Peygamberlerin İzinde
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed (sav)'e, hatırası yâd edilen 66 peygamber kabri, makamı ve mübarek mekânını haritada keşfedin.
En Çok Kayıt Olan Şehirler
Öne Çıkan Peygamber Makamları
Hz. Yunus A.S.
Hatay Antakya İlçesinde Hz. Yunus A.S. Türbesi Habib-i Neccar Camii içindedir.
Hz. Elyasa A.S.
Diyarbakır Eğil İlçesinde Hz. Elyasa A.S. Türbesi.
Hz. Zülkif A.S.
Diyarbakır Eğil İlçesinde Hz. Zülkif A.S. Türbesi.
Hz. Danyal A.S.
Mersin Tarsus İlçe'sinde Hz. Danyal A.S. Türbesi, Kehanet ve İlim Abidesi olan peygamber 2. Babil Kralı Nebukadnesar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış, Hz. Danyal A.S. Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygamberdir. Rivayete göre Babil Kralı rüyasında İsrailoğullarından gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını bildirmesi üzerine İsrailoğullarından doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu nedenle Danyal Peygamber doğunca onu dağ başında bir mağaraya bırakmıştır. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışmıştır. Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Peygamber'in Tarsus'a gelmesiyle birlikte bolluk olmuş. Bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camisi olarak anılan yere gömülmüştür. Danyal Peygamber kabri Hazreti Ömer devrinde İslam orduları fethi sırasında tekrar açığa çıkartılmıştır. Hz. Danyal A.S.Türbesi Camii içindedir.
Hz. Yuşa A.S.
Hz. Yuşa A.S. , Yusuf A.S. neslinden olup, Nun’un oğludur. Annesi Hz. Musa (a.s.) ‘ın kız kardeşidir. Mısır’da doğmuştur. Musa (a.s.)’dan sonra İsrailoğullarına Peygamberlik yaptığı ve İsrailoğullarına büyük fetihler yaptığı rivayet edilir. Bazı kaynaklarda , Hristiyanların ve Yahudilerin ona Yeşu dedikleri nakledilir. Yeşu (Yuşa (a.s.) Beni İsrail’e gönderilen dört büyük peygamberden biridir. Hz. Musa (a.s.) ‘ın Yuşa (a.s.) ile ” iki denizin birleştiği yere” kadar yaptıkları tarihi ve gizemli yolculukları ve burada Hz. Hızır (a.s.) ile buluşmaları Kur’an’ı Kerim’de Kehf suresinin 60-65 . ayetlerinde anlatılır. Burada Hz. Musa (a.s.) ‘ın yanındaki genç adamın Hz. Yuşa (a.s.) olduğu rivayetlerden anlaşılmaktadır. Hz . Yuşa(a.s.) ‘ın 127 yaşında şehit olarak vefat ettiği ve Dev Dağına Defnedildiği rivayet edilir. Yuşa (a.s.) ‘ın Kabrinin bulunduğu rivayet edilen yerler şunlardır ; 1- İstanbul – Beykoz – Yuşa Tepesi 2- Halep veya Nablus yakınlarında Maara Şehri 3- Ürdün – Salt 4- Gaziantep de Hz. Yuşa (a.s.) – makamı vardır. Beykoz Yuşa Teesi hakkındaki rivayet şöyledir ; Yuşa (a.s.)’ın kabrinin Beşiktaşlı Yahya efendi (k.s.) tarafından tespit edildiği rivayet edilir. YavuzSultan Selim, Trabzon’da Vali iken, oğlu Sultan Süleyman dünyaya gelir. Fakat kendisine sütanne tutulur. Aradan 40 küsur sene geçer, Sultan Süleyman Padişah olur. Yahya Efendi de büyük bir alim ve tasavvuf ehli olur. Nihayet bir gün padişah olan süt kardeşini ziyaret için İstanbul’a gelir. Kanuni kendisi için Beşikteş’ta kışlık bir dergah bir de Anadolu Kavağı- Sütlüce’de yazılık bir dergah hazırlatır. Yahya Efendi, yazlık dergahında iken bir gece rüyasında bir zat karşısına çıkıyor ve diyor ki: ” Ben Yuşa Peygamberim ve şu tepede yatıryorum. gel yerimi tesbit et ve beni ziyaret et ” Yahya Efendi sabah uyanıyor. “Hayırdır İnşaallah bu nasıl rüya” diyor. ” Yuşa Peygamber Filistin de değil mi?..” Bu nasıl rüya diyor. Fakatikinci akşam aynı zat, karşısına çıkıp: ” Neden Gelmedin , bu defa yarın gel ziyaret et” diyor. Sabahleyin Yahya Efendi uyandığında bu defa rüyanın etkisi büsbütün kendisini sarıyor ve akşama kadar, -”Hayırlar ola, acaba bu neyin nesi deyip, düşünüyor“. Fakat her halükarda hala Yuşa Peygamberin kabrinin Filistin civarlarında olduğuna kilitlendiği için gitmeye lüzum görmüyor. Lakin gece olup uyuyunca, yine aynı zat karşısına çıkıp bu defa azarlayarak, tekrar aynı şeyleri söylüyor. Sabah, gün açar açmaz bu defa Yahya Efendi müritleri ile birlikte bunca yolu aştıktan sonra rüyada belirtilen tepeye çıkıyor. Çıkar çıkmaz tepeyi inceleyip, kabrin yerini bulmaya çalışıyor. Bir taraftan da oranın yerli ahalisini gözetleyip, onları durdurup bilgi almak istiyor. Nihayet koyunların otlatan bir çoban görüyor ve kendisini “ne zamandır buralarda çobanlık yaptığını” soruyor. Çoban… “10 seneye yakın buralara gelirim” deyince, kendisine bu ahalide kendisine olağanüstü gelen şeyler olup olmadığını soruyor. Çoban bu soru üzerine Yahya Efendi’ yi bir yere götürerek: ‘’Efendim ; şu yeri görüyor musun? üzeri yemyeşil ot olduğu halde, koyunlarımı bu oyu yedirmek için her seferinde buraya getiriyorum fakat koyunlarım nedense bu yeşil otun olduğu kısıma hiç uğramayıp ikiye ayrılarak bir kısmı bu yerin sağından bir kısmı da solunda geçip gidiyorlar, Aha şu ileride yine birleşiyorlar . Yani Buraya basmıyor otundan yemiyorlar.’’ diyor. Bunun üzerine Yahya Efendi o yeri tesbit ediyor ve yeri işaretliyor. Padişaha naklediyor. Oraya bir türbe inşa ediyorlar. O zamanda bu zamana ziyaret ediliyor. Osmanlı döneminde bu tepe Sadrazam 28 Çelebizade Mehmet Sait PAşa tarafında 1755 tarihindebir mescid yaptırmıştır. III. Osman’ın sadrazamlarında olan bu zat aynı zamanda, burada türbenin etrafını çevirmiş , bir türbedar ile türbenin bakımını ifa etmek için görevliler tayin ettirmiş ve onlar için odalar yaptırmıştır. (Allah ondan razı olsun). Tarih boyunca ziyaretcileriyle bütünleşen ve hep insanların ilgi odağı olmayı sürdüren bu tepede, III. Selim Han döneminin bazı yıllarında , izdihamdan dolayı fitneye mahal olmasın düşüncesiyle mevlid okunması bile yasaklanmıştır. Yuşa Peygamber’e izafe edilen kabrin 17 metre uzunlukta olması konusunda ise şöyle yorumlar yapılmıştır. 1- O bir peygamberdir, ona duyulan saygı ve sevgiden dolayı böyle uzun ve büyük bir mezar yapılmış olabilir. 2- Yeri Manevi bir keşifle bulunduğu için, isabet eder düşüncesiyle geniş ve uzun tutulmuş olabilir.. Kaynak ; İstanbul ve Anadolu Evliyaları – Pamuk Yayıncılık
Hz. Eyüp A.S.
Sabır Örneği Bir Peygamber Mevcut inanca göre, Yüce Allah, Şanlıurfa'da yaşayan ve çok zengin olan Eyüp Peygamber'i imtihan etmek için önce mallarını ve çocuklarını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Tüm bunlara sabır ve şükür gösteren Hz. Eyüp A.S., Cebaril (a.s.)'in getirdiği vahiy gereği ayağını yere vurdu ve yerden su fışkırdı. Bu su ile yıkanan Hz. Eyüp, vücudunu kaplayan yaralardan hemen kurtuldu. Daha sonra içtiği bu kutsal su, içindeki bütün dertlerini de yok etti. Bunun üzerine Allah, Hz. Eyüp'e, hem çocuklarının hem de mallarının iki katını verdi. Bunun için Hz. Eyüp, sabır timsali bir peygamber olarak tanınmaktadır. Eyüp Peygamber'in hastalık çektiği mağara, yıkanarak ve suyundan içerek şifa bulduğu kuyu Şanlıurfa'nın Eyyübiye İlçe si'nde bulunmaktadır. Hz. Eyüp Peygamber'in türbesi ise, Şanlıurfa'ya 100 km. mesafede, Viranşehir ilçe sınırları içerisindeki Eyyüpnebi Köyü'nde bulunan, köyün kuzey yönündeki höyüğün güney eteğinde, kendi adıyla anılan caminin doğusundaki mezarlık içerisindedir.
Hz. Şit A.S. ( Makam)
İnsanların İkinci Atası Hz. Adem’in üçüncü oğludur. İslâmî kaynaklarda Hz. Şit A.S.’ın peygamber olduğu, babası Âdem’e indirilen suhufu topladığı, Allah’ın ona da sayfalar indirdiği rivayet edilir. Taberî, Âdem öldükten sonra Allah’ın Şît’e elli yaprak inzâl ettiğini yazar. Kendisine indirilen suhufta hikmet, kimya, simya, riyâzî ilimler ve bazı sanatlardan bahsedildiği nakledilir. Âdem’in çocukları arasında en güzeli, en faziletlisi, en sevileni ve kendisine en çok benzeyenidir. Babası Âdem ona birçok şeyi öğretmiş, gelecekteki tûfan hakkında bilgi vermiş ve onu kendisine vâris kılmıştır. Şît döneminde insanlığın yeryüzüne dağıldığı ve Şît’in 1000 şehir kurduğu rivayet edilir. Şît’in Hazura ile evlendiğine ve ondan Yaniş adlı bir oğlu ile Na‘mete adlı bir kızının doğduğu nakledilir. Şît’in soyu bu oğlu vasıtasıyla devam etmiştir. Hz. Âdem’in çocukları arasında Hâbil’in zürriyeti olmadığı, Kabil’in zürriyeti de Nûh tufanında ortadan kalktığı için insanlığın Âdem’den sonraki ikinci atasının Şît kabul edildiği bildirilir. Müslüman âlimler Hz. Peygamber’in soy kütüğü içerisinde Şît’e de yer verirler. Mersin ili Tarsus İlçe'sinde Hz. Şit A.S. ( Makam) Ulu Camii içerisindedir.
Hz. Lokman A.S. ( Makam)
Tabiplerin Efendisi: Kartallar Kadar Uzun Yaşayan Peygamber Kur’an’da Hz. Lokman A.S.’la ilgili bilgiler, aynı adı taşıyan surede onun iki defa ismen zikredilmesinden ve oğluna verdiği bazı öğütlerin naklinden ibarettir. Lokman’ın ne kadar yaşadığı konusunda farklı rivayetler vardır. Bu rivayetlere göre Lokman Allah’tan uzun ömür dilemiş, tercih kendisine bırakılınca Araplar’da uzun ömrün simgesi olan kartaldan hareketle yedi kartal ömrü kadar yaşamayı istemiştir. Lokman’ın beş yüz altmış, bin, üç bin, üç bin beş yüz veya dört bin yıl yaşadığı nakledilmektedir. Bu sebeple kendisine “Lokmânü’n-nüsûr” (kartallar kadar uzun yaşayan Lokman) denildiği gibi “el-Muammer” (uzun ömürlü) lakabıyla da anılmıştır. Lokman diğer özellikleri yanında hekimliğin atası olarak da tanınmış, onun bütün bitkilerin özünü bildiği söylenmiş ve kendisinden dertlere şifa olacak reçeteler ve formüller nakledilmiştir. Mersin Tarsus İlçe'sinde Hz. Lokman A.S. (Makam) Türbesi Ulu Camii içindedir.
Hz. Nebi Harun-ı Asefi A.S.
Hz. Süleyman’ın Kâtibi olan Peygamber Hz. Süleyman A.S’ın kâtipliğini yapan Hz. Nebi Harun-i Asefi A.S., Berhiya’nın oğludur. Bir rivayete göre; Asurlardan Eğil kalesini almak istemiş fakat kale, çok yüksek olduğundan ele geçirememiştir. Sonraki kuşatmalardan birinde kaleye ”eğil” diye bağırdığında kale eğilmiş ve fetih gerçekleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’deki Neml Suresi’nin 40. ayetinde “Kitaptan ilmi olan bir zat.” olarak sözü edilen kişinin Hz. Süleyman’ın veziri Asaf bin Berhiya (Harun Asafi) olduğu ifade edilmektedir. Türbe içinde bulunan Çiçekli Kufi kitabeye göre yapı 557/1162 tarihinde Nisanoğulları döneminde inşa edilmiştir. Türbe içinde biri Nebi Harun’a, diğeri akrabası Ömer İbni Pir-i Can’a ait iki kabir bulunmaktadır. Hz. Nebi Harun-ı Asefi A.S. Türbesi Diyarbakır Eğil ilçesindedir.
Hz. İlyas A.S.
Halkını Hakk Yoluna Davet Eden Peygamber Hz. İlyâs A.S.’ın adı Kur’ân-ı Kerim’de iki defa İlyâs şeklinde bir defa da İlyâsîn şeklinde zikredilmektedir. Mümin kullardan olup bulunduğu kavmin taptığı Ba’l inancıyla mücadele ettiği ve daha sonra gelenler arasında hayırla anıldığı belirtilmektedir. Yunanca ve Latincede Elias, Süryânice’de Eliya olarak bilinir. Rivayetlere göre Hz. Hârûn A.S.’a dayanan bir soya mensuptur. Hezekiel peygamberden sonra İsrâiloğulları içinde birçok bid‘at ortaya çıkmış, İsrâiloğulları Allah’a verdikleri sözü unutup Ba’l’e tapmaya başlamışlar, bunun üzerine Allah onlara İlyâs’ı peygamber olarak yollamıştır. Bir rivayete göre küçüklüğünde vuku bulan bir hadise üzerine dağlara kaçıp ömrünün kırk yılını oralarda geçirmiş, kırk yaşında kendisine peygamberlik verilmiş, yetmiş karyeye gönderilmiştir. Hz. İlyas A.S. Türbesi Şanlıurfa’ın Viranşehir ilçesindedir.
Hz. Şuayp A.S.
Eyke ve Medyen ahalisine gönderilen peygamber Hz. Şuayp peygamberin soyu ile alakalı farklı bilgiler bulunmaktadır. Hz. Şuayp A.S. verilen bilgilere göre anne tarafının Lut peygamberden geldiği veyahut Hz. Salih’ten sonra Hz. Musa ve Hz. Harun’dan önce gönderildiği ya da Hz. İbrahim’in soyundan geldiği üzerine farklı bilgiler yer almaktadır. Hz. Şuayp peygamberin tüm nasihatlerine rağmen Medyen halkı onu dinlememesi üzerine şiddetli bir deprem ile yok edilmiştir. Hz. Şuayb peygamberin ve ona inananların kurtulduğu ve Eyke’ye giderek orada Eyke halkına doğru yolu göstermekle vazifelendirilmiştir. Farklı kaynaklarda ise Medyen’de yaşamaya devam ettikleri ifade edilmektedir. Hz. Şuayp A.S. Türbesi bugün Şanlıurfa Harran ilçesinde bulunmaktadır.
