Adana'da Ziyaret Edilecek Türbeler
Adana bölgesinde 83 kayıtlı türbe, kabir ve makam bulunuyor. Aşağıdaki harita ve listede ziyaret saatleri, ulaşım ve ziyaret adabına dair bilgileri bulabilirsiniz.
Tüm Noktalar (83)
Çomak Dede
Çomak Dede Türbesi ; Adana – Kozan’da Çanaklı mevkiinde Şeyh Edebali sokağının ilerisinde Koleje gelmeden Soldaki tepede. Çomak Dede’nin ismi ve hangi tarihte yaşadığı tespit edilememiştir. Tepede bulunan mezarının üzerinde ve etrafında taş yığını bulunmaktadır. 1297 / 1881 tarihli Adana salnamesinin livayı kozan sis kasabası bölümünde “Evliyayı Kiramdan Ağca Baba ve kasaba-i meskura bir çarık mesafede Çomak dede hazeratının makam-ı alileri vardır” denilmektedir. Kaynaklar ; Çukurova’nın Manevi Sultanları ,Kazım Temir, Türkiye Gazetesi
Topçu Dede
Adana – Ceyhan ‘da Kurtkulağı köyünde bulunan Esbak dağının tepesinde . Esbak dağı ; Ceyhan’dan Kurtkulağı köyüne gelmeden 300 metre sağda tarafta. Kurtkulağı köyü Esbak dağının tepesinde kabri bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından kabirne nur indiğinin müşahede edildiği söylenen Topçu Dede ‘nin asıl adının ne olduğu ve hangi tarihler arasında yaşadığı bilinmemektedir. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Hasan Dede Türbesi – Adana
Adana – Seyhan – Yenibey 18058 sokak ………..
Hz. Şuayb (a.s) – Makamı
Adana – Seyhan – Sucuzade mah. Şuayb (a.s.) ‘ın makamı. Yazılı kaynaklarda türbe ile ilgili bir bilgi yok. Makamın hangi sebeple yapıldığını tesbit edemedik.
Ziyaret Tepesi Ziyareti – Feke – Kayadibi Köyü
Adana – Feke -Kayadibi köyü yakınındaki tepe üzerinde Adana İli Feke İlçesi Kayadibi Köyü yakınındaki tepe üzerinde ziyaret vardır. Feke yöresinde bazı tepelerde türbesi olduğuna inanılan ulu kişilerin ziyaretleri vardır. Halkbu kişilere büyük saygı gösterir ve çeşitli sebeplerle ziyaretine giderler. Feke yöresindeki ziyaret yerlerine yağmur duası için, çocuğu olmayanlar, çeşitli sağlık problemleri olanlar, değişik sıkıntıları olanlar ziyaret eder. Dua okunur, namaz kılınır ve adanan adak kesilerek yemek yapılır ve topluca yenilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Molla Ali Türbesi
Adana – Kızıldağ Yaylası Adana İli Karaisalı İlçesi sınırlarında olan Kızıldağ Yaylasına gelmeden önce kuş uçuşu 5km kala Molla Ali Gediğinde türbesi vardır. Molla Ali’nin kim olduğu konusunda herhangi bir bilgimiz yoktur. Türbe ağaçlar arasında üstü açık bir türbedir. Molla Ali değişik dilekler için ziyaret edilmektedir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Hacı Hattat Dede
Adana – Feke – Göbelli Köyü Adana İli Feke İlçesi Göbelli Köyündedir. Yerel evliyalardan olan Hacı Hattat hakkında bilgimiz bulunmamaktadır.
