır. Böylece Aşıklı Sultan’ın dünyadan ayrıldıktan sonra kerametinin devam ettiği anlaşıldığı ifade ediliyor.
Sarıkamış şehitlikleri
Kars Sarıkamış İlçesinde Sarıkamış şehitlikleri Sarıkamış‘ta Milli park içerisinde birçok şehitlikler vardır. 60 bini donarak olmak üzere 78 bin şehit vermiştik. 1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin asker donarak öldü. Başkumandan vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars‘ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti. Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı.
Baba Sultan Hz.
Isparta Eğirdir İlçesinde Baba Sultan Hz. Türbesi Sekizgen planlı ve piramit çatılıdır. İçten kubbelidir. Yan duvarlarda kör yuvarlak kemerler vardır. Türbeye giriş doğu taraftandır. Kuzey ve güneyde dikdörtgen ve üçgen çatılı birer pencere vardır. Türbenin içi yuvarlak ve harç sıvalıdır. Bir mezar vardır.
Abdülmecid Şeyh-i Şirvani Hz.
Tokat İli Abdülmecid Şeyh-i Şirvani Hz. Türbesi Evliyânın büyüklerinden. İsmi, Abdülmecîd bin Veliyyüddîn İbni Alâüddîn Şirvânî’dir. Künyesi Ebü’l-Mehâmid olup, lakabı Nûrullah’dır. Şirvan’da doğdu. Doğum târihi belli değildir. 972 (m. 1564) senesinden sonra Tokat’ta vefât etti. Kabri, Türbesi, Şeyhi Şirvani Mezarlığı'ndadır. Abdülmecîd Şirvânî’nin babası Şeyh Veliyyüddîn. Şirvan bölgesinin en büyük velîsi idi. İlim, fazilet, zühd ve takvâda çok yüksek idi. İnsanlara va’z ve nasihat etmeyi ve ders verme yolunu seçmişti.
Şeyh Ebu İshak Kazeruni Hz.
Erzurum ili Şeyh Ebu İshak Kazeruni Hz. Türbesi Yakutiye İlçesinde Ebu İshak Kazeruni Hz. Türbesi; Büyük İslam düşünürlerinden Ebu İshak Hazretleri'ne ait türbenin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. İç kaleyi Çifte Minareli Medrese'ye bağlayan sur duvarı üzerinde bulunan köşeli burçlardan biri, içten kubbe ile örtülerek türbe haline dönüştürülmüştür. Önünde bir de zaviyesi bulunmaktadır. Zatın asıl mezarı Kazerun'da bulunmakta, burasının bir makam olduğu belirtilmektedir. Türbe, 2006 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiş ve turizme açılmıştır.