Hz. Enüş A.S.
Hz. Adem’in torunu, Hz. Şit’in oğlu Hz. Enüş A.S., Hz. Adem’in üçüncü oğlu olan Hz. Şit’in oğludur. Hz. Şit 105 yaşında iken dünyaya gelmiştir. Hz. Enüş peygamberin hayatı ile ilgili ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Hz. Şit’in ölümünden sonra babasının isteği üzerine bu bölgede yönetimi ele aldığı sanılmaktadır. Hz. Enüş peygamber türbesi Diyarbakır Ergani ilçesinin 17 km. güneybatısında Kızılca yeni ismi ile Otluca köyünde bulunmaktadır. Hz. Enüş A.S. Türbesi Cami ile aynı avluda yer almaktadır.
Hz. Rahime Valide ( Eyüp Peygamber'in Zevcesi)
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden Hz. Eyüp A.S.’ın hanımı Hz. Eyüp peygamberin hanımıdır. Aynı zamanda Hz. Yakup’un kızı Liya veya Hz. Yusuf’un oğlu Efraim’in kızıdır. Bu sebeple Hz. Eyüp Peygamber’in Hz. Yakup veya Hz. Yusuf ile aynı dönemde yaşadığı sanılmaktadır. Eyyüb peygamberin hastalığı sırasında sabırla kendisine bakan Hz. Rahime Valide’ye ait türbe bugün Şanlıurfa – Viranşehir’in 10 km yakınındaki Eyübnebi beldesinde Hz. Eyüp türbesinin karşısında yer almaktadır.
Hz. Sam A.S. (Nuh A.S. oğlu)
“Nuh Tufanı” ile kavmi helak olan peygamber Hz. Nuh A.S.’ın oğlu Kur’an-ı Kerim’de Hz. Sam A.S. ’dan bahsedilmemektedir. Bir hadiste ‘Sam’ Arapların atası olarak bahsedilmekte bir diğer rivayete göre ise Acem ve Arapların atası olduğu söylenmektedir. Yine kaynaklarda Hz. Sam A.S.’ın tufanda babası Hz. Nuh A.S. ile birlikte gemiye bindiği, Hz. Nuh’un vefatına yakın kendisini çağırıp halefi tayin ettiği ve Hz. Nuh’un Sam’a Hicaz, Yemen, Şam ve El- Cezire’yi verdiği rivayet edilmektedir. Sam’ın ne zaman vefat ettiği ile ilgili bilgi yer almamakla birlikte Aksaray ili merkezinde yer alan, Hz. Sam A.S. Türbesi (Nuh A.S. oğlu) olduğu Evliya Çelebi Seyahatname'sinde geçer. Aksaray şehrini Sam peygamber kurmuştur. ve kabri buradadır. Hz. Sam A.S. Türbesi halk arasında Sam oğulları olarak da bilinir
Hz. Şem’un Nebi A.S.
Kilis İli Hz. Şem’un Nebi A.S. Türbesi, güç ve kuvvet timsali bir peygamber İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden olduğu rivayet edilen mübarek zât. Şemsûn diye de zikr edilir. İsa aleyhisselamla Muhammed aleyhisselam arasında yaşamış olan Hz. Şem’un Nebi A.S., İncil ehlindendi. İsa aleyhisselama indirilen, henüz bozulmamış İncil-i şerife göre amel ederdi. Kavmiyse putlara tapardı. Şem’un aleyhisselam, Allah’ü Teâlâ’yı inkâr eden ve putlara tapan sapık kavimle cihâd (savaş) edip, onları imana çağırdı. Çok güçlü ve cesur bir zât olan Şemun aleyhisselamı düşmanları türlü hilelerle şehit etmek istediler. Hz. Şem’un Nebi A.S. Türbesi, Kilis İli merkezdedir.
Hz. Zekeriyya A.S.
Suriye Halep Şehrinde Hz. Zekeriyya A.S. Türbesi, Ulu Camii içindedir, Çileli ve meşakkatli bir ömür geçirmesine rağmen salih peygamber Kur’an’da adı anılan Hz. Zekeriyya A.S., Luka İncili’ne göre (1/5), Harun’un oğlu Eleazar’ın soyundan gelen ve Zerubabel ile birlikte Bâbil esaretinden dönen kâhinlerin lideri olan Abiya ailesine mensup bir kâhindir. Zekeriyyâ’nın, Harun’un zevcesiyle aynı adı taşıyan (Çıkış, 6/23) hanımı Elizabeth de (İbrânîce Elişeba, İslâmî kaynaklarda Îşâ/İşbâ) Hârûn soyuna mensup dindar bir kadındır, aynı zamanda Meryem’in akrabasıdır. Hz. Zekeriyya A.S. Türbesi, Suriye Halep Şehrinde Ulu Camii içindedir.
Hz. Yahya A.S.
Suriye Şam Şehrinde Hz. Yahya A.S. Türbesi, Emevi Camii içindedir, iffet abidesi peygamber Hristiyanlıkta Vaftizci Yahya (John the Baptist, Jean-Baptist) ismiyle bilinir. İslâmî kaynaklardaki adıyla Hz. Yahya A.S., Zekeriya’nın oğlu olup anneside Hz. Meryem’in teyzesidir. Yahya isminin Batı dillerindeki karşılığı olan Jean’ın (John) aslı “Yehova lutfetti” anlamına gelen İbranice Yôhânân’dır; bu isim Grekçe’ye Ioannes, Latince’ye Joannes şeklinde geçmiştir. Hz. İsa’dan 6 ay büyüktür. Hz. İsa’dan sonra otuz yıllığına Kudüs’ten ayrılır. Kudüs’e döndükten sonra başı kesilir. Daha sonra Hristiyanlar tarafından başı şimdiki Şam Emevi camiinin olduğu yere gömülür. Hz. Yahya A.S. Türbesi, Emevi Camii içindedir.
Hz. İbrahim A.S.
Filistin Batı Şeria bölgesinde Hz. İbrahim A.S. Türbesi, bereketin timsali büyük Peygamber Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm tarafından en büyük ata ve temel referans noktası kabul edilen Hz. İbrahim A.S.’la ilgili Tevrat’ta ve genel olarak Yahudi dinî literatüründe ayrıca Hristiyan kültürü ile Kur’an-ı Kerîm ve sonraki İslâmî literatürde diğer birçok peygambere nispetle daha geniş malumat bulunmaktadır. Bilhassa Yahudi ve İslâm kaynaklarında İbrahim hakkında tevhit inancını yerleştirmek üzere gösterdiği faaliyetler merkeze alınarak bilgi verilmiştir. Türbenin bulunduğu El Halil şehri, Halilurrahman Camii içinde ayrıca oğlu İshak ve İshak’ın hanımı Hz. Rıfka’nın da türbe mezarları bulunmaktadır. Türbenin bulunduğu bölge ile Kudüs arasında yarım saatlik mesafe bulunmaktadır. Hz. İbrahim A.S. Türbesi, Filistin Batı Şeria bölgesinde halen yerin korumaktadır.
Hz. İshak A.S.
Hz. İbrahim A.S.’ın oğlu, Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biri Hz. İbrahim’in Hz. Sare’den olan oğlu ve Kuran’da adı geçen peygamberlerden biridir. İshak, Hebron'da 180 yaşında vefat eder, Esav ve Ya'küb tarafından İbrahim peygamberin Hz. Sare ve Rebeka'nın kabirlerinin bulunduğu Makpela mağarasına defnedilir. İshak peygamberi Esav ve Yakup’un doğumlarından sonra 100 yıl daha yaşamıştır. İslami kaynaklara göre İshak peygamber 170 yaşında vefat etmiştir. Çocukları onu babası İbrahim'in yanına defnetmişlerdir. Hz. İshak A.S. Türbesi ziyarete açıktır.
Hz. Sare
Büyük peygamberlerden Hz. İbrahim’in Zevcesi ve Hz. İshak peygamberin annesi Hz. İbrahim peygamberin zevcesidir. Aynı zamanda Hz. İshak peygamberin de annesidir. Hz. Sare 127 yaşında Ken’an diyarında Kiryat-arba’da vefat etmiş ve Makpela mağarasına defnedilmiştir. Bir diğer verilen bilgiye göre ise Hz. İbrahim satın aldığı mezrada (El Halil) Sare’yi defnetmiştir. Hz. Sare Türbesi, ziyarete açıktır.
Hz. Davud A.S.
Kutsal kitaplardan ilki olan Zebur’un verildiği peygamber 4 büyük kitaptan ilki olan Zebur’un gönderildiği İsrailoğulları’na gelen peygamberdir. Ahd-i Atik'e göre Hz. Davud, otuz yaşında kral olmuş ve kırk yıl altı ay saltanat sürdükten sonra yetmiş bir yaşında vefat etmiştir. Kudüs’e defnedilmiştir. Günümüzde kabri İsrail toprakları üzerinde bulunan Mescid-i Aksa’nın güney batısında, kendi adıyla anılan Davut şehrindeki, Sion tepesinin üzerinde bulunmaktadır. Hz. Davud A.S. Türbesi ziyarete açıktır.
Hz. Nuh A.S. Makamı
“Nuh tufanı” adı ile bilinen tufan ile kavmi helak edilen peygamber Büyük peygamberlerden biridir. Hz. Nuh'un kabrinin nerede olduğu bilinmemekte, çeşitli yerlerde ona nispet edilen makam ve kabirler bulunmaktadır. Bir rivayete göre kabri Mekke'de Mescid-i Haram'da diğer rivayetlere göre ise Kere k, Cizre veya Necef'tedir. Büyük Tufan sonra Hz. Nuh’un Cizre’ye yerleşmiş ve vefat etmesi üzerine de yine bu bölgeye gömülmüştür. Bölge sonradan havraya, kiliseye ve 639 yılında ise camiye çevrilmiştir. Şırnak Cizre İlçe'sinde Hz. Nuh A.S. Makamı, bulunduğu iddia edilen kabir aynı isimle anılan Hz. Nuh Camii’nin bodrum katındadır.
Meryem Ana Makamı
Kur’an’da adı geçen büyük peygamberlerden Hz. İsa’nın Annesi Hz. İsa peygamberin annesidir. Hristiyanlık inancına göre Hz. İsa’nın çarmıha gerilişi hadisesinden sonra Hz. Meryem, havari Yuhanna ile birlikte İzmir Selçuk bölgesine gelmiş ve son günlerini burada geçirmiştir. Kabri ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan ilki kabrinin Kudüs’te olduğu diğeri ise İzmir’e bağlı Efes ilçesinde bulunduğudur. Son günlerini geçirdiği rivayet edilen bu yapı, 1891’de İzmirli Lazaristler tarafından bulunmuştur. 1950’li yılında restorasyon geçirmiştir. 1952’de Vatikan tarafından hac olarak ilan edilmiştir. Meryem Ana Makamı, İzmir Selçuk İlçe'sinde dir. İsa Aleyhisselam'ın doğum yeri olduğu rivayet olunur.
Hz. Havva Valide
Dünya üzerinde yaratılan ilk kadın, Hz. Havva Valide Türbesi, Havva Validemizin Kabri Hz. Adem A.S.’ın zevcesi, dünya üzerinde yaratılan ilk kadın, Hz. Havva Valide'dır. Dünya üzerinde ilk yaratılan erkek ve ilk peygamber olan Hz. Adem peygamberin hanımıdır. Hz. Adem'in ölümünden bir yıl sonra vefat etmiş ve onun yanına defnedilmiştir. Adem'in kabri konusunda çeşitli görüşler mevcut olduğu gibi Havva'nın kabrinin yeri de bilinmemektedir. Cidde'de ona nispet edilen, Evliya Çelebi'nin ziyaret ettiği bir kabir 1930’ların başında Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz yönetimi tarafından yıktırılmıştır. Bugün Hz. Havva Valide Türbesi’ne atfedilen mezar yıkılmış olsa da mezarın bulunduğu yer hala Havva Mezarlığı adını taşımaktadır.
Hz. Harun A.S.
Hz. Harun A.S. Allah’ın hidayetine eren ve Hz. Musa A.S.’ın yardımcısı olan peygamber Hz. Harun A.S., Hz. Musa A.S.’ın kardeşidir. Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi yerde adı geçmekle birlikte hayatı ve faaliyetiyle ilgili fazla bilgi bulunmayan Harun umumiyetle Hz. Mûsâ ile beraber zikredilmektedir ve Harun’a vahiy geldiği, hidayete erdirildiği, lütufta bulunulduğu, güzel konuştuğu, Mûsâ ile beraber ona da furkan verildiği belirtilmektedir. Hz. Mûsâ, Firavun’a gitmekle görevlendirilince kardeşi Harun’un kendisine yardımcı olarak verilmesini, görevine onun da ortak edilmesini Allah’tan istemiş, bu isteği kabul edilerek ona peygamberlik verilmiştir. Hz. Harun A.S. Türbesi Ürdün’de bulunmaktadır.
Hz. Musa A.S.
Hz. Musa A.S. Firavun zulmünü bitiren Hakk’ın mucizesi büyük peygamber Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm’a göre büyük bir peygamber ve İsrâiloğulları’nı Mısır’daki Firavun’un zulmünden kurtaran bir liderdir. Hz. Musa A.S. Tevrat’a göre peygamberlerin en büyüğüdür. Musa adı, Kur’ân-ı Kerîm’de adı en çok geçen peygamberdir. Kur’ân-ı Kerîm, Mûsâ’nın dünyaya geldiği dönemde Mısır’ın ve İsrâiloğulları’nın durumunu naklederken Firavun’un halkını çeşitli zümrelere böldüğünü, bir kısmını güçsüz bulup baskı ve zulüm yaptığını, erkek çocuklarını öldürüp kız çocuklarını sağ bıraktığını bildirmektedir. Firavun’un rüyasının İsrailoğulları içinden doğacak bir erkek çocuğun saltanatını elinden alacağı şeklinde yorumlanması sebebiyle İsrailoğulları’ndan doğan her erkek çocuğun öldürülmesini emretmiştir. Böyle bir ortamda Musa doğmuş ve annesi tarafından nehre bırakılmıştır. Sonunda Firavun’un sarayına ulaşmış ve hanımı Asiye tarafından sahiplenilmiştir. Firavun’a karşı hakkı savunmuş ve gösterdiği mucizeler sayesinde Kızıldeniz’i asasıyla yararak İsrailoğulları’nı Mısır’dan kurtarmıştır. Hz. Musa A.S. Türbesi, Kabri, Filistin Kudüs Şehri'nde dir.
Hz. Yakub A.S.
Hz. Yakub A.S. İsrailoğulları kavminin atası ve sevgili oğlu Hz. Yusuf A.S.’ın babası Hz. İshak A.S.’ın oğlu olan Hz. Yakub A.S., Kur’ân-ı Kerîm’e göre peygamber, Yahudi inancına göre İsrail’in ataları diye adlandırılan üç kişiden biridir ve İsrâiloğulları’nın isim babasıdır. Dayısının Lea (Leah) ve Raşel (Rahel) adlı iki kızı ile evlenir ve her biri için dayısına yedi yıl hizmet eder. Raşel ve Lea cariyeleri Zilpa ile Bilha’yı da Yakub’a verirler. Yakub’un Lea’dan Ruben, Şimon (Simeon), Levi, Yahuda (Yuda), İssakar ve Zebulun ile kızı Dina; cariyesi Zilpa’dan Gad ve Aşer; Raşel’den Yusuf ve Bünyamin; cariyesi Bilha’dan Dan ve Naftali olmak üzere on iki oğlu dünyaya gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de Ya‘kūb’dan hem bu isimle hem de İsrail diye bahsedilmektedir. Bazı rivayetlere göre Ya‘kūb adı kendisine, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını kitaptan takip ederek uygulaması veya zürriyetinin onu takip etmesi yahut doğum esnasında kardeşinin topuğunu tutması sebebiyle verilmiştir. Hz. Yakub A.S. Türbesi, İbrahim Camii (Halilurrahman Cami) içinde ,yahudi tarafındadır. Mezarları Cami'nin altındaki Mağaradadır. Cami bu Mağara'nın üzerine inşa edilmiştir. Hz. Yakub A.S. , Hz. Sare Validemizin oğlu, Hz. Yusuf A.S.'ın babasıdır. Ayrıyetten bu camide, Hz. İbrahim A.S. , Hz. İshak A.S. , Hz. Yakub A.S. hanımları ile birlikte medfundurlar.