Gümülek Dağı Ziyareti
Adana – Tufanbeyli – Bolatpınarı ile şar köyü arasında Adana İli Tufanbeyli İlçesi Bolatpınarı ile Şar Köyleri arasında bulunan baca biçiminde ve üzerinde bir kale kalıntısının bulunduğu yerdedir. Gümülek Dağı ziyaretinde Eshaf-ı Kef’deki yedi uyurlardan üç kardeşin mezarının burada olduğuna inanılır. Gümülek Dağında bulunan kalenin gözetleme kulesi olduğu söylenmektedir. Burada bulunan mezarların orada olan askerlerin mezarları olduğu söylenmektedir. Gözetleme kulesinin Hitit veya Roma döneminden kaldığı düşünülmektedir. Etrafta ayrıca su kemerleri de bulunması ve başka yapı kalıntılarının olması buranın defineciler tarafından talan edilmesine sebep olmuştur. Aydaş çocuk için Gümülek’e gidilir. (Aydaş Çocuk: Gelişimini tamamlayamayan çocuklara verilen addır. Aydaş Aşı: Çocuğu sağlıklı olan ailelerden habersiz odunluklarından odun alınır. Bu odunların ateşinde dövme pilav pişirilir. Komşular davet edilir, Aydaş Aşı’na. Onlar da birer odun atarlar ve aşın suyuyla çocuk yıkanır. Kırk taş kazana atılır, her gelen kazana odun atar ve bu suyla çocuk yıkanır. Zayıf çocuk mezara götürülüp toprağına yatırılır, ağlarsa iyileşeceğine, ağlamazsa toprağı istediğine ve öleceğine inanılır.) Konuşamayan ve yürüyemeyen çocukların iyi olması için Gümülek’e gidilir. Çocuğu olamayanlar Gümülek Dağındaki mağaraya giderler, buradaki kayalara ip bağlarlar, ipin ucuna da çöp bağlarlar. Eğer çöp sallanırsa çocuklarının olacağına inanırlar. Mağara içinde bir kayadan suyun şifalı olduğu söylenir. Suyun romatizmalı hastalara ve bel ağrısına iyi geldiği söylenmektedir. Yağmur duası için dağdaki türbeye ve mağaraya ziyarete gidilir. Ziyarete da adak olarak, kurban kesilir ve yağmur duası edilir. Dağda bulunan mağarada kayaların arasında bir pınar vardır. Suyu azdır ama ne kadar içilirse içilsin su bitmez. Bu suyu kötü niyetli kişiler göremiyor. Bu suyun yanında eskiden bir mermer direk bulunurmuş. Bu direği yeri gelir on kişi elele tutuşup kucaklayamazmış. Gün gelir bir kişi kucaklar ve dileklerinin olacağına inanılırmış. Bir gün Bozgüney Köyünden bir kişi altın bulmak amacıyla direği yerinden sökmüş ve kısa zamanda ölmüş. O günden beri köyünde düzenli olarak her yıl iki trafik kazası olurmuş. Köylüler bu kazaları bu direğin yerinden oynatılarak düzenin değişmesi olarak yorumlarmış. Bu dağda yatanların iyi kişiler olduğuna inanılmaktadır. Ramazan ayında iftar vakti buradan top atışının yapıldığı söylenmektedir. Dedebeli’nden de cevap gelirmiş. Buranın adı bu topların güm seslerinden dolayı Gümülek olarak söylenegelmiştir. Dağın girişinde bulunan ardıç ağacını Bolatpınar’lı bir köylü kestiği günden beri dağdan top sesi gelmemektedir… Hz. Ali savaşırken bu dağa gelmiştir. Atının ayak izi bir kayanın üzerinde bugüne kadar gelmiştir. Bu izler mağaranın ağzında bulunan iki adet soytaşın (Çok büyük düz taş) üzerinde yer almaktadır. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Gökkuyu Ziyaretleri
Adana – Merkez – Gökkuyu mahallesi Adana ili Çukurova İlçesi Gökkuyu Mahallesinde iki tane ziyaret yeri vardır. Yöre halkı tarafından ziyaret edilen yatırların kim olduğu hakkında herhangi bir bilgimiz yoktur..
Bozoğlan Ziyareti
Adana – Tufanbeyli -Doğanlı Köyü Adana İli Tufanbeyli İlçesi Doğanlı Köyündedir. Yöresel ziyaret yerlerinden biri olan Bozoğlan hakkında bilgimiz yoktur.