Hz. Yusuf A.S.
Hz. Yusuf A.S. Allah’ın inayetiyle Mısır’ı kıtlıktan kurtaran peygamber Hz. Yusuf A.S., Hz. Yakub A.S.’ın on iki oğlundan on birincisi olup onun küçüğü olan Bünyâmin ile öz kardeştir. Yusuf kıssası Tevrat’ta ve Kur’an’da ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Bu kıssada, babasının ona duyduğu sevgiden dolayı kardeşleri tarafından kıskanılan Yusuf kuyuya atılmış ve ölüme terk edilmiştir. Daha sonra oradan geçen kervanlar tarafından fark edilip çıkarılmış ve satılmıştır. Böylece yolu Mısır’a, Firavun’un sarayına düşmüştür. Firavun’un rüyasını yorumlamasıyla Mısır’da yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlık yaşanacağını söyler ve gerekli önlemler alındığı için Mısır halkı kıtlıkla başa çıkabilmiştir. İslâmî kaynaklara göre ise Yusuf’un naaşı mermer bir sandukaya yerleştirilip Nil kıyısına defnedilmiştir. Mûsâ, İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarınca Yûsuf’un kemiklerini de beraberinde götürür. Yeşû’nun ölümünden sonra Şekem yakınlarında Yakub’un kuyusu civarına defnedilir. Hz. Yusuf A.S.’ın kabri Filistin el-Halil Şehri'nde İbrahim Camii (Halilurrahman Cami) içinde ,yahudi tarafındadır. Mezarları Cami'nin altındaki Mağaradadır. Cami bu Mağara'nın üzerine inşa edilmiştir. Ayrıyetten bu camide, Hz. İbrahim A.S. , Hz. İshak A.S. , Hz. Yakub A.S. hanımları ile birlikte medfundurlar.
Hz. Eyüp A.S. Sabır Makamı
Yüce Allah, Şanlıurfa'da yaşayan ve çok zengin olan Eyüp Peygamber'i imtihan etmek için önce mallarını ve çocuklarını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Tüm bunlara sabır ve şükür gösteren, ileri sahfaya gelen hastalık sonrasında Hz. Eyüp; "Ya Rabbi bu hastalık lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime zarar veriyor. Sen merhametlilerin en merhametlisisin." diye niyaz edince Hz. Eyüp A.S., Cebaril (a.s.)'in getirdiği vahiy gereği ayağını yere vurdu ve yerden su fışkırdı. Bu su ile yıkanan Hz. Eyüp, vücudunu kaplayan yaralardan hemen kurtuldu. Daha sonra içtiği bu kutsal su, içindeki bütün dertlerini de yok etti. Bunun üzerine Allah C.C., Hz. Eyüp'e, hem çocuklarının hem de mallarının iki katını verdi. Bu yüzden Hz. Eyüp A.S., sabır timsali bir peygamber olarak tanınmaktadır. Rahime Validemiz'in de bu Su'dan içerek ve yıkanarak gençleştiği rivayet olunur. Hz. Eyüp A.S. Sabır Makamı olan bu mağara ve yıkanarak, suyundan içerek, şifa bulduğu kuyu, Şanlıurfa'nın Eyyübiye İlçesi'nde, Eyüp Peygamber Camii yanında bulunmaktadır.
Hz. İsmail A.S.
Teslimiyet timsali Hz. İsmail A.S. Suudi Arabistan Mekke Şehri'nde Hz. İsmail A.S. Kabri Kabe içinde, Altınoluk altındaki Hicri ismail olarak tanımlanan yerdedir.
Hz. Cercis A.S.
Birçok kez şehid edilip tekrar diriltilen peygamber Hz. Cercis A.S. İslami kaynaklarda Cercis, Circis ya da Curcis peygamber olarak bilinmektedir. Hz. Cercis A.S. Filistin’in Remle kasabasında doğduğu sanılmaktadır. Şam civarlarında ve Filistin’de yaşadığı rivayet edilmektedir. Hz. İsa peygamberden sonra geldiği ve İsa peygamberin dinini tebliğ eden peygamberlerdendir. Hristiyanlar tarafın St. Georges adıyla tanınmaktadır. Ticaretle meşgul olmuştur. Musul’a gittiği esnada şehrin Kralı Dadiyan(Dazane) tarafından puta tapma isteğini reddetmesi üzerine kendisine türlü işkenceler yapar. Her yapılan işkenceden sonra ölmesi beklenirken Cenab-ı Hakk’ın Hz. Cercis peygamberi tekrar eski haline getirir. Bu durum karşısında şaşıran Kral Dadiyan büyük bir kazan kurdurup ateş yaktırdıktan sonra Hz. Cercis peygamberi kazana attırır. Bir süre bekleyip ölmüş olduğuna kanaat getirdikten sona kazana baktıklarında yine peygamberin ölmediğini görürler. Bu durumdan rahatsız olan Kral onu hapse attırdıktan sonra türlü işkencelere devam eder. Cenab-ı Hakk tarafından kendisine sabretmesi ve kafirler tarafından dört kez şehit edilip diriltileceği, yüksek mertebelere nail olacağı vahyedilmiştir. Türlü işkenceler devam ederken Hz. Cercis’in peygamberliğine inanan kişiler de artmıştır. Kral Dadiyan bu durum karşısında tüm inananların hepsini şehit ettikten sonra Hz. Cercis’i de şehit etmiştir. Daha sonra bu kavim ateşle helak olmuştur. Türbesi Hakkari Çukurca ilçesi Uzundere beldesinde bugün halen ziyaret edilebilmektedir. Hz. Cercis A.S. üç - dört defa şehid edilmiştir. Hakkari Çukurca İlçesi Uzundere (Bedrut) beldesinde Hz. Cercis A.S. Türbesi. (bu beldede üç yerde Cercis Peygamber'in Kabri vardır. Konum tahminidir. Tam konumu ve resimler gönderebilen kardeşlerimize şimdiden teşekkür ederiz.)
Hz. Hud A.S.
Hz. Hud A.S., Sâm’ın torunlarındandır. Âd kavmine Peygamber olarak gönderilmiştir. Hûd; “hevâdet” kökünden olup yumuşaklık, sâkinlik, sulh ve sükûnete vesîle olması ümid edilen mânâsına gelir. Hz. Hud A.S.'ın diğer ismi Âbir, lakabı ise Nebiyyullâh’tır. Hazret-i Hûd aleyhisselâm, Ahkâf diyârında doğup yetişti. Âd kavmi içinde soyu şerefli bir kişiydi. Peygamberlikten önce ticâretle uğraşırdı. Orta boylu, esmer tenli, gür saçlı, güzel yüzlü idi. Âdem Aleyhisselâm'a benzerdi. Zâhid, müttakî ve ibâdete düşkün idi. Cömert ve şefkatli idi; yoksullara bol bol sadaka verirdi. Hz. Hud A.S. Kabri, Suudi Arabistan Mekke Şehri'nde Kabe yanında Hicr mevkiindedir.
Hz. Süleyman A.S.
Filistin Kudüs ilinde Hz. Süleyman A.S. Türbesi Mescidi Aksa bahçesinde Golden Gate yanındadır. Evliya Çelebi Seyahatnağmesinde geçer.
Hz. Nebi Samuel A.S.
Fİlistin Doğu Kudüs Nebi Samwil İlçesinde Hz. Nebi Samuel A.S. Türbesi
Hz . Eyyüp (a.s.) – Ürdün
Ürdün – amman yakınlarındaki es salt ta Hayatı
Hz. Yuşa (a.s.) – Ürdün
ürdün – amman yakınlarındaki es salt da hayatı.
Hz. Nuh (a.s.)
Ürdün – Kerak’da Kerek şehrinin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Tek odalı ve kubbeli bir yapıdır. Kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. 1318/1899 senesinde Osmanlılar zamanında yenilenmiştir. Kaynak ; Ürdün’de Osmanlı Mimarisi , Ahmet Çaycı , Atatürk Kültür Merkezi Yayınları
Hz. Harun (a.s.) – Ürdün
Ürdün – Vad’i Musa Bölgesinde Hz. Harun’un makamı, Vadi-i Musa bölgesinin güneybatısında yer alır ve 8.00×8.00 m. ölçüsüyle kare planlı olup kubbe ile kapatılmıştır. Kesme taş malzemeden inşa edilmiştir. Makamın giriş kapısındaki kitabeye göre türbe, Memlüklü sultanı Nasır Muhammed Kalavün tarafından 709/1309 tarihinde yenilendiği anlaşılmaktadır. Bu kitabeden yapının Memlük öncesi döneme ait olduğu ortaya çıkmaktadır. Kaynak ; Ürdün’de Osmanlı Mimarisi , Ahmet Çaycı , Atatürk Kültür Merkezi Yayınları
Hz. Yuşa (a.s.) – Irak – Bağdat
Irak – Bağdat – Şehy Maruf Kerhi kabristanında Yuşa peygamber e atfedilen anıt mezar, Bağdat tren istasyonunun yakınında Şeyh Maruf mezarlığında bulunmaktadır. Harun’un büyük oğlu Halife el-Emin’in yönetimi sırasında Dicle nehri taştı ve çok eski bir mezarı ortaya çıkardı. Mezarın kime ait olduğunu belirlemek için Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerden oluşan bir komisyon kuruldu. Papazlar bu mezarın Hz. Yuşa peygamber e ait olduğunu one sürdüler. Musevilerin Filistin’den ilk çıkışları sırasında mezar Irak’a nakledilmişti. Halife, mezarın çevresine bir türbe yaptırdı. 1880’de Bağdat’ı ziyaret eden Fransız gezgin Denis de Rivoyre, Yuşa defnedilirken yanında Musevi bir din adamı olduğunu ileri sürmektedir. Gerçekte yüzyıllardır Musevi ve Müslümanlar arasında mezarın kime ait olduğu konusunda anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Sonunda Musevi’ler kazanmış ve mezar sinagoga dönüştürülmüştür. Fakat 1885’te Sultan Abdülhamit Müslümanlardan yana olmuş ve mezar cami haline getirilmiştir. Irak’ı İngilizler aldıklarında dini isyanları körüklemesinden korktuklarından camiye dokunmamışlardır. Bu tarihi eserle ilgili inanılmaz bir gerçek, geceleri bir yılan tarafından korunuyor olmasıdır. Sürüngenler gün içinde toprağın altında serin boşluklarda bulunmaktadırlar. Kış aylarında kış uykusuna yatmaktadırlar. Daha önce koruyan yılanlar öldüğü için başka bir yılan bu görev için eğitilmektedir. Koruma görevlisi kişiler ise uzun süredir bu görevi yapan aynı aileden gelmektedir. Bu ailede mezara yakın olan bahçede yetişen ve ilaç yapımında kullanılan bitkilerle ilgili bilgileri bugüne kadar taşımıştır. [toggle title=“Kaynaklar load=”hide”]Kaynak Irak Gezi Rehberi , Ocak Yayınları ,Salih Mert ,2012 [/toggle] Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Zülkifl Pegamber (a.s.) – Irak
Irak – Necef – Kafel’de Zülkifl (Ezekiel) Peygamber’e atfedilen kabir; Irak’ta Babil ile Necef arasında Hille’den 24 km mesafedeki Kifle köyündedir. Zülkifl Peygamber’in kabri ; Çarşıdan aşağıya inildiğinde yolun sonundadır. Mabed çıkışında 12. yüzyılda yapılan minaresiyle Abbasi cami harabeleri bulunmaktadır. Oyma süslerle ve Kufi hatla süslenen minare halen ayaktadır. Yahudiler tarafından da ziyaret edilen türbe iki odadan oluşmaktadır. Kufe’de yaşamış olan Halife Hz. Ali’nin Zülkifl Peygamber’in mezarı önünde dua ettiği rivayet edilir. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Yunus Peygamber (a.s.) – Irak
Irak – Musul Eski Ninova’da, Asurluların tapınağı olan bir yapı; Yunus Peygamber adına ithaf edilerek Deyr Yonan (Yunus Manastırı) haline getirilmiştir. Bu manastır, Hristiyanlar tarafından M. 750 yılında Nebi Yuşa Mezarı; Halife Mu’tezid Billah’ın emri ile (892-901) Nebi Yunus Makberes’ı olarak düzenlenmiştîr. 12. yy. başlarında Selçuklu emirlerinden birisi tarafından makberenin yanına bir mescıdle rîbat ilave edilmiştir. Tuğtekin, ribatı türbeye dönüştürmüş (1108-1113) 767 (1365) de Celaleddin el-Hatenî, kubbeli bir mekan ekleyerek cuma mescidi olarak ibadete açmıştır. Bu tarihten sonra Nebi Yunus Camii adıyla anılan yapı, Timur’un Musul valisi Hüseyin Bey tarafından 821 (1418)’de tamir ettirilerek kubbeleri yenilenmiştir. 997 C1588)’de Canbulad oğullarından Hüseyin Paşa, namaz salonunun batısına Şafiiler bölümünü ekletmiş, 1254 (1838)’de Osmanlı valisi Ali Paşa bazı ilavelerle bir sebil inşa ettirmiştir. 1952 yılınnda Musul Belediyesi cadde genışletmesi sırasında bir kısım yapıları yıktırmıştır. Abdullah Başalim tarafindan 1271 (1854) yılında yaptırılan tuğla minare 1922’de yıkılarak, iki şeref eli bugünkü şekliyle yeniden düzenlenmiştir. Yüksek bir tepe üzerinde kurulan Nebi Yunus külliyesi, uzaktan bir kale görünümü vermektedir. Vaktiyle etrafında kademeli duvarlarla çevrili misafirhaneler varken, belediyece batı yönündekiler yıktırılarak yeni teraslanmış geniş merdivenler şekline dönüştürülmüştür. Külliyenin dışında bulunan sebil, helalar ve abdesthaneden sonra, merdivenle külliyenin zemin avlusuna çıkılmaktadır. Avlunun güneyinde hizmetlilerin hücreleri; kuzey’inde medrese ve kütüphane binaları yer almaktadır. Mukarnas kubbelli türbenin tam ortasında Nebi Yunus’un yüksek sandukası yer almaktadır. Duvarlar, 2.5m yukseliğe kadar mermerle kaplanmıştır. Cami, kilisenin temelleri üzerine yapıldığından normal cami yanina göre çarpık ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Namaz salonu zeminden 4.8m yüksekliktedir. [toggle title=“Kaynaklar load=”hide”] Irak’taki Türk Mimari Eserleri , Abdüsselam Uluçam [/toggle] Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Danyal Peygamber (a.s.) – Irak
Irak – Kerkük Kalesinde Ebu Ubeyd’in Kitabu’l-Emval’inde ve başka kaynaklarda geçtiği üzere Ebu Musa el-Eş’arî komutasındaki Müslüman ordusunun Susa’nın fethi sırasında Danyal Peygamber’in naaşı kurşunla kaplanmış sandığın içinde bulundu. Durum halife Ömer’e yazıldı. Cevabı mektupta Müslümanlar gibi kefenleyip reyhanlı su ile kokuladıktan sonra üzerine cenaze namazı kılmalarını emretti. Ayrıca mezarında yanında bir miktar para ve “Bu paradan ödünç almak isteyen belirlediği bir tarihe kadar alsın. O tarihte getirmezse abras hastalığına yakalansın” ibareleri yazılı bir kağıt buldular. Halife Ömer’e bu mesele sorulunca parayı devlet hazinesine katmalarını emretti. Başka bir rivayette ise tapınma aracı haline gelmemesi için Danyal Peygamber’in bedeni nehre atıldı. Daha sonra Dicle nehri kıyılarından tabutu çıkarıldı. Böylece yerel halk Danyal Peygamber’in faziletli güçlerinden yarar sağlayacaktı. Daha sonra nehrin ortasında köprünün altında asılı olarak bulundu. Sonunda batıl inanç sona erdi ve Danyal Peygamber’den kalanlar Kerkük yakınlarına bir yere gömüldü. Kerkük’deki Türbesi ; Danyal Peygamber’in mezarı üzerine sonradan inşa edilmiş bir mescidden ibarettir, ilk zamanlar burası Yahudilere ait bir mabet iken bir Hristiyan kilisesine ve nihayet bir camiye dönüştürülmüştür. Kerkük’teki mezarının iki kubbesi ve minaresi bulunmaktadır ki bunların görünümleri Moğol dönemi yapılannı anımsatmaktadır. Danyal Peygamber ile birlikte üç mezar daha vardır ki, bunların Azariye, Mihail, Hananiye’ye ait ofduguna inanılmaktadır. Bu türbenin yakınına gömülme isteği nedeniyle tarih sürecinde Kerkük’ün en eski mezarlığı oluşmuştur. [toggle title=“Kaynaklar load=”hide”] Kaynak Irak Gezi Rehberi , Ocak Yayınları ,Salih Mert ,2012 [/toggle] Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Serhend’deki Peygamber Kabirleri
Hz. Davud (a.s.) – Kudüs