Ağaçpınar Ziyareti
Adana – Ceyhan – Ağaçpınar Tesislerinde Ceyhan Ağaçpınar Tesislerinde de etrafı demir korkuluklarla çevrili bu yörede şehit düştüğü bildirilen bir zat bulunmaktadır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Uzun Dede – Yumurtalık
Adana – Yumurtalık – Zeytinbeli köyü Yumurtalık ilçesi ile Zeytinbeli köyü arasında bir tepe üzerinde medfun olup, mezar taşında adı yazmaktadır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Sait Dede Ziyareti
Adana – İsmailiye köyü Adana’nın İsmailiye Köyü’nde bulunan Sait Dede Türbesi köyün mezarlığının yanındadır. Türbe geniş bir odadan oluşmaktadır. Sait Dede’nin sandukası odanın ortasındadır. Odanın zemininde halı serilidir. Sait Dede’nin sandukasının üzerinde de yeşil örtü ve Türk Bayrağı serilidir. Sandukanın üzeri etrafı künnük/bahur yakılan kaplarla çevrilidir.Odanın duvarlarında kılıf içinde, sandukanın üzerinde ise açık vaziyette Kur’an-ı Kerim’ler vardır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Hurmalı Dede Türbesi
Hurmalı Dede Ziyareti, Adana’nın Eskibey Mahallesi’ndedir. Ziyaret avlunun içine yapılmış tek odalı türbeden oluşmaktadır. Avlunun en önemli özelliği ziyarete ismini veren kurma ağacıdır. Bu hurma ağacı oldukça yaşlıdır. Ağacın kökünden iki hurma, bir incir ve bir de dardağan ağacı çıkmaktadır. Dört ağaç aynı kökten çıkıp, gelişerek bu doğa harikası görünümü kazanmıştır. Türbenin içindeyse Hurmalı Dede’nin mezarı vardır. Mezarın her tarafı mermerden yapılmıştır. Mermer mezarın üzerinde Kur’an-ı Kerim’ler ve Türk Bayrakları vardır. Türbenin iki duvarında da büyük pencereler vardır. Bu pencerelerde dileği olanların bağladığı iplerle, çocuk sahibi olmak isteyenlerin yaptığı küçük beşikler asılıdır. Hurmalı Dede Ziyareti, ismini avlusundaki dev kurma ağacından almaktadır. Türbenin içindeki mezarın üzerinde Şeyh Ahmet yazmaktadır. Halk arasında ziyarete Şeyh Ahmet Ziyareti diyen yoktur. Ziyaret, Hurmalı Dede diye anılmaktadır. Türbenin ille ne zaman kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bugünkü haline de dileği gerçekleşen bir adak sahibinin yaptırdığı söylenmektedir. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Sultan Habib Nacar Türbesi
Adana – Yeşilyuva mah Doğumevi’nin batı duvarında Sultan Habib’in Nacar Ziyareti Adana’nın Yeşilyuva Mahallesi’nde Doğumevi ‘nin batı duvarındadır. Ziyaretin türbesi ya da belli bir mezarı yoktur. Ziyaretin mezarının, Doğumevi’nin batı duvarı ıle duvarın hemen yanındaki portakal ağacının altında olduğuna inanılmaktadır. Eskiden Sultan Habib’in Nacar’ın mezarı varmış. Mezarının etrafı da duvarla çevriliymiş. Doğumevinin yapımı sırasında mezar yıkılmış. Mezar yeri düzenlenirken portakal ağacının altında ziyaretin kemikleri çıkmış. Bu kemikler yine aynı ağacın altına gömülmüş. Doğumevi yapıldıktan sonra Sultan Habibin Macar’a ziyarete gelenler mezarın üstüne yapılan duvarın önünde dua edip adaklarını yerine getirmeye başlamışlar. Duvarın sokağa bakan yüzünde mum yakmak için 15 tane küçük bölme yapılmıştır. Ziyaretçiler adaklan olan mumlan bu bölmelerde yakmaktadır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Adana Hz. Hızır Makamları
Adana – Mıdık Köyünde Hz, Hızır ‘ın Anadolu’daki makamlarından birisi de Mıdık Köyü’ndedir. Mıdık Köyü’ndeki, Hıdır Ziyareti , Hızır makamları içinde en büyük ve görkemlisidir. Çevre halkının ziyarete gösterdiği saygı, türbenin büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Köyün neredeyse tam ortasında olan ziyaret, büyük bir avlunun içerisindedir. Ziyaretin etrafı beton duvarlarla çevrilmiştir ve girişinde büyük bir demir kapı vardır. Bu büyük kapı avluya açılmaktadır. Avlunun sağ tarafı,. gelen ziyaretçilerin yemek yemesi oturması için düzenlenmiştir. Yağmur ve güneşten korumak için de o kısmın üstü örtülmüştür. Sol tarafta ise yemek pişirmek isteyenler için oda bulunmaktadır. Ziyaretin kendisi ise giriş kapısının tam karşısında avlunun diğer ucundadır. Ayrı bir demir parmaklı kapısı vardır. Ziyaretin binası avlu ve diğer odalarla karşılaştırılınca küçüktür. Hz.Hıdır’ın sandukası odanın sağ tarafındadır. Sanduka yeşil örtü ve Türk Bayrağı ile örtülüdür. Üzerinde de sayfası açık Kur’an’lar vardır. Etrafında oturup ibadet etmek için minderler dayanmak için yastıklar vardır. Hz. Hıdır Ziyaret ‘ inde uyumak yasaktır. Bu yasağın yanında, bir kaç yasak daha vardır. Yasaklar kapının üstünde asılıdır. Bu asılı yazıda ziyareti avludan ayıran demir kapıdan sonra ayakkabı ile gezmek, yemek yemek, mum yakmak yasaktır, denmektedir. Ziyaretin içi ve dışı bu yasakların etkisiyle çok temizdir. Hz.Hıdır Türbes inin ilk yapılışı hakkında sözlü kaynaklarda bilgi bulunamamıştır. Köyün en yaşlı insanları bile türbenin orada hep olduğunu söylemektedirler. Türbe büyük bir bakım ve onarımdan 1982 yılında geçmiştir. Türbeyi Niyazi Baykam onartmıştır. Daha önceden türbe tahtadan, oldukça eskii ve bakımsızmış. 1982’deki onarımdan sonra türbe bugünkü halini almış. Bugün türbenin onarımı ve gereksinimi için gereken paralar türbenin içindeki yardım kutusundan, ziyareti bilen inanan kişilerden en çok da türbeyi yeniden yaptıran Niyazi Baykam’dan sağlanmaktadır. Adana – Karşıyaka mah 1 Hz.Hıdır Türbesi Adana’nın Karşıyaka Mahallesi’ndedir. Adana, Karataş yolundan Adana Devlet Hastanesi’ni geçince sağ taraftan girilen Seyhan Mahallesi yolunda 1057 Sokak’tadır. Adana – Karşıyaka mah 2 Hz.Hıdır (Hızır) ‘ın öümsüz olduğuna ve dolaştığına inanıldığı için nur indiği , dede görüldüğü söylenen yerlere yapılan türbelere Hz. Hıdır Türbesi denmiştir. Bu yüzden Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Hıdır’ın makamı vardır. Adana’da Hz.Hıdır ‘ın en az 5 tane makamı vardır. Karşıyaka’ da aynı sokakta 2 tane Hıdır türbesi vardır. Ziyaret, Adana’nın Seyhan Mahallesi 1057 Sokak’taki arkası portakal bahçesi olan evlerin birindedir. Hz. Hıdır Türbesi portakal bahçesinin köşesine yapılmış üstü çinkoyla kaplanmış baraka biçiminde bir türbedir. Türbenin ortasına konulmuş iki sanduka vardır. Bu sandukalardan birisi Hz, Hıdır ‘a, diğeri ise yanına gelebilecek arkadaş için yaptırılmıştır. Sandukaların etrafıysa gelen ziyaretçilerin oturması için minderlerle çevrilmiş durumdadır. Adana – Hadırlı Köyü Adana ili Seyhan İlçesi