Filistin Kudüs’te ; Zeytin dağı’nda İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yakub aleyhisselamın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleyman aleyhisselamın babasıdır. Kudüs’te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefat etti. Kendisine İbrânî dilinde Zebur kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur’ân-ı kerîmde on altı yerde geçmektedir. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselamdan sonra, İsrailoğullarına birçok peygamberler gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrat’ın hükümleriyle amel etmeye dâvet ettiler. Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrailoğulları, Tevrat’ın hükümlerini değiştirdiler, peygamberlerini dinlemediler, ahlâkları tamâmen bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût’u karşılarına belâ gönderdi. Câlût, İsrailoğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Talut isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koydu. Câlût’un üzerine yürüdü. Talut’un ordusunda bulunan Davud aleyhisselam, Câlût’u öldürdü. Talut’un ölümünden sonra, Davud aleyhisselam İsrailoğullarının hükümdârı oldu. Bir müddet sonra Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazîfesi ve Zebur adlı kitabı verdi. İnsanları Allahü teâlânın dînine dâvet etti ve adâletle hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının birkısmını fethederek memleketi genişletti. Kudüs’ü başkent yaptı. Ayrıca Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan’ı da fethetti. Mescid-i Aksa adıyla Kur’ân-ı kerîmde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleyman aleyhisselama vasiyet ederek, yüz yaşında vefat etti. Kabrinin Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir. Davud aleyhisselamın çok güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrânî dilinde Zebur kitabı geldi. Bu kitap, manzum şeklinde olup, eski manzum kitapların en meşhurudur. Zebur, meşhur dört ilâhî kitaptan biri olup, Tevrat’tan sonra gönderilmiştir. Vaaz ve nasîhat şeklinde olup, Tevrat’ı kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye çağırdığından,Tevrat’ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Davud aleyhisselam, hazret-i Musa’nın getirdiği dîni kuvvetlendirdiğinden resûl olmayıp, Benî İsrail’e gönderilen nebîlerden biridir. Davud aleyhisselam çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi namaz kılarak ibâdetle geçirirdi. Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu. Bir gün oruç tutar, öbür gün tutmazdı. Allahü teâlâ mucize olarak dağları, taşları, kuşları onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebur’u okumaya başlayınca, kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebur’u tekrar ederlerdi. Allahü teâlâ Davud aleyhisselama demiri ateşe sokmadan ve dövmeden istediği şekli verebilme mucizesi vermişti. Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazînesinden bir şey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Davud’un huzûruna gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Kur’ân-ı kerîmde Bakara, Nisâ, Mâide, En’âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok âyet-i kerîmelerinde Davud aleyhisselamdan bahsedilmektedir. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Yusuf (a.s.) – Nablus
Filistin – Nablus – Balata ……. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Şuayb (a.s.)
Filistin – Haifa’da Kfar Zeitim bölgesinde Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselam veya Sâlih aleyhisselamın neslindendir. Soyu anne tarafından Lut aleyhisselamın kızına ulaştığı ve Eyyub aleyhisselamla teyze oğulları oldukları rivâyet edilmiştir. Musa aleyhisselamın kayınpederidir. Kavmine güzel söz söylemesi, tatlı ve tesirli hitâb etmesi sebebiyle kendisine Hatîb-ül-Enbiyâ (Peygamberlerin hatîbi) denildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselama bildirilen dînin emir ve yasaklarını tebliğ etti. Arabistan Yarımadasının kuzeybatısında Hicâz’la Filistin arasında Kızıldeniz sâhilinde yer alan Akabe Körfezinden Humus Vâdisine kadar uzanan Medyen bölgesinde doğup büyüyen Şuayb aleyhisselam, o kavmin asîl bir âilesine mensuptu. Gençliği, dedelerinden Medyen adlı bir şahsın etrâfında toplandıkları için bu adla anılan Medyen halkı arasında geçen Şuayb aleyhisselam, azgın ve sapık kavmin kötülüklerinden uzak yaşar, babasından kalan koyunlarıyla meşgul olur ve çok namaz kılardı. Medyenliler atalarının doğru yolundan ayrılmışlar ve kötü yollara sapmışlardı. Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeyi bırakmışlar, kendi elleriyle yaptıkları putlara ve heykellere tapıyorlardı. Medyen, ticâret kervanlarının gelip geçtiği yollar üzerinde olduğundan ticâretle uğraşıyorlardı. Yaptıkları alışverişte muhakkak hîle yapıyorlardı. Yiyecek maddelerini alıp, stok yapıyorlar, pahalanınca fâhiş fiyatla satıyorlardı. Ölçü ve tartı için iki değişik ölçek kullanıyorlar, alırken büyük ölçekle alıyorlar, satarken küçük ölçekle veriyorlardı. İnsanların yollarını kesiyorlar, onların mallarına zorla el koyuyorlardı. Yol üstünde durup, bilhassa yabancı ve gariblerin mallarını çeşitli hîlelere başvurarak ellerinden alıyorlardı. Ayrıca sâhip oldukları pekçok nîmetin şükrünü yapmayıp, nankörlük ediyorlardı. Allahü teâlâ onlara, doğru yola dâvet etmek için Şuayb aleyhisselamı peygamber olarak gönderdi. Şuayb aleyhisselam onlara nasîhatlerde bulunup, Allahü teâlâya şirk koşmamalarını ve yalnızca O’na ibâdet etmelerini, alışverişte, ölçü ve tartıda haksızlık ve hîle yapmamalarını, yeryüzünde bozgunculuk yapmamalarını söyledi. Kötülüklere devâm ettikleri takdirde azâba uğrayacaklarını, vazgeçtikleri takdirde mükâfâta kavuşacaklarını söyledi. Fakat azgın Medyen kavmi, Şuayb aleyhisselamın sözlerini dinlemeyip, ona karşı çıktılar. Ona inananları tehdit ettiler. Şuayb aleyhisselam, bütün sıkıntı, eziyet ve horlamalara rağmen, Medyenlileri doğru yola dâvete devâm etti. İbret olarak isyânları sebebiyle helâk edilen Nûh aleyhisselamın gönderildiği kavmin, Hûd kavminin, Lut kavminin başına gelen azapları ve helâk olmalarını anlattı. İnkârdan vazgeçip îmân etmelerini, mağfiret dilemelerini, aksi hâlde kendilerinin de isyân edip, helâk olan kavimler gibi azâba düşeceklerini ve helâk olacaklarını açık bir lisanla anlattı. Onun peygamberliği Şam’a kadar duyulmuştu. Pekçok kimse gelerek Şuayb aleyhisselama îmân etmekle şereflendiler. Fakat Medyenliler yolda durup, Şuayb aleyhisselama gelenlere mâni olmaya çalıştılar. Şuayb aleyhisselamı ve ona inananları kendi sapık dinlerine dönmedikleri takdirde yurtlarından çıkaracaklarını söyleyip, tehdit ettiler. Şuayb aleyhisselam azgın Medyen halkının, bütün nasîhatlerine rağmen îmâna gelmelerinden ümit kesince, onları Allahü teâlâya havâle etti.Şuayb aleyhisselam Allahü teâlâya; “Yâ Rabbî! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hüküm ver. Sen hükmedicilerin hayırlısısın.” diye dua etti. Azgınlıklarına ve inananlara karşı düşmanlıklarına devâm eden Medyen halkı üzerine, Allahü teâlâ azâb gönderdi. Cebrâil aleyhisselamın bir sayhası ve bir zelzeleyle onların hepsini helâk etti. Hepsi yok oldular. Sanki onlar o beldede yaşamamışlardı. Şuayb aleyhisselam ve ona inananlar kurtulup Medyen’e yakın yerde, yeşillik, ağaçlık ve bolluk içinde bir şehir olan Eyke’ye giderek, oradaki insanlara doğru yolu göstermekle vazîfelendirildi. Medyen halkının bütün husûsiyetlerini taşıyan Eyke halkı, parayı tartı ile alırlar, kenarlarından kırptıktan sonra, tâne ile verirlerdi. Alışverişlerinde karşı taraftakine muhakkak zarar verirler ve onu aldatırlardı. Alırken ucuz ve fazla fazla alırlar, satarken pahalı ve eksik verirlerdi. Yolcuları soyarlar, putlara taparlardı. Şuayb aleyhisselama inanmak için gelenleri vaz geçirmek için çalışırlar, Şuayb aleyhisselama yalancı derlerdi. İstekleri olmazsa, tehditte bulunup, eziyet ederlerdi. Şuayb aleyhisselam Eyke halkını Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye, azgınlık ve taşkınlıklarından vaz geçmeye dâvet etti. Eyke halkı Şuayb aleyhisselamdan mucize istediler. Şuayb aleyhisselam çevredeki putlara hitâb edip; “Rabbiniz kimdir? Ben kimim? Söyleyin!” dedi. Taş ve ağaçtan yapılmış cansız birer varlık olan putlar dile gelip; “Rabbimiz ve yaratıcımız Allahü teâlâdır. Yâ Şuayb! Sen ise Allahü teâlânın peygamberisin!” dediler ve kâidelerinden yere düşüp paramparça oldular. Bu mucize karşısında bâzı kimseler îmâna geldi. İnanmayanlar da azgınlıklarını daha da arttırdılar. Şuayb aleyhisselam son defâ îkâz edip, puta tapmaktan vaz geçmelerini, Allah’a îmân etmelerini ölçü ve tartıda adâletli olmalarını ve her türlü zulümden vazgeçip, kurtulmalarını söylediyse de inkâr edip inanmadılar. Alay ettiler, yalancısın, sihirbazsın, büyülenmişsin dediler. Îmân etmeyeceklerini açıkça söyleyip; “Eğer sen doğru sözlüysen, bize gökten azap indir.” dediler. Şuayb aleyhisselam bu azgın kavmi Allahü teâlâya havâle etti. Allahü teâlâ onlara isyanları sebebiyle şiddetli bir azap göndererek hepsini helâk etti. Önce ortalığı kasıp kavuran şiddetli bir sıcaklığa tutuldular. Sular fokur fokur kaynadı. Susuzluktan kıvranıyorlar sıcak suları içtikçe içleri yanıyordu. Çâresizlikten gölge ve içecek su arıyorlar, bir taraftan bir tarafa koşuyorlardı. Bu hâl yedi gün devâm etti. Sekizinci gün ufukta koyu gölgeli siyah bir bulut çıkıp yükseldi. Bunu gören Eykeliler serinlemek için koşup hepsi bulutun altında toplandılar. Onlar bulutun altına toplanır toplanmaz buluttan üzerlerine şiddetli bir ateş yağmaya başladı ve hepsi ateş altında helâk olup, gittiler. Eykelilerin helâk edildiği bugün, Kur’ân-ı kerîmde (gölge günü) olarak bildirilmekte ve meâlen şöyle buyrulmaktadır: “O gölge (zulle) gününün azâbı onları yakalayıverdi. Gerçekten o azap büyük bir günah azâbı idi.” (Şuarâ sûresi: 189) Şuayb aleyhisselam, Eyke ahâlisinin helâk olmasından sonra, inananlarla birlikte Medyen’e gidip yerleşti. İnananlardan birinin kızıyla evlendi. İki kızı oldu. Kızlar büyüdü. Kendisi iyice yaşlandı. Allah korkusundan çok gözyaşı döktü. Gözleri zayıfladı, vücudu kuvvetten düştü. Bu sırada Mısır’dan çıkıp Medyen’e gelen Musa aleyhisselam, kuyu başında koyunlarını sulamak için bekleyen Şuayb aleyhisselamın kızlarına yardım ederek, koyunlarını suladı. Şuayb aleyhisselam ücret vermek için onu evine dâvet etti. Onu emin güvenilir bir kimse olarak görüp, koyunlarına çoban tuttu. Sekiz sene koyunlarını gütmesi şartıyla kızlarından birini ona nikâhladı. Musa aleyhisselam orada on sene kaldı. Çocukları oldu. Daha sonra Mısır’a göç etti. Sıhhati düzelip gözleri açılan Şuayb aleyhisselam, her sene Medyen’den Mısır’a giderek kızı ve dâmâdını ziyâret etti. Bir müddet sonra Mekke-i mükerremeye gidip yerleşti. Daha sonra da orada vefat etti. Vefâtında 300 yaşında olduğu rivâyet edilmiştir. Şuayb aleyhisselam çok namaz kılardı. Tevrat’ta ismi Mikâil olarak bildirilmiştir. Kur’ân-ı kerîmde A’râf, Şuarâ, Hûd ve Ankebût sûrelerinde Şuayb aleyhisselam, Medyen ve Eyke kavimleri hakkında âyet-i kerîmeler mevcuttur. Şuayb aleyhisselamın altı çeşit mucizesi vardır: 1. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle, koyunlardan doğmuş siyah kuzuların hepsi beyaz olmuştur. 2. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle taşlar toprak olmuştu. Şöyle ki: Medyen kasabası dağlık, taşlık bir yer olduğundan: “Hak peygamber iseniz, dua ediniz, şu dağlar, taşlar kalkıp, yerimiz geniş olsun.” diye teklif etmişlerdi. Şuayb aleyhisselam dua edince, cenâb-ı Hak duasını kabul edip, elini o dağ ve taşlar üzerine koy, diye emreyledi. Elini koyunca hepsi toprak oluverdi. 3. Şuayb aleyhisselamın duası bereketiyle Medyen’de bâzı taşlar koyun olmuştur. Şöyle ki, kendilerinin hiç koyunu olmadığı için kavmi, bizim koyunlarımızı elimizden almak için Şuayb buraya gelmiştir diye söz etmişlerdi. Hazret-i Şuayb bunu işitince, çok üzülüp, kendinin de koyunu olması için cenâb-ı Hakka dua eyledi. Cenâb-ı Hak, duasını kabul edip, orada bulunan taşlara eliyle işâret etmesini emreyledi. Hazret-i Şuayb işâret ettiği anda o taşlar koyun oluverdi. Bu sûretle koyunları kavminin koyunundan birkaç misli fazla oldu. O koyunları sekiz, yâhut on sene hazret-i Musa’ya güttürüp, kızını da ona verdiği meşhurdur. 4. Hazret-i Şuayb, bir yerin taşları etrâfında dönünce, o taşlar hemen bakır olup, ahâli bununla pek zengin olmuştur. 5. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle kum tepeleri yerinden kalkmıştır. 6. Hazret-i Şuayb, bir dağa çıkmak istediği zaman, dağ âdeta devenin oturup kalktığı gibi, Şuayb aleyhisselam çıkıncaya kadar küçülür, çıktıktan sonra evvelki hâli gibi büyük bir dağ olurdu. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Nuh (a.s.) – Azerbaycan
Azerbaycan – Nahçıvan’da şehrin en eski kalesi olan Köhne Kala’da ….. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Nuh (a.s.) – Şırnak
adres
Hz. Elyesa (a.s.) – Şanlıurfa
Hz. Elyesa (a.s.) kabri şerifi Hz. Elyesa (a.s.) kabri şerifi Şanlıurfa – Viranşehir’in 10 km yakınındaki Eyübnebi beldesinde . Hz. Eyyüp ( a.s.) 200 metre yakınında …… Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Eyyüp (a.s.) – Şanlıurfa
Hz. Eyyüp (a.s.)’ın kabri şerifi Hz. Eyyüp (a.s.)’ın kabri şerifi Şanlıurfa – Viranşehir’in 10 km yakınındaki Eyübnebi beldesinde . …… Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Üzeyir (a.s.) – Adıyaman
Hz. Yuşa (a.s.) – Gaziantep
Gaziantep – Merkez’de Bakırcılar çarşısında bulunan Pir Sefa mescidi yanında Hz. Yuşa Peygamber türbesinin yanında Yuşa (a.s.) Peygamber , orta boylu , buğday benizli, yassı yağrınlı, büyük gözlü, mücahid , gazi ve yiğit bir zat idi. Yuşa (a.s.) , İsrailoğullarından olup ,Musa (a.s.)’a yardımcı olmuş ve Musa(a.s.)’ın vefatından sonra İsrailoğullarına Peygamberlik ve önderlik yapmıştır. İsrailoğullarını Tih çölünden geçirdikten sonra Eriha bölgesini 6 ay kuşattıp feth etmiş. Böylece çöllerde göçebe gibi yaşayan israiloğullarını göçebelikten kurtarıp , Arzı Kenan’a yerleştirdi. Hz. Musa(a.s.)’ın kabrini de bu bölgeye getirmiştir. Yine Şam ve bölgesindeki krallarla da çarpışıp onları yenilgiye uğrattı. ele geçirdiği Şam ülkesine Valiler tayin etti. Yuşa (a.s.) , Musa(a.s.)’dan sonra İsrailoğullarını Tevrat hükümlerine göre yirmi dokuz veya yirmi yedi yıl idare etti ve bir rivayete göre 120 bir rivayete görede 126 yaşında vefat etti. Yuşa(a.s.)’nın kabrinin nerede olduğu ise tam olarak belli değil. Kaynaklara göre ; Muarra , Nablus ve Halep’den birinde gömülüdür. Türkiye’de İstanbul Yuşa (a.s.) tepesinde ve Gaziantep’de Yuşa (a.s.)’ın kabir ve makamları vardır. Gaziantep’deki kabri şerifle ilgili Gaziantep Evliyaları isimli eserde şu bilgileri bulabildik. – Halep’de Yuşa(a.s.)’a ait bir türbe bulunmamaktadır. Osmanlı – Halep Vilayet Salnamelerinde Gaziantep , Halep vilayeti içerisinde yer alır . Halep diye kastedilen kabir Gaziantep’deki olabilir. – Tevratta Yuşa (a.s.) ile şu satırları okumaktayız: “Yuşa bu sözleri Rabbin şeriyat kitabında yazdı ve büyük bir taş alıp orada anı rabbin makdesinde olan bir butum ağacının altina dikti.” İşbu vukuattan sonra Rabbın kulu Yuşa bini Nun 110 yaşında vefat etti ve anı kendi mirasının hududu dahilinde Caaş dağının şimal tarafında vaki Efraim dağında Temniyatı Seraç’da defnettiler . Tevratta geçen dağların nerede olduğunu bilmiyoruz. Ancak Butum yani fıstığın anası olan sakız ağacı dikkatimizi çekiyor. Gömülü olduğu ileri sürülen yerler arasinda sakız ağacının bulunduğu tek yer Gaziantep’tir. – Yuşa (a.s.)’ın kabrinin yakınındaki Kunduracılar çarşısındaki bir hanın yapım alanının arka bölümünde içlerinde elekten geçirilmiş ince topraklar dolu kuzeyden güneye doğru uzanan Yahudilerinkiyle aynı mezarlara rastlanmış.Bu duruma bakarak Han inşaasında meydana çıkan mezarların Yuşa türbesi etrafında teşekkül eden bir yahudi kabirliği olduğunu tahmin etmek hatalı olmaz. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Musa (a.s.)
Doğu Kudüste yer alır. Kudüsle Eriha arasında Çölün ortasındadır.(Kudüsle eriha arası 22 km) Eriha ya 10 kilometre kala yolun sağında yer alır. …………. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Yunus (a.s.) – Makam – Filistin
Filistin’de El-halil kentinde dir. El-halil caminin 15 dk uzağındaki Nebi Yunus Camiinin İçerisinde yer alır. Yunus(a.s.)’ın Filistinde El- Halil Kentinde , Nebi Yunus camii içerisinde yer alan makam-ı şerifi. Caminin imamıyla yaptığımız söyleşide Yunus a.s.’ın 1 yıl kadar burada konakladığı ve buna binaen burada bir makamının inşa edildiğini belirti. Yine Filistin’in batı tarafında Hz. Yunus (a.s.) ‘a ait bir makamın daha olduğu ancak orada İsrail yönetimi tarafından camii yapımına izin verilmediği için oraya camii yapılamadığını , asıl kabrinin ise Irak’ta olduğunu fakat yerinin bilenemediğini belirtti. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Yakub (a.s.)
Filistin’ de El -halil Kentindeki El- halil camiinde Ken’an diyârında, yâni Fenike denilen Sayda, Sûr ve Beyrut ile Filistin ve Sûriye’nin bir kısmından ibâret olan bölgede yaşayan insanlara gönderilen peygamber. İsmi Yakub olup İbrânicede Saffetullah, yâni “Allahü teâlânın sâf ve temiz kıldığı kul” mânâsına gelmektedir. Diğer adı İsrail olup “Allah’ın kulu” mânâsına gelmektedir. İbrahim aleyhisselamın küçük oğlu olan İshak aleyhisselamın oğludur. Yakub aleyhisselamın on iki oğlu vardı. Bu yüzden, onun on iki oğlunun torunlarına Benî İsrail, yâni İsrailoğulları denilmiştir. Oğullarından her birinin sülâlesine “Sıbt”, hepsine birden torunlar mânâsına gelen “Esbât” denir. Sonradan Yahudi adı verilmiştir. Yakub aleyhisselamın neslinden birçok peygamber geldi: Musa, Harun, Davud, Süleyman, Zekeriyya, Yahya ve İsa aleyhimüsselâm bunlardandır. Yakub aleyhisselam Şam’da veya Medyen’de doğdu. Onun Iys isminde bir kardeşi vardı. Çocukluğu babasının yanında geçti. Babası İshak aleyhisselam, Yakub aleyhisselam için; “Yâ Rabbî! Neslimden peygamber geleceğini buyurmuştun. O vâdini bu oğlumdan zuhûr ettir.” diye dua etti. Onun soyundan nice peygamberler göndermesi için Allahü teâlâya niyâzda bulundu. Yakub aleyhisselam babasının vefatından sonra annesinin tavsiyesi üzerine Harran’da bulunan dayısının yanına gitti. Orada uzun müddet kaldı. Dayısının büyük kızı Leya ile evlendi. Bu evlilikten Rabil, Şemun, Lâvi, Yehûda, İsâhar ve Zablûn adlı oğulları ile Dînar isimli kızı doğdu. İbrahim aleyhisselamın bildirdiği dinde iki kız kardeşle evlenmek câiz olduğundan ilk evliliğinden yedi sene sonra dayısının küçük kızı Râhil ile de evlendi. Bu hanımından da Bünyamin ve Yusuf adlı iki oğlu oldu. Belhe ve Zülfâ adlı iki câriyesi vardı. Belhe adlı câriyeden Dân ve Neftâle, Zülfâ adlı câriyesinden de Câd ve Âşir adlı oğulları doğdu. Böylece on iki oğlu oldu. Kırk sene kadar dayısının yanında kalan ve ona hizmet eden Yakub aleyhisselama Allahü teâlâdan Vahy gelip Ken’an diyârı ahâlisine peygamber olarak vâzifelendirildiği bildirildi. Dayısından izin alarak hanımları, oğulları ve kendisine tâbi olanlarla birlikte Harran’dan ayrılıp Ken’an diyârına geldi ve oraya yerleşti. Kendisi ve oğulları için evler yaptırdı. Bu sırada Yusuf ve Bünyamin adlı oğullarının annesi olan Râhil vefat etti. Yakub aleyhisselam insanları Hak dîne ve tek olan Allahü teâlâya inanmaya ve O’na ibâdet etmeye dâvet etti. Ken’an diyârı ahâlisinden çok kimse ona îmân etti. Ken’an diyârını idâre eden Şüceym bin Dâran isimli kral, Yakub aleyhisselama karşı çıktıysa da başarılı olamadı. Yakub aleyhisselam anneleri vefat etmiş olan oğulları Bünyamin ve hazret-i Yusuf’u diğer oğullarından çok seviyordu. Çünkü bu ikisi anne şefkâtinden mahrûm kalmışlardı. Yakub aleyhisselamın özellikle hazret-i Yusuf’a karşı aşırı muhabbeti olduğu için onu bütün oğullarından üstün tutuyor ve yanından ayırmıyordu. Hazret-i Yusuf yedi yaşındayken rüyâsında on bir yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyâsını babasına anlattı. Rüyâ tâbirini iyi bilen Yakub aleyhisselam oğluna ileride büyük nîmetlere kavuşacağını ve kendisine peygamberlik verileceğini söyleyerek rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını tavsiye etti. Yakub aleyhisselamın oğlu Yusuf’a karşı aşırı muhabbet göstermesini kıskanan diğer oğulları onu hased ettiler. Hazret-i Yusuf’a berâberce tuzak kurup onu öldürmek istediler. Babalarından korktukları için de ne şekilde kötülük yapacaklarını tespit edemediler. Daha sonra kendi aralarında konuşup Yusuf aleyhisselamı yol üzerindeki bir kuyuya atmayı kararlaştırdılar. Yusuf aleyhisselamı babalarından alıp, berâberlerinde götürebilmek için hîleye başvurdular. Yusuf aleyhisselamı alıp kıra götürdüler ve kervanların geçtiği yolun kenârındaki bir kuyuya attılar. Sırtındaki gömleğini çıkarıp kestikleri bir hayvanın kanıyla boyadılar. Akşam olunca da kanlı gömleği babalarına getirip; “Biz kırda yarış ederken, Yusuf’u eşyâlarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. Yakub aleyhisselam kana bulanmış fakat hiç yırtık ve çizgi bile olmayan gömleğe bakıp oğlu Yusuf’u kurt yemediğini ve onun hayatta olduğunu anladı. Diğer oğullarına o kurdun Yusuf’uma karşı şefkâti sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylu bir kurt görmedim. Oğlumu yemiş de sırtından gömleğini bile yırtmamış. Bu söyledikleriniz yalandır. Yusuf’a ne ettinizse siz ettiniz. Fakat elimden ne gelir. Benim için sabr etmekten güzel bir şey yoktur” dedi. İçli içli ağlayıp, kalbini Allahü teâlâya bağladı ve oturdu. Yusuf aleyhisselamın ayrılığından dolayı üzülüyor, fakat bu üzüntüsünü kimseye bildirmiyor, hâlinden de kimseye şikâyette bulunmuyor, oğluna kavuşacağı günü hasretle bekliyordu. Hasret ve üzüntüsü sebebiyle ağlamasından dolayı gözlerine ak inmiş göremez olmuştu. Atıldığı kuyudan bir kervancı tarafından çıkarılan ve Mısır’a götürülerek bir köle diye satılan Yusuf aleyhisselam, Mısır Mâliye Nâzırı tarafından satın alındı. Mâliye Nâzırının sarayında özel olarak büyütülen Yusuf aleyhisselam, Nâzırın ölümünden sonra Mâliye Nâzırı oldu. Aldığı ekonomik tedbirler sâyesinde, yedi sene müddetle devâm eden kıtlık esnâsında Mısır halkının rahat ve refâh içinde yaşamasını sağladı. Yakub aleyhisselam Bünyamin dışındaki oğullarını buğday ve erzak almak üzere Mısır’a gönderdi. Yusuf aleyhisselam onları tanıdı ve ikrâmlarda bulunarak erzak verdirdi. İkinci defâ gelişlerinde kardeşleri Bünyamin’i de getirmelerini söyledi. Onlar da ikinci gelişlerinde kardeşleri Bünyamin’i getirdiler. Kendi anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin’i bir tedbirle yanında alıkoydu. Yakub aleyhisselamın oğulları üçüncü defâ Mısır’a gidince Yusuf aleyhisselam kendini onlara tanıttı. Gömleğini babası Yakub aleyhisselama gönderdi. Babasını ve bütün akrabâlarını da Mısır’a dâvet etti. Yakub aleyhisselam gömleği yüzüne gözüne sürünce gözleri açıldı. Yakub aleyhisselam oğlunun dâveti üzerine bütün akrabâsını alarak Mısır’a gidip oğlu Yusuf aleyhisselama kavuştu. Yusuf aleyhisselam babasına ve yanındakilere büyük ikrâmlarda bulundu. Kardeşlerini affettiğini bildirdi. Yakub aleyhisselam oğlu hazret-i Yusuf’a kavuştuktan sonra oğullarıyla birlikte on seneden fazla Mısır’da yaşadı. İyice ihtiyarlayınca oğullarını başına toplayıp, vasiyette bulundu. Oğullarından, tek olan Allahü teâlâya ibâdet edeceklerine dâir söz aldıktan sonra vefat etti. Oğulları cenâze namazını kıldılar. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halîl-ür-Rahmân’da bulunan babası İshak aleyhisselamın yanına defnedildi. Rivâyete göre burada dört kabir vardır. Bunlar İbrahim aleyhisselama, İshak aleyhisselama, Sâre vâlidemize ve Yakub aleyhisselamâ âittir. Yakub aleyhisselam dedesi İbrahim aleyhisselama gönderilen kitaptaki (sahifelerdeki) emir ve yasakları insanlara tebliğ etti. Yakub aleyhisselam Allahü teâlânın seçtiği, kendi zamânında yaşayan insanların sûret (görünüş) ve sîret (huy ve yaşayış) yönünden en üstünüydü. Buğday benizli, uzun boylu, nâzik yapılı bir bedene sâhipti. Babası, İshak aleyhisselam gibi halim selîm, yumuşak huylu, doğru sözlü, kerim ve cömertti. Kur’ân-ı kerîmde Yâkub aleyhisselamın, dinde kuvvetli olduğu, ihlâs sâhibi olduğu, sâlihlerden olduğu, bitmeyen güzel bir sabra sâhip olduğu, seçkin ve hayırlı kimselerden olduğu ve rüyâ tâbirini iyi bildiği açıklanmıştır. Yakub aleyhisselamın beş çeşit mucizesi vardı: 1. Duâsı bereketiyle bir koyunun karnından dört kuzu doğmuştu. Bir kavim gelip, Ey Allah’ın peygamberi, geçen sene koyunlarımız hiç doğurmadı. Cenâb-ı Hakka dua ediniz, hem bu seneki, hem de geçen seneki kuzuları birden versin, diye ricâ ettiler. Yakub aleyhisselam dua edince, her bir koyundan dörder tâne doğmak sûretiyle koyunları çoğaldı. 2. Sesi sürekli olup, üç konaklık yerden bile duyulurdu. Düşman askerine bağırdığı zaman korkularından hep kaçarlardı. 3. Hazret-i Yakub’un attığı şey, pek uzaklara giderdi. Oğullarını Amâlika kavmiyle muhârebeye gönderince, muhârebe esnâsında Yehûda adlı oğlunun, süngü ve mızrakla silâhı parçalanmıştı. Yehûda, silâhım kırıldı babacığım, bir silâh gönderiniz, diye seslendiği anda, hazret-i Yakub işitip, bir dağ başından önceki gibi bir silâh attı ve seslendi. Yehûda sesini işitip, silâhı aldı ve hemen düşmana saldırdı ve gâlib geldi. Halbuki aralarında 360 km’lik mesâfe vardı. 4. Yakub aleyhisselamın duası bereketiyle büyük ve küçük dağlar yerlerinden kalkmışlardır. Ken’an ahâlisini dîne dâvet ettiği vakit, orada bulunup, yörenin iki tarafını darlaştıran dağların başka yere naklolunmasıyla, yerlerinin geniş bir saha olmasını istemişlerdi. Yakub aleyhisselam dua edince, murâdları hâsıl olup, yerleri geniş ve düzlük olup havası da gâyet güzel olarak Hicaz’da en güzel yer olarak tanınmıştır. 5. Ken’an ahâlisini îmâna dâvet ettiği vakit, oturdukları yerlerde bulunan dağlık ve taşlık yerlerin, bütün tepe ve taşların toprak olmasını teklif etmişlerdi. Yakub aleyhisselam dua edince, diledikleri gibi olmuştur. Yakub aleyhisselamın en büyüğü Rabil olmak üzere Şem’un, Lâvî, Yehûda, Zablun (Yâlun), İsâhar, Dân, Neftâli, Âşir, Cad, Yusuf ve Bünyamin adlı on iki oğlu vardı. İsrailoğulları bu on iki oğlunun neslinden çoğalmışlardır. Yusuf aleyhisselamdan sonra akılca en üstün olan Yehûdânın neslinden Davud aleyhisselam ve Benî İsrail (İsrailoğulları) hükümdarları gelmiştir. Bu sebeple İsrailoğullarına genel olarak Yahudi de denilmiştir. İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerin çoğu da Yusuf aleyhisselamın neslindendir. Kur’ân-ı kerîmde zikr edilen Talut da Bünyamin’in neslindendir. Kur’ân-ı kerîmde Yusuf sûresinde ve Bakara sûresi 132, 133, 140; Âl-i İmrân sûresi 84-93; Nisâ sûresi 163; En’âm sûresi 84; Hûd sûresi 71; Meryem sûresi 6, 49, 58’inci âyetlerinde Yakub aleyhisselamdan ve fazîletlerinden bahsedilmektedir. Kaynak : Dinimizislam.com Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. İshak (a.s.)
Filisin – El Halil kendinde Hz. İbrahim camii’nin içerisinde Şam ve Filistin ahâlisine gönderilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın ikinci oğludur. Annesi hazret-i Sâre’dir. Büyük kardeşi İsmail aleyhisselamdan kaç yaş küçük olduğu bilinmemektedir. İbrahim aleyhisselam, Nemrûd’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den hicret ederek, kendisine inananlar ve hanımı Sâre Hatun’la birlikte Mısır’a gitti. Oradan da Filistin ve Şam diyârına döndü. Sâre Hatun’un gençliğinde çocuğu olmamıştı. İbrahim aleyhisselam oğlu İsmail aleyhisselamı ve annesi Hâcer Hatun’u Mekke’ye bıraktıktan sonra, Şam diyârına döndü. Allahü teâlâ yaşlıyken Sâre Hatun’a bir oğul ihsân edeceğini, Cebrâil aleyhisselam vâsıtasıyla müjdeledi. Sâre Hatun, bu müjdeye sevindiği için oğluna İshak ismi verildi. İshak İbrânice “güler” mânâsına gelir. Allahü teâlânın Lut Kavmini azgınlıkları sebebiyle helâk ettiği sene doğdu. Şam diyârında büyüyünce, babası ve annesi ile Mekke’ye gitti. Kâbe-i muazzamayı ziyâret edip, ağabeyi İsmail aleyhisselamla görüştü. Üçü birlikte Filistin’e döndüler. Burada anne ve babasına hizmet etti. Her sene hac zamânında Mekke’ye gitti. Bir rivâyette babasının sağlığında, başka bir rivâyette ise vefatından sonra Şam ve Filistin ahâlisine peygamber olarak gönderildi. İbrahim aleyhisselamın dîninin hükümlerini yaymaya devâm etti. Kavmine nasihat edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. Altmış yaşındayken, İys ve Yakub adında iki oğlu oldu. İys amcası İsmail aleyhisselamın kızıyla evlendi. Babasının duası bereketiyle soyu bereketli olup, kısa zamanda çoğaldı. İshak aleyhisselamın diğer oğlu Yakub aleyhisselama da peygamberlik verildi. Oğul ve torunlarından peygamberler geldi. Bir adı da İsrail olan Yakub aleyhisselamın soyundan gelenlere sonradan “İsrailoğulları” denildi. Ömrünün sonuna doğru gözlerinin görmesi zayıflayan İshak aleyhisselam, 120 sene veya daha fazla yaşadıktan sonra, Filistin’de vefat etti. Filistin’de Halîlürrahmân denilen yerde baba ve annesinin de medfûn bulunduğu mağaraya defnedildi. Yüz ve şekil itibariyle, ahlâk ve yaşayışta babası hazret-i İbrahim’e çok benzeyen İshak aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîm’de ilim sâhibi olarak zikredildi. Mucizeleri: 1. Hayvanlar açık bir lisanla peygamberliğine şehâdet ederlerdi. 2. Duâ etmesi üzerine dağın harekete geçmesi: İshak aleyhisselam Kudüs’te insanları Allahü teâlâya îmâna dâvet edince, insanlar; “Eğer şu dağı harekete geçirirsen, îmân ederiz.” dediler. İshak aleyhisselam dua edince dağ sallanmaya başladı. Kudüs halkı hep birlikte îmân ettiler. 3. İshak aleyhisselam merkebine binip bir dağa çıkmak isteyince merkebin ön ayakları kısalır, arka ayakları uzardı. Dağdan aşağı inerken de tersi olurdu. 4. İshak aleyhisselamın duası bereketiyle Allahü teâlâ ölmüş hayvanları diriltirdi. 5. Şam ahâlisinin arzusu üzerine yaptığı dua netîcesinde, elini sırtına koyduğu bir koyun, hemen kuzulamış daha sonra ard arda dokuz defâ yavrulamıştır. Kur’ân-ı kerîmin Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ ve İbrahim sûrelerinde İshak aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Şit (a.s.) – Makam – Tarsus
Mersin – Tarsus’da Ulu caminin içerisinde. Adem(a.s)’dan sonra gönderilen peygamberdir. Adem (a.s.)’ ın 3. oğludur. Adem(a.s.)’ın oğullarından Kabil , çıkan anlaşmazlık sonucu Habil’i öldürünce, Allah(c.c.) Adem (a.s.)’a Habil’e karşılık ihsan olarak yeni bir oğul verdi.Adem(a.s.)’ın bütün çocukları ikiz olarak doğdu halde Şit(a.s.) tek doğdu. Şit adı İbranice olup arapça anlamı ” Allah’ın hibesisidir.”. İsmine Şis de denilmiştir. Şit (a.s.), Hz. Muhammed(a.s.) ‘ın nurunu alnında taşıyordu Bu yüzden Adem(a.s.) onu çok severdi.Vefat edeceği sırada bütün yeryüzüne onu halife tayin etti ayrıca İlahi sırları bildirip , bütün ilimleri öğretti. Adem(a.s.)’ın vefatından sonra Allah(c.c.) , Şit (a.s.)’a peygamberlik verdi. 50 sayfa(forma) küçük kitap indirdi.Bu kitaplarda hikmet ilmi, matematik , sanayi bilgileri , kimya ilmi ve daha birçok şey bildirilmiştir. Şit(a.s.) zamanında insanlar çoğalmış ve dünyanın çeşitli yerlerine yayılmışlardır. Genellikle Şam’da ikamet etmiştir.Rivayete göre Bin şehir kurmuştur; çocuklarını ve torunlarını bu imar ettiği şehirlere yerleştirmiştir. Şit(a.s.) zamanı oldukça huzurlu geçmiştir. Kendi aralarında düşmanlık, buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramdan ve isyandan uzak durmuşlardır. Yemen tarafında batıl ve isyankar halde yaşayan Kabil oğullarına Allah(c.c.)’a iman ve ibadete davet etti. Fakat bu kavim isyankarlığıa devam etti.Şit (a.s.) onlarla harp etti. İlk kılıç kullanan odur. Babası veya kardeşleriyle beraber Kabe’nin duvarlarını taştan inşa etti. Ömrünün 912 veya 950 sene ; Peygamberliğinin ise 282 veya 212 sene olduğu rivayet edilir. Vefatından sonra oğullarından Enüş(a.s.) peygamber oldu. Kuvvetli rivayete göre Mina’daki mescidin minaresi dibinde medfun olan Adem (a.s)’ın yanına defnedildi. Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Lokman (a.s.) – Makam – Tarsus
Mersin – Tarsus ‘ da Ulu cami’nin içerisindedir. Peygamber veya Velidir. Davud(a.s.) zamanında Arabistan’nın Umman tarafında yaşadı.Davud(a.s.) ile görüşüp ondan ilim öğrendi.Davud(a.s.)’a peygamberlik gelmeden önce Müfti olan Lokman(a.s.) , Davud(a.s)’a perygamberlik geldikten sonra fetva vermeyi bıraktı ve Davud(a.s.)’a ümmet oldu.Bir rivayete göre de Eyüp(a.s.)’ın teyzesinin oğludur. Lokman ismi Kur’an-ı Kerimde geçmekte olup 31. surenin adı Lokman’dır. Bu surenin 12. ayetinde ,”Biz Lokman’a hikmet verdik” buyurulmaktadır. Buradaki hikmet tabirini ; akıl ,anlayış,ilim,ilimle amel etmek ve doğru karar vermek olduğu tefsir kitaplarında yazılıdır. Lokman Hekim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatleri meşhurdur . Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Danyal (a.s.) – Tarsus
Mersin – Tarsus’da . Ulucami nin 100 metre ilerisinde Adana Bulvarı üzerinde 3406 sokakla Adana Bulvarının kesiştiği yerde Beni İsrail Peygamberlerinde olup, kendine özel kitap verilmeyip kendinden önce gelmiş Tevrat’a bağlı olan Nebi’lerdendir. Babası Hezkil veya Hezkal da İsrailoğulları peygamberlerinden olup Kudüslüdür. M.Ö 606 yılında Babil hükümdarı Buhtunnasr Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı işgal etti. Kutsal eşyaları aldı, Allah’a inanan ihtiyarları öldürdü. Genç kadın ve erkekleri ise esir alıp Babilê götürdü. Danyal(a.s.)’da bu esirler arasında bulunuyordu. Buhtunnasr , Kudüs esirlerinden Allah inanıp; puta tapmayanları hepse attırıyor ve putperestliğe razı olursa bırakıyor, razı olmazsa öldürüyordu. Danyal(a.s.) da hapiste eziyet görüyor ama durmadan iman ehli olanlara nasihat ederek: sonu ölüm dahi olsa yollarında dönememelerini Alah’ın onları şehit olmaları halinde cenneti vaat ettiğini telkin ediyordu. Bu sırada Buhtunnasr korkulu rüyalar görmeye başladı. Kimse tabir edemeyince Danyal(a.s.) tabir etti. Bunun üzerine Danyal(a.s.)’a herkesin hürmet ve saygı göstermesini emretti ama çok sürmedi, yine insanları putuna tapmaya zorladı. Danyal(a.s.) yine karşı çıktı. Bu defa Danyal(a.s.)’ı ateşe attırdı ama Cenab-ı Hak onu kurtardı. Bu mucizelerden sonra, aciz kalan Buhtunnasr, Danyal(a.s.)’a samimi olarak çok saygı gösterdi ve herkesin ona hürmet edip duasını almasını emretti. Bundan sonra her taraftan insanlar gelir duasını alır, felaket anlarında kuraklık gibi günlerde ona dua ettirirlerdi. İşte bu sırada Tarsus’ta da hüküm sürmekte olan Tarsus Kralı kuraklık, kıtlık dolayısıyla , Babil Kralın’dan yağmur duası yapması için Danyal(a.s.)’ı buraya göndermesini istemiş. O da bu isteği kabul etmiştir. Kuraklık felaketi için buraya gelen Danyal(a.s.) , Tarsus’da irşad vazifesini sürdürmüş ve burada kalarak vefat etmiştir. Kabri şerifi Tarsus’da Makam caminde dir. H. 19 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Suriye tarafına gönderilen İslam ordusu , Tarsus’u fethetti. Ordunun başkomutanı olan Ebu Musa el-Eş’ari(r.a.) şehri kontrol ederken bir binaya uğradı. Kapısı kurşunla mühürlenip kilitlenmişti. ”Burada ne var” diye sordu. Tarsuslu Herkus denen zat :” Efendim burada size yarar bir şey yok. Burada Daniyal denen zatın sanduka içinde naaşı var. Bu zatın sandukası var.” Deyip ; Danyal(a.s.)’ın hayatını anlatmış ve şöyle tamamlamış ; Burada vefat etmiş ve onu bu sandukaya koyup saklamışlar. Kuraklık gibi felaket anlarında buraya gelip dua ederiz; duamız kabul olur. Ebu Musa El-Eş’ari kapıyı açtırdı. İçeride havuz şeklinde çevrik bir yer ortasında mermerden yapılmış gayet uzun bir lahit sanduka vardı. Lahdi açtılar , içinde çok uzun boylu bir ceset gördüler. Ebil- Ali’yeden sahih senetle rivayette: ” Ceset, altın iplikle dokunmuş kumaşa sarılı idi. Cesette hiçbir değişiklik olmamış, yeni konmuş gibi idi.” Ebiddünya ‘nın rivayetinde ; ” TESTUR – TARSUS , fethedildiğinde Danyal’ı bir tabut içinde buldu. Damarları şah damarı atıyordu….. Deniyor.” Çeşitli rivayetlerde bildirildiğine göre ; Ebu Musa El- eş’ari (r.a.), Danyal(a.s.)’ın yanında bir Mushaf , bir cere içinde iç yağı gibi bir ilaç , epeyce miktarda ( rivayete göre 10.000 dirhem) para ve birde parmağında yüzük buldu. Bu durumu Hz. Ömer’e anlattı . Hz. Ömer de; O kitabı bize gönder. Cere içindeki ilaçtanda biraz gönder geri kalanını oradaki müslümanlara şifa olarak dağıt. Dirhemleri de yine onlara taksim et, yüzüğü ise sana hediye ettik diye buyurdu. Hz. Peygamber efendimiz(s.a.v.) : Her kim Danyal(a.s.)’ a delalet ederse (yani: bu kabir ceset ona aittir, buraya şunun için şöyle gelmiştir…. gibi tanıtırsa) onu cennetle müjdeleyin,onu bana gönderin onu cennetle müjdeleyeceğim ” bu hadis üzerine Ebu Musa El- Eş’ari Herkus’u Mekke’ye göndermiştir. Ebu Musa El- Eş’ari tarafından Tarsus da kabri bulunan Danyal(a.s.)’ın Tarsus da Makam caminde kabri bulunmaktadır. Zayıf bir riveyete göre de ; Ebu Musa El- Eş’ari(r.a.) Danyal(a.s.)’ın kabrini Basra bölgesindeki Sus şehrine(Huzuristan) göndermiş burada kralın hazine dairesinde Hz. Ali(r.a.) tarafından cenaze namazı kılınarak buraya defnedilmiştir. Yine Diyarbakır Eğil’de de Danyal(a.s.)’ın makamı vardır. Ancak Tarsus’un fethinden günümüze kadar gelen ecdadımızın birikimi ve tecrübeleriyle( keşif – keramet – rüya ve mucizeler) Danyal(a.s.)’ın kabrinin Tarsus da olduğu konusunda genel bir kanaat vardır. Makam camiinde yapılan çalışmalarda Danyal(a.s.)’ın kabrinin bulunduğu alan da 36 adet daha kabir bulunmuş ancak kime ait olduğu tesbit edilmemiştir. Danyal(a.s.)’a ecdadımız da çok önem vermiş, kabrin başında 10(on)’dan fazla hafızın yıl boyunca Kur’an hatmi yapması için vakıflar yapmışlardır. Bugün ne yazık ki bu gelenek devam etmemektedir. Ancak , Peygamberler, hiçbir kimsenin emri ile ; ne Kral ne Melik emriyele istemisyle asla hareket etmezler. Peygamberler tebliğ ve irşat için gidecekleri yere Allah tarafından emirle gönderilirler ve oradan da yine emirle ayrılırlardı. İlahi emir almadıkça gittikleri yeri terk edip ayrılmazlardı. Şayet izin almazlarsa ise , peygamber Yunus(a.s.) gibi cezalandırılırlar. Danyal(a.s.)’ın yanından çıkan mushaf (kitap) : Remil(reml) ve Cifr kitabı ( Rüyabiri ilmi ve Cifr) Kaynak ; Tarsus’ta kabri bulunan Daniyal Nebi(a.s.) H.Hafız Abdürrezzak Öz , Tarsus Abdürrezak öz ilim merkezi Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations
Hz. Nebi Harut (a.s.)
Nebi Harut’un kabri Eğil’in 4 km dışında bulunan Haciyan Mahallesinde Nebi Zülkifl(a.s.)’ın eski kabrinin yanında bulunmakta olup baraj yapımından sonra Dicle Barajı Havzasında kalmıştır. 1316/1898, 1321/1903 ve 1323/1905 tarihli Diyarbakır Salnamelerinde Nebi Harut(a.s.)’ın Peygamber olduğu ve kabrinin de Diyarbakır’da bulunduğu bilgisi yer almaktadır. Bunun dışında Nebi Harut’un hayatı ve Peygamberliği hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Nebi Harut’un kabri Eğil’in 4 km dışında bulunan Haciyan Mahallesinde Nebi Zülkifl(a.s.)’ın eski kabrinin yanında bulunmakta olup baraj yapımından sonra Dicle Barajı Havzasında kalmıştır. Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Diyarbakır’da Peygamber makam ve kabirleri, Ali Melek Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Danyal (a.s.) – Makam – Diyarbakır
Diyarbakır – Eğil – İlçe Emniyet amirliğinin arka bahçesinde Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde yapılan çalışmalarda Hz. Danyal(a.s.) ait olduğu iddia edilen bir mezar bulundu. Eğil ilçe Emniyet müdürlüğü arka bahçesinde bulunan ve bir zamanlar türbe olduğu anlaşılan kalıntı üzerinde çalışma yapan akademisyenler, mezarın Danyal(a.s.) ‘ a ait olabileceği fikri üzerinde birleştiler. Burasının makamı mı yoksa kendi kabri mi olduğu tam olarak belli değildir. Danyal(a.s.) – Zülkifl(a.s.) – Eğil arasındaki ilişki şöyledir;Hz. Danyal(a.s.), Hz. Zülkifl(a.s.) ın oğludur. Hz. Zülkifl(a.s.)’ın kabri Eğil’dedir. Zülkifl(a.s.)’ın dört oğlu vardır; Danyal,üzeyir, Mişael ve Hanaya’dır. Zülkif(a.s.), Oğullarına Tevrat levhalarını, Zebur u ezberletiyor ve açıklamalar yapıyordu. Babil Kralı Bahtunnasar Kudüs’e saldırmış, Zülkifl peygamberi ele geçirememiş ama 4 çocuğunu yanına aldırmıştı. Özelikle Danyal(a.s.) ile çok ilgilenmiştir. Hz. Zülkifl(a.s.) Allah’ın dinini yaymak için Hicaz – Yemen- Mısır topraklarında bir zaman dolaşmıştır. Ancak el attığı her insanın gözleri kör , kalpleri katıydı. Bu seferde kuzeye doğru Şam bölgesine gitmiş, Toros dağları eteklerine ulaşmış, Şimdiki Bitlis’te epeyce oyalandı. Hatta Ergani ye kadar ulaştı. En sonda Asur istilasında kaçarak Eğil’e gelmiştir. Rivayete göre Daha önce buraya gelen vefat eden oğlunun kabrini burada bulmuştur. Yine rivayete göre ; Allah(c.c.) Hz. Danyal(a.s.)’a Dicle’nin suyunun çıktığı mağaranın önüne gitmesine istemiş ve demiş ki : ” buradan itibaren çizgi çizerek yürü. Su seni takip edecek. Ama fakirlerin, vakıfların mallarına yetiştiğin zaman yol değiştir ki su onlara zarar vermesin.” Danyal Peygamber de hep garibanları koruyup asasıyla yatağı izmiş. Bunun için Dicle hep zikzaklar çizermiş. Elindeki asa ile suyun çıktığı mağaradan Basra’ya kadar çizgi çizmiştir. Danyal Peygamber’in kabri ile ilgili Basra bölgesindeki Sus Şehri veya ülkemizdeki Tarsus da olduğu rivayet edilir.. Hz. Ömer zamanında Ebu Musa El-Eşari tarafından fethedilen Sus (Huzuristanda bir kent)şehrinde kralın hazine dairesindeki bir odada bulunduğu ve cenaze namazının kılınarak defnedildiği rivayet edilir. Hz. Ali’ye ithaf edilen belgesiz bir rivayettir. Genel olarak başka yerlerde de Danyal (a.s.) kabri olduğu ifade edilse de Eğil ilçesinde Danyal(a.s.)’ın kabri veya makamı vardır. Bu arada Danyal(a.s.) kardeşi Üzeyir(a.s.) makamı da Diyarbakır’a komşu olan Adıyaman’dadır. Eğile de oldukça yakındır. Zira Çermik ilçesinden bu makama kısa sürede ulaşılabilmektedir. Kaynak ; Eğil ve Turizm Peygamberler Kanti Eğil ; Prof. Dr. Yusuf Kemal Haspolat Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Nebi Zünnun (Yunus) (a.s.) – Diyarbakır
Diyarbakır – Eğilde İlçe merkezinden Dicle barajına doğru giderken köy yolunun başlangıcında. Enbiya suresi 87. ayette’ Zünnun’u(Yunus’u) da an denmektedir. Tefsirlerde Zünnun : Balık sahibi anlamında kullanılır. Zünnun tefsirlerde ve islam tarihinde Yunus(a.s.) olarak anılmaktadır. Eğil bölge olarak Hz. Yunus’un yaşadığı devletin içindedir. Hükümdar Sardanepel Hz. Yunus’a ” Ben yalnız Ninova’nın değil bir ucu Fırat ötelerine , diğer ucu İran ortalarına dayanan Asur devletinin hükümdarıyım.” demektedir. Hz. Yunus’un bu bölgede yaşama yönü haritsal olarak Tarih-ül Enbiya ve Rüsul isimli eserde geçmektedir. Diyarbakır salnamesinde Hz. Zünnun’a eizze-i kiram de. Eizze-i kiramdan Zünnun hazretleri Eğil kasabasında medfundur der. Eğil’deki kabir ya Zennun isimli bir evliya kabridir veya Yunus(a.s.)’ ın kabridir. Bununla beraber Yunus(a.s)’ın bir diğer makamı da ; Diyarbakır Merkezde, Fis kayası mevkiindedir. Şehir surlarının altında bulun Fis mağarısıdır. Bu konuda Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, Eski Musul’da oturan Hz. Yunus(a.s.)’ın o bölgenin halkını dine çağırdığını, tek bir kimsenin bile imana gelmemesine üzülüp Musul halkına beddua edince Eski Musul’un harap olduğunu, daha sonra Amid’e geldiğini halkın tamamının mucize istemeden Müslüman olmasına çok sevinip,” İliniz, halkınız devamlı sevinçli ve neşeli,bütün çoluk çocuğunuz uzun ömürlü, soylu ve doğru yolda olsun” diye hayır dua ettiğini ve Fis kayası denilen yerde bulunan mağarada yedi yıl ikamet ettiğini nakletmektedir. Eğil’de Ocak 2006 da nüfus kayıtlarına göre 5000 nüfuslu ilçede 6 zennun, 160 Yunus ismi vardır. Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Diyarbakır’da Peygamber makam ve kabirleri, Ali Melek Kaynak ; Diyarbakır Kutsal Yerler Atlası ; T.C. Diyarbakır Valiliği , editör Doç.Dr. İrfan Yıldız Kaynak ; Eğil ve Turizm Peygamberler Kanti Eğil ; Prof. Dr. Yusuf Kemal Haspolat Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Hellak (a.s.)
Diyarbakır – Eğil ‘de İlçe merkezi girişindeki kabristanda İÖ 100 yılında yaşamış olan Nebi Hallak(a.s.) , Hz. Zekeriya’nın akrabasıdır. 1316/1898, 1321/1903 ve 1323/1905 tarihli Diyarbakır Salnamelerin’de ” Nebi Hallak’ın Peygamber olduğu ve kabrinin Eğil’de olduğu” belirtilir. Bir rivayete göre ; Nebi Hallak Peygamberlerin berberi olduğu ve peygamberler öldükten sonra da yaşadıklarından dolayı saç ve sakalları uzadığından ; Nebi Hallak gece mezarından kalkar,eline bir fener alır ve Eğil’de kabirleri bulunan Elyesa, Zülkilf ve Harun peygamberi tıraş eder ve yine mezarına dönermiş. Gidip gelirken fenerin ışığı göründüğünden bahsedilir. Nebi Hallak’ın türbesine insanlar daha çok Çarşamba ve cumartesi , daha çok akıl hastaları, epilepsi , sinirli ve psikolojik açıdan hasta kişiler getirilir , dua edilir ve adak adanır. Kaynak ; Diyarbakır Kutsal Yerler Atlası ; T.C. Diyarbakır Valiliği , editör Doç.Dr. İrfan Yıldız Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Eğil ve Ergani halkının dilinde medfun Peygamberler, Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz yıldız. Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Elyesa (a.s.) – Diyarbakır
Diyarbakır – Eğil – Ziyaret Tepesinde . Eğil ilçe merkezine girmeden 5 km uzaklıkta Asur Kralı III. Salmasar İsrailoğulları’nı kuzeye Amid bölgesine sürgün etmiştir.Hz. Elyesa(a.s.) ve Hz. Zülkifl(a.s.) ın ailelerinin bu sürgünde yurtlarından çıkarıldıkları ve Eğil’e yerleştikleri tahmin edilmektedir. Hz. Elyesa’nın adı Kur’an-ı Kerim’de ; ”İsmail, Elyesa, Yunus ve Lutu da(hidayete erdirdik). Hepsini alemlere üstün kıldık” (En’am 86. ) ”İsmail, Elyesa’yı, Zülkif’i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.” ( Sad suresi 48) Hz. Elyesa(a.s.) İÖ 896 yılında doğmuş. 75 yıl yaşamış ve 45 yıl peygamberlik yapmıştır. Asıl adı Elyesa Bin Uhtub Bin Acuz’dur. Hz. Elyesa ‘nın İlyas peygamber’in İsraoğulları üzerine halifesi olduğu ve daha sonra da kendisine peygamberlik verildiği ifade edilmektedir. Hz. Musa(a.s.) ve Hz. Harun(a.s.)’ın eşyalarını barındıran Ahid sandığının son muhafızınında Hz. Elyasa olduğu belirtilir. Hz. İlyas'(a.s.)’ ın devrinde yaşamıştır. Rivayete göre ; Elyesa(a.s.) ‘ın küçüklüğünde kötürüm bir vaziyette olduğu ve o sırada İsrailoğullarının peygamberi olan İlyas(a.s.)’ın bir gün Yahudilerin azgınlığından kaçarak dul bir kadın olan Elyesa’nın annesinin evine sığındığı, kendisini koruyan bu kadının kötürüm olan oğluna(Elyesa) yaptığı dua kabul olunarak Elyesa(a.s.)’nın sıhhatine kavuştuğu ifade edilir. Bunun üzerine Hz. İlyas’ın dininin esaslarına iman ettiği ve daha sonrada peygamberlik vazifesi ile görevlendirildiği nakledilmektedir. Baalbek hükümdarının zulmünden kaçan Hz. İlyas(a.s.) Tevrat’ı gizli gizli öğretmekte ve kendisi de emirlerinin gereğini yerine getirmekteydi. Hz. Elyesa'(a.s.) da İsrailoğullarının ıslahı için uğraştı, tebliğ vazifesi yaptı. Azgınlık ve taşkınlıklarını günden güne arttıran bu kavim, Allahu Teala’nın kendilerine gönderdiği kitabın gösterdiği yoldan ayrıldı. Kabileler, devletin başına geçmek yarışına girdi. Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleleri yüzünden birbirlerine düştüler. İsrailoğulları arasındaki fitnenin kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu. Nihayet Allahu Teala üzerilerine Asur devletini musallat kıldı. Esir olup zelil ve perişan bir hayat sürdüler. Elyesa (a.s.) İsrailoğullarına çok nasihat etmesine rağmen, onlardan çok azı kendisini dinlemiş ve iman etmişlerdir. Elyesa (a.s.) ile ilgili halk inanışları da bulunmaktadır. Bölge halkının anlatımına göre; Hz. Elyesa(a.s.), Eğil’e gelip dinini tebliğ etmiş, ancak kimseyi inandıramamıştır. Çok yaşlanmış ve bir gün ortadan kaybolmuş ve hiç kimse nereye gittiğini bilememiş. Bir gün, Eğil’de ölen birisini, götürüp gömmüşler. Gömdükleri yerde Elyesa(a.s.)’ın kabri varmış. Elyesa(a.s.) ölüye ” burdan git, burası benim mezarım” biçiminde seslenince ölü, ” ben ölüyüm gidemem”, deyince, Elyesa(a.s.) ” söyle seni buradan kaldırıp başka bir yere gömsünler” demiş. Ölü yine ölmüş olduğunu ve kimseye sesini duyuramayacağını söyleyince, Elyesa(a.s.) ”sen seslen, ben insanların duymasını sağlarım” demiş. Ölü, buranın Elyesa(a.s.)’nın mezarı olduğunu ve kendisinin başka bir yere nakledilmelerini istemiş ve bunu duyanlar, gelip ölüyü başka bir yere nakletmişler. Hz. Elyesa(a.s.)’nın kabrinin üstüne de kubbe yapmışlar. Hz. Elyesa(a.s.) İÖ 821 de Eğil de vefat etmiş ve burada eski Tekke köyüne defnedilmiştir. Çok eski bir caminin bitişiğinde bulunan ve iki kemer üzerine oturtulmuş bir türbedir. Mezarının uzunluğu 6 metre civarındadır. Bu ziyaret yerinin , tanıtım yazısında şu ifadeler yer alır; ” Bu kabir , Elyasa(a.s.)’nın dır. İlyas(a.s.) kendisinden sonra İsrailoğullarına halife bırakmıştır. Elyesa Ehtub’un oğludur. Elyesa(a.s.), İlyas(a.s.)’ın amcası oğludur. takriben MÖ 1200 senesinde yaşamıştır. 850 seneden beri burada yaşayan ilim adamları tarafından Elyesa(a.s.) olarak bilinir. Kufi yazı ve muhtelif taşlardaki Arapça yazılarda görüldüğü gibi , kabir Elyesa(a.s.)ın kabridir.”Ayrıca Elyesa(a.s.)’ın mezarının Filistin de bulunan Samiriyye’de olduğunu ileri süren araştırmacılar olduğu gibi , Şanlıurfa’nın Eyyub Nebi Köyü’nde Elyesa(a.s.)’ın metfun olduğuna inanılan bir türbe de bulunmaktadır. Tekke köyündeki kabri, Baraj yapılmasından dolayı sular altında kalma riski nedeniyle Diyanet işleri ve vakıflar genel müdürlüğü iş birliği ile14-17 eylül 1995 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nakil için 9 kişiden oluşan bir heyet oluşturulmuş. Bu heyette Eğil Kaymakamı Selim Çapar, Müftü Ekrem Abbasioğlu, Müftülük memuru Burhanettin İncedursun, Eski Medrese hocası Ömer Kalkan ( Seyda Molla Ömer), Eski Medrese hocası İmam Sadullah Kızılay, Kaymakamlık V.H.K.İ Mahmut Laçin ve üç işçi bulunmaktadır. Önce Elyesa(a.s.)’ın kabrinin taşınmasına başlanmış ve bu faaliyet 2 gün sürmüş Sonra Zülkifl (a.s.) kabrine ulaşılmıştır. Heyette bulunanlar ittifak halinde her iki cesedin ve kefenin hiçbir şekilde çürümediğini , daha dün ölmüş gibi taze olduğunu belirtmişlerdi. Bu taşıma hikayesini , definde bulunan Hüsamettin Akboz’dan dinleyelim; ” Zülkifl'(a.s.) ‘ı Dicle kenarından Seyda Molla Ömer ve 4 işçi pikaba yükledi, defin mekanında biz 35 kişi idik , iplerle zorlukla indirdik, çok ağırdı tekbirlerle gömdük. Ancak Seyda Molla Ömer ve 4 kişi kolaylıkla pikaba yüklemişti. Seyda Ömer’e sorduk anlattı.” Zülkifl peygamberi baştan ayağına kadar kontrol ettim, daha dün vefat etmiş gibiydi. Boyu bizim kadardı, kefeni tığla örülmüş şekildeydi, hafif tozluydu, başına dokununca başını örten örtü açıldı, beyaz saç ve sakalı vardı.” Hem Zülkifl(a.s.) hem de Elyesa(a.s.) kabirlerinin taşınma sırasında görevli bulunan Seyda Molla Ömer de şunları anlatıyor ; ”Her iki naaşı da bizzat gördüm. Naaşlar yeni ölmüş insan cesedi gibiydi. Canlı bir insan yatmış hali, uykudaki hali gibiydi. Nasıl ki yatarsınız sadece hareketsiz olursunuz. İşte aynen öyleydi. Canlı bir insan gibiydi vücut yapıları. Ellerine, beline, ayaklarına uyluklarına ellerimle dokumdum. Her tarafı sağlamdı. Onlara duyduğumuz hürmetten ve mahcubiyetimden dolayı yüzlerini açıp bakamadım. Hz. Zülkifl’ün saçını gördüm, hemen kapattım. Saçı kara değildi, hepsi ak da değildi. İkisinin arasıydı. Kefenlerinde leke bile yoktu. Tertemiz bembeyazdı. Hz. Zülkifl, Elyesa peygamberden daha ağırdı. Boyları bizden uzundu. ” Her iki Peygamberin de naaşlarının çürümemiş olması , Hz. Peygamber’in ” Cenab-ı Hak, toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram kılmıştır.” hadisi ile irtibatlandırılmıştır. 1316/1898 , 1321/1903 , 1323/1905 tarihli Diyarbakır salnamelerinde ” Nebi Elyesa’nın peygamber olduğu ve kabrinin de Eğil’de olduğu” bilgisi mevcuttur. Kaynak ; Eğil ve Turizm Peygamberler Kanti Eğil ; Prof. Dr. Yusuf Kemal Haspolat Kaynak ; Diyarbakır Kutsal Yerler Atlası ; T.C. Diyarbakır Valiliği , editör Doç.Dr. İrfan Yıldız Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Diyarbakır’da Peygamber makam ve kabirleri, Ali Melek Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Eğil ve Ergani halkının dilinde metfun Peygamberler, Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz yıldız. Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Zülkifl (a.s.) – Diyarbakır
Diyarbakır – Eğil – Ziyaret Tepesinde . Eğil ilçe merkezine girmeden 5 km uzaklıkta Zülkifl(a.s.)’ ın peygamberlik bölgesi tüm Mezopotamyadır. Asur Kralı III. Salmasar İsrailoğulları’nı kuzeye Amid bölgesine sürgün etmiştir.Hz. Elyesa(a.s.) ve Hz. Zülkifl(a.s.) ın ailelerinin bu sürgünde yurtlarından çıkarıldıkları ve Eğil’e yerleştikleri tahmin edilmektedir. Zülkifl (a.s.) İÖ . 846 da doğmuştur. Babasının adı Buzi’dir. Buzi Elyasa(a.s.)’nın amcasının oğludur. Annesi Zekeriya kızı Abdiye’dir. Hz. Zülkifl(a.s.) doğduğunda Hz. Elyesa(a.s.) 50 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. İÖ 821 de 21 yaşında peygamber olmuştur. İÖ 762 Eğil’de vefat etmiştir. 84 yıl yaşamış ve 49 yıl peygamberlik yapmıştır. Asıl adı Hazkıya, Hazkl, Hazkil veya Hazekel olduğu dile getirilmektedir. Zülkifl.arapça Haziya’nın karşılığıdır. Haz, nasip anlamındadır. Bir başka rivayete göre de Hz. Elyesa(a.s.)’a iki kere kefil olduğu için Zülkifl ismini almıştır. Rivayete göre Allah(c.c.) İsrailoğullarınına gönderdiği peygamberlerden Elyesa(a.s.)’ın eceli gelip vefatı yaklaşınca Allah(c.c.) ruhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ” Mülkünü, İsrailoğullarından geceden sabaha kadar ibadet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan,ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver ” buyurdu. Elyesa(a.s.) kendisine verilen emri İsrailoğullarına bildirdi. Aralarında bir genç kalkıp :Ben olurum dedi. Elyesa(a.s.) ; ” Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.”dedi. Sonra ikinci defa aynı teklifi yaptı o genç yine ” Kefil olurum” dedi. Üçüncü defa aynı teklifi tekrarlayınca cevap veren yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesa(a.s.) onu yerine halife bıraktı. Bu Genç Bişr idi. Be sebeple o gence Zülkifl lakabı verildi. Hz. Zülkifl(a.s.) ‘ın aşağıdaki özelliklere sahip olduğu rivayet edilir; Endamlı ve alımlı, iyilikten haz duyan, nasibe boyun eğen, devamlı oruç tutan, ibadeti bedence ve kalpçe sürekli olan, asla sinirlenmeyen, adalet ile iş gören, Elyesa’nın devrettiği emaneti severek kabul eden ve neticede peygamberlikle mükafatlandırılan, sabırlı, kapanan Mescid-i Aksa’yı tekrar ibadete açan, İsrail kavminin çok kötü hallere düşeceğini görebilen, çiftçilik ile geçinen ve çok çalışan, çok sabreden gibi vasıfları bilinmektedir. Hz. Zülkifl(a.s.)’ın adı Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geçmektedir. ”İsmail,İdris ve Zülkifl’i de (hatırla) Onların hepsi sabredenlerdendi.”(Enbiye suresi 85. ayet). ”İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.” (Sad suresi 48. ayet) Hz. Zülkifl(a.s.)’ın kabri Dicle barajı suları altında kalacağından 1995 yılında , yine Eğil’in 2 km güneydoğusundaki Nebi Harun-i Asefi’nin yanına defnedilmiştir. Hz. Zülkifl(a.s.) ‘ün mezar taşında 487/1094 tarihinin yazılı olduğunu ve türbenin duvarında da bennan(usta) olarak Ebu İmad’ın adının geçtiğini , türbenin üzerinde de1091/1680 tarihli bir tamir kitabesi olduğu araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Buradan hareketle türbenin 1094 tarihinde usta İmad tarafından inşa edildiği ve 1680 tarihinde Şeyh Ömer’in kızı La’l Han Hatun tarafından onarıldığını , ustanın da amele Ali olduğunu söyleyebiliriz. 1301/1883, 1308/1890, 1318/1900 tarihli Diyarbakır salnamelerinde de ” Nebi Zülkifl’in peygamber olduğu ve makamının Ergani de olduğu ” yazılıdır. 487/1094 tarihli kitabe ; Haza Kabru Zü’l-Kifl sallallalu aleyhi Tatavva’ bihi Ebubekir İbni el- mevdud vesellem Sene seb’in ve semanin ve erbaa mietin 487 Zülkifl(a.s.)’ın zaviyesinin 1518 senesine ait bir vakfiyesi vardır. Osmanlı Tahrir defterinde 1518 tarihli ve 1530 tarihli tahrirde bagür ve ruzbegü köy mezarının Zülkifl Nebi zaviyesi için vakfedildiği yazılıdır.1801-1802 diyarbakır salnamesinde de birim belirtilmeden 5400’lük bir gelirinin olduğu yazılıdır. Zülkifl(a.s.) ‘a ait olan eski türbe , ilçenin 4 km dışında Hacıyan Mahallesindedir. Baraj yapılmasından dolayı sular altında kalma riski nedeniyle Diyanet işleri ve Vakıflar genel müdürlüğü iş birliği ile14-17 eylül 1995 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nakil için 9 kişiden oluşan bir heyet oluşturulmuş. Bu heyette Eğil Kaymakamı Selim Çapar, Müftü Ekrem Abbasioğlu, Müftülük memuru Burhanettin İncedursun, Eski Medrese hocası Ömer Kalkan ( Seyda Molla Ömer), Eski Medrese hocası İmam Sadullah Kızılay, Kaymakamlık V.H.K.İ Mahmut Laçin ve üç işçi bulunmaktadır. Önce Elyesa(a.s.)’ ın kabrinin taşınmasına başlanmış ve bu faaliyet 2 gün sürmüş. Sonra Zülkifl (a.s.) kabrine ulaşılmıştır. Heyette bulunanlar İttifak halinde her iki cesedin ve kefenin hiçbir şekilde çürümediğini , daha dün ölmüş gibi taze olduğunu belirtmişlerdi. Bu taşıma hikayesini , definde bulunan Hüsamettin Akboz’dan dinleyelim; ” Zülkifl'(a.s.)’ı Dicle kenarından Seyda Molla Ömer ve 4 işçi pikapa yükledi, defin mekanında biz 35 kişi idik , iplerle zorlula indirdik, çok ağırdı tekbirlerle gömdük. Ancak Seyda Molla Ömer ve 4 kişi kolaylıkla pikapa yüklemişti. Seyda Ömer’e sordum anlattı. ”Zülkifl peygamberi baştan ayağına kadar kontrol ettim, daha dün vefat etmiş gibiydi. Boyu bizim kadardı, kefeni tığla örülmüş şekildeydi, hafif tozluydu, başına dokununca başını örten örtü açıldı, beyaz saç ve sakalı vardı.” Hem Zülkifl(a.s.) hem de Elyesa(a.s.) kabirlerinin taşınma sırasında görevli bulunan Seyda Molla Ömer şunları da anlatıyor ; ”Her iki naaşı da bizzat gördüm. Naaşlar yeni ölmüş insan cesedi gibiydi. Canlı bir insan yatmış hali, uykudaki hali gibiydi. Nasıl ki yatarsınız sadece hareketsiz olursunuz. İşte aynen öyleydi. Canlı bir insan gibiydi vücut yapıları. Ellerine, beline, ayaklarına uyluklarına ellerimle dokumdum. Her tarafı sağlamdı. Onlara duyduğumuz hürmetten ve mahcubiyetimden dolayı yüzlerini açıp bakamadım. Hz. Zülkifl’ün saçını gördüm, hemen kapattım. Saçı kara değildi, hepsi ak da değildi. İkisinin arasıydı. Kefenlerinde leke bile yoktu. Tertemiz bembeyazdı. Hz. Zülkifl(a.s.), Elyesa(a.s.) peygamberden daha ağırdı. Boyları bizden uzundu. ” Hz. Zülkifl’in Ergani Makam dağında da makamı bulunur. Halk tarafından ziyaretgah olarak ilgi duyulan mekana çevre illerinden de ziyaretçiler gelmektedir. Makam’a daha çok bahar mevsimlerinde gidilir ve halk tarafından yiyecekler götürülür , gezilir, namazlar kılınır, dualar edilir. Makam’ın bir diğer özelliği de burada açan ve buraya özgü olan makam çiçeğidir. Bir rivayete göre Hz. Zülkifl'(a.s.) ın terinin damladığı her yerde bu çiçek açmıştır. Her iki Peygamberin de naaşlarının çürümemiş olması , Hz. Peygamber’in ” Cenab-ı Hak, toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram kılmıştır.” hadisi ile irtibatlandırılmıştır. Kaynak; Nebiler,I. Uluslar arası Sahabiler , Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu 25-27 mayıs 2009 , diyabakır valiliği ve dicle üniversitesi , Diyarbakır’da Peygamber makam ve kabirleri, Ali Melek Kaynak ; Eğil ve Turizm Peygamberler Kanti Eğil ; Prof. Dr. Yusuf Kemal Haspolat Kaynak ; Diyarbakır Kutsal Yerler Atlası ; T.C. Diyarbakır Valiliği , editör Doç.Dr. İrfan Yıldız Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me
Hz. Danyal (a.s.) – Semerkand – Özbekistan
Özbekistan – Semerkand’da ; Şehir kabristanının arka tarafından genişce bir arazi içerisindedir. Özbekistan Kaynaklarına göre ; Büyük Özbek Emiri Timurlenk ; 14. yy da İran ve Irak bölgesini Fethe gittiğinde , İran-Irak sınırındaki Sus şehrinde yer alan Hz. Danyal (a.s.) ‘ın kabrini bir rivayete göre toprağıyla beraber bütün vucudunun buraya getirildiği , bir rivayete göre de kabrinden toprağın alındığı belirtiliyor. 14. yy da inşa edilen türbesi 18 metre uzunluğundadır ve o zamandan beri ziyaret edilmektedir. (Şuan ki kabrinin 18 metre uzunluğunda olmasının sebebi de ; Timurlenk’in Hz. Danyal (a.s.)’ ın tam olarak yerinin bilinmemesi için geniş yaptırmasındandır.) Categories Sort Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations Categories: View location detail Get directions from Go Geo locate me