Hadırlı Köyünde köye çok yakın makamı vardır. Hz. Hıdır Kimdir: Hz. Hızır olarak da bilinen Hz. Hıdır, Musa peygamber döneminde yaşamış bir veli veya bir peygamber olarak bilinmektedir. Kuran’da ismi açıkça geçmeyen ama “kullarımızdan bir kul” olarak belirtilen kişin Hz. Hıdır olduğu söylenmektedir. Hz. Hıdır zamanında yaşadığı kurak yerin yemyeşil olması sebebi ile 6 Mayıs günü İlyas peygamber ile buluşmasının simgesi olan Hıdırellez Günü bahar bayramının başlangıcı olarak kutlanır. Darda olanların yardımına koşması ile bilinen Hz. Hıdır’ın Türkiye’de birçok makamı vardır. Hızır gibi yetişmek deyimi, bu inançtan gelir. Türbenin durumu hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Hz. Hıdır ziyaretleri makamdır. Bu makamlar genellikle ya rüyasında veya geceleri mezarın olduğu yere veya herhangi bir yere nur indiğini görürler. Nur inen yere türbe inşası yapılır. Çevresindeki kişileri de bu inanca dahil ederler ve türbe yapılır. Rüyayı gören kişi rüyada gördüğü kişinin nurunun hangi veliye ait olduğunu göremezse, bu kişinin Hz. Hıdır olduğuna delalettir ve onun makamı yapılır. Ziyaretlerde yatan veya yattığı düşünülen kişiler canlıymış gibi kabul edilmektedir. Bu nedenle saygısızlık yapmamak amacıyla ziyarette sandukanın bulunduğu odada uyunmamaktadır. Uyuyan kişi yarı ölü olur yaptığını bilmez inancı, bilmeden bile olsa kişinin uyurken yapacağı saygısızlığı baştan önlemiş olmaktadır. Hz. Hıdır türbesinin yanında bulunan ağaçların, Kadir Gecelerinde sabaha kadar namaz kıldığına inanılır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Timurtaş Dede
Adana – Yumurtalık ilçesi yakınlarında Demirtaş köyünde 1297 / 1881 tarihli Adana Sancağı salnamesinin 161. sahifesinde ” Yumurtalık nahiyesi civarında kaim Cebelinur’da Meşahiri Ehlulah’tan Abdulcabbar nam bir makam vardır. Bundan başka nahiyeyi Timurtaş ve Palabıyık dede namları ile üç adet makam dahi vardır ” yazılıdır. Bir çok kerameti olan Timurtaş Dede’nin kerametlerinden bir tanesi şöyle anlatılmaktadır; Timurtaş Dede’nin yaşadığı dönemde o civarda hayvancılık yapan bir zatın keçilerini çalmışlar. Aç kalan oğlaklar meleşmeye başlamışlar. Bunun üzerine keçilerin sahibi Timurtaş Dede2yi vesile ederek Allahu Tealaya dua etmiş. Çıkan fırtına sonucu yollarını kaybeden hırsızların ellerinden kurtulan keçiler tekrardan köye dönmüşler. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Cabbâr Dede
Cabbar Dede Cabbar Dede Çukurova bölgesi velîlerinden. On altı ve on yedinci asırda yaşamıştır. Hayâtı hakkında fazla bilgi bulunmayan Cabbâr Dede, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin yoluna yâni Kâdiriyye tarîkatına mensûbtur. Türbesi, Adana'nın Yakapınar (Misis) bucağına bağlı Kütüklü köyü yakınlarındadır. Halk arasında mütevâzî bir hayat yaşayan Cabbâr Dede, çevredeki aşîretlere İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak onların dünyâ ve âhirette kurtuluşa ermeleri için çalıştı. Kendisine karşı çıkanlar olduğu gibi, sohbetlerine koşup ondan feyz alanlar da çoktu. Onu sevenler çocuklarına Cabbâr ismini koydular. Bu sebeple Adana bölgesinde Cabbâr ismi yaygındır. Onun birçok menkîbe ve kerâmeti dilden dile anlatılarak günümüze kadar gelmiştir. Cabbâr Dede'nin hâl ve kerâmetleri meşhûr olmuş, ünü zamânın pâdişâhına kadar gitmişti. Sultan Dördüncü Murâd Han, Bağdât seferine giderken, Ceyhan Nehri üzerindeki târihî Misis Köprüsünü geçip Havrâniye köyüne geldiği zaman; "Bu yörede Cabbâr Dede diye meşhûr bir zât olduğunu işitiriz. Çağırın gelsin, kendisiyle görüşmek dileriz." dedi. Vazîfeliler gidip Sultanın emrini bildirdiler. Cabbâr Dede, Sultânın emrini alır almaz atına binerek huzûruna geldi. Allahü teâlânın kudretiyle kerâmet olarak orada bulunanlar, Cabbâr Dede'nin atının kaplan, elindeki kamçının da kara yılan olduğunu gördüler. O zamâna kadar Cabbâr Dede'nin üstünlüğünü kabûl etmeyenler ise, gördükleri bu kerâmet karşısında pişmân oldular. Sultan Dördüncü Murâd Han, Cabbâr Dede'ye; "Bağdât'ın fethi bana müyesser olacak mı?" diye sordu. Cabbâr Dede cevâbında; "Haşmetlü pâdişâhım! Havraniye köyünde Genç Osman isminde bir delikanlı vardır. Onu da götürürsen, Bağdât geri alınacaktır". Sultan Dördüncü Murâd Han, Genç Osman'ı sefere götürdü. Böylece Bağdât fetholundu. Cabbâr Dede'nin büyüklüğünü anlayamayan, onun devlet adamları ve diğer insanlar yanındaki îtibârını çekemeyen bâzı kimseler; "Cabbâr Dede'nin koyunları ekinlerimizi yiyerek zarar veriyor." diye, zamânın Misis Zaptiye Karakol Kumandanına şikâyet ettiler. Karakol kumandanı, iki zaptiye göndererek Cabbâr Dede'yi getirmelerini emretti. Zaptiyeler, Cabbâr Dede'nin dergâhına varıp, hakkında şikâyet olduğundan bahisle kumandanın kendisini istediğini bildirdiler. Cabbâr Dede, zaptiyelere güler yüz ve hoş bir edâyla; "Evlatlarım! Siz gidin ben kısa zaman içinde geliyorum." dedi. Zaptiyeler onun yanından ayrıldıktan kısa bir zaman sonra Ceyhan Irmağının kenarına gitti. Seccâdesini ırmak üzerine atıp üstüne oturarak kısa bir zaman içinde karşı tarafta bulunan Zaptiye Karakoluna ulaştı. Köprüden geçerek gelen zaptiyeler, Cabbâr Dede'nin kendilerinden önce geldiğini görünce hayret edip, büyük bir velî olduğunu anladılar. Zaptiye Karakol Kumandanı, Cabbâr Dede'ye; "Köylüler senden şikâyetçi. Koyunlarına köylünün ekinlerini yediriyormuşsun. Onlara zarar veriyormuşsun, aslı var mı?" dedi. Cabbâr Dede, Kumandana; "İki asker gönder, koyunlarımı onların ekin tarlasına sürsünler. Eğer ekini yerlerse suçlu olduğumu kabûl edeceğim." dedi. Bunun üzerine kumandanın vazîfelendirdiği iki zaptiye, Cabbâr Dede'nin dergâhının yanına gitti. Koyunlarını o civârdaki köylülerin ekin tarlalarına sürdüler. Fakat hiç bir koyunun başkalarına âid olan bu tarlalardaki ekin ve otları yemediğini, Cabbâr Dede'ye âid olan tarla ve otlağa sürdükleri zaman ekin ve otları yediklerini gördüler. Tekrar karakola gelip olanları kumandanlarına anlattılar. Kumandan, Cabbâr Dede'nin iftirâya uğradığını hükmedip, köylüleri azarladı. Câhil köylülerin bu hareketlerine üzülen Cabbâr Dede, köylülere hitâben; "Mahsülünüz bol olsun, fakat bereketi olmasın." diye duâ etti. İlk zamanlar Cabbâr Dede'nin büyüklüğünü takdir edemeyen köylüler ve diğer insanlar, durumu anlayınca onun sohbetlerine koşup, feyzinden istifâde ettiler. Pekçok gayr-i müslimin hidâyete erip müslüman olmasına vesîle olan Cabbâr Dede'nin dergâhı, gelip gidenlerle doldu taştı. Dergâhının bitişiğinde bir mescid yaptırdı. Vefât ettiği zaman mescidin bitişiğindeki kubbeli türbeye defnedildi. Adana ilinin merkez ilçesine bağlı Yakapınar (Misis) bucağının Kütüklü köyüne varmadan bir kilometre kadar sol tarafta bulunan türbesinin etrâfında en az dört-beş asırlık meşe ağaçları ve bu ağaçlar arasında da eski mezarlar bulunmaktadır. Bölge halkı, Cabbâr Dede'nin türbesini ziyâret etmekte, onu vesîle ederek Allahü teâlâya duâ edip murâdlarına ermektedirler. Cabbâr Dede'nin hayâtı boyunca birçok hâl ve kerâmetleri görüldüğü gibi, vefât ettikten sonra da görülmüştür. Bir Ermeni, Cabbâr Dede'nin türbesinin karşısından yüklü olan kağnı arabasıyla gidiyordu. Kağnısı çamura saplandı. Bir hayli uğraşmasına rağmen çabaları boşa çıktı ve bir türlü kurtaramadı. Kendi kendine; "Müslümanlar darda kaldıkları zaman; "Yetiş yâ Abdülkâdir Geylânî!" diyorlar. Bir de ben çağırayım." dedi ve; "Yetiş yâ Abdülkâdir Geylânî!" diye seslendi. Bu sırada Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin rûhâniyeti tecessüm ederek Ermeniyi ve kağnısını bataklıktan kurtardı. Ermeniye yönelerek; "Bizi Bağdât'tan buraya kadar yoracağına, işte şu karşıda Cabbâr Dede var. Çağırsan hemen yetişir, sizi kurtarırdı." buyurdu. Zaman zaman darda kalanların imdâdına yetişen Cabbâr Dede'nin türbesinin üzerine büyük bir nûr indiği ve geceleri türbesinde Kur'ân-ı kerîm okunduğu nakledilmektedir
Ulu camii ve Ulu Camii Türbesi
Adana – Seyhan İlçesi Ulu camii mahallesindeki Ulu camii’nin içerisinde Ramazanoğlu büyüklerinin kabirlerinin bulunduğu Ulu camii Türbesi hakkında Adana Kültür Varlıklı Envanterinde şu bilgiler yer alır ; Camiye bitişik yapıldığı halde onunla organik bir bütünlük arz etmeyen türbe, Selçuklu türbelerinin birçoğunun aksine camiin eklentisi halinde, harimin doğusunda yapılmıştır. Eser, 5,50 x 6,10 m. ebatında bir saha kaplamaktadır. Türbe, üzeri kubbeyle örtülü, içinde sandukaların bulunduğu bir üst mekanla kuzeyde bir mihrabiyesi bulunan ve çapraz tonozla örtülmüş olan bir giriş bölümünden meydana gelmektedir. Bu giriş kısmı, bir ara kapıyla harime, bir kapıyla da türbeye bağlanmaktadır. Doğu duvarında ise bir pencere yer almaktadır. Daha kuzeyde mukarnas başlıklı dört sütun üzerine inşa edilen sundurma, beşik tonozun yan çapraz tonozla dikine kesilmesiyle hasıl olan ahşap bir örtüyle kaplanmıştır. Türbenin altındaki beşik tonozlu mumyalığa buradaki orta kemerin altından başlayan 100 cm. enindeki bir merdivenle inilmektedir. Burası daima kapalı tutulan bir kapakla muhafaza altına alınmıştr. Ulu Cami Türbesi ‘nin harimdeki mihrap önü kubbesine benzer bir şekilde yapılan çokgen kasnaklı ve üçgen intikalli sivri kubbesinin, oniki kenarının her birisine revzen (renkli cam) pencere konulmuş olup, mihrap önü kubbesinin aksine siyah taşa yer verilmemiştir. Harim duvarı ile aynı kalınlıkta olan (1,10 m.) türbe duvarları, sarımtırak taşlarla yapılması sebebiyle harimin kıble duvarından farklıdır. Keza birincisinin aksine ortaları kaba, etrafı ince yontulmuş taşlarla değil de, tamamı ince yontulmuş taşlarla yapılması sebebiyle de farklılık göstermektedir. Bu husus türbe ile harimin 3-5 yıl gibi bir arayla yapıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Türbenin duvarları içten yan yüksekliğe kadar Osmanlı klasik üslubun en kaliteli İznik işi çinileriyle bezenmiştir. Türbedeki üç sandukanın da çinilerle kaplı olduğunu ve eskiden türbenin içinde çok sayıda pirinç şamdanların bulunduğu halde şimdi bunlardan hiçbirinin mevcut olmadığını, eserin 1977 yılındaki tamirinden sonra yerine konulmadığını söylemekle yetineceğiz. Keza kıble duvarındaki iki tane sancağın madeni alemleri de kaybolmuştur. Kitabesi: Türbede, hepsi de Ramazanoğulları ailesine mensup üç adet çini kaplamalı sanduka bulunmakta olup bunların baş uçlarına sülüs hatla kitabe yazılmıştır. I – Kıbleden itibaren birinci sanduka, camiin ilk banisi Halil Bey’e ait olup sülüs kitabesi şu şekildedir: 1- Haza 2- Merkadu-şerifu’l- merhumu’l-mağfur 3- El-muhtac ila rahmetillahi el- melikü’l- mağafur el-Emîr Halil 4-İbni’l-emir Davud ibni’l-emir İbrahimi’ş-Şerif ibni Ramazan aleyhim rahmeti ve’r-rıdvan. 5- Kad intekale min dari’l-fenai ila dari’l-bekai fi evaiil-i cumadii’l-üla min şuhüri sene sitte ve aşare ve tıs’amie. Türkçesi: Bu, affedicilerin Meliki olan Allah’ın rahmetine muhtaç, günahları bağışlanmış merhum, şerefli Ramazanoğlu emin meşhur ibrahim Bey ‘in oğlu Davud Bey’in oğlu Halil Bey’in mekandır. Allah’ın rahmeti ve rızası üzerine olsun. 916 senesinin Cemaziyüleuvel ayının başlarında Fena aleminden Beka alemine göç etti. (Ağustos 1510) II – Ortadaki sanduka Piri Paşa’nın oğlu Muhammed Şah’a aittir ve kitabesi şu şekildedir. 1- Haza merkadi şerifu. 2- Muhammed Şah ibni Piri Paşa ibni’l-Emir Halil 3- İbni’l-Emir Davud ibni’l-Emir İbrahim el-meşhur bi-ibni Ramazan 4- Kad intekale fi evasiti zil kadeti min şuhuris ene erbaine ve tis’amie (1541 yılı Mayıs sonu) Türkçesi ; Bu 940 senesinin Zilkade ayının ortalarında vefat edeb Ramazanoğlu İbrahim’in oğlu Davud’un oğlu emir Halil’in oğlu Pirir Paşa’nın oğlu Muhammed Şah’ın mezar-ı şerifidir. III – Piri Paşa’nın diğer oğlu Mustafa Bey’in sandukası ise üç sandukanın en kuzeyinde olup diğerleri gibi sülüs hatla yazılı kitabesi şöyledir; 1- Haza merkadu şerifu 2- Mustafa bin Piri Paşa ibni’l Emir Halil 3- İbni’l Emir Davud İbni’l Emir İbrahim el meşhur bi İbni Ramazan 4- Kad intikale fi evaili Rebiil ahir min şuhuri sene tis’a ve hamsine ve tis’amie (H. 959/M. 1552 yılı Mart sonu) Türkçe ; Bu mezar-ı şerif Ramazanoğlu meşhur İbrahim Bey’in oğlu davud Bey’in oğlu Halil Bey’in oğlu Piri Paşa’nın oğlu Mustafa’nın mezarıdır. 959 senesinin Rebiulahir ayının başlarında ahirete intikal etti.
Sofu Dede
Sofu Dede Türbesi ; Adana – Karaisalı . Kaledağı köyünden Etekli köyüne giderken yol üzerinde 1297 / 1881 Tarihli Adana Sancağı Salnamesinde Karaisalı yöresinde medfun bulunan evliyalar arasında zikredilen Sofu Dede ; Horasan’dan Hicret edip Anadolu’ya gelen, sofilerden olup Anadolu’nun manevi mimarlarındadır. Hoca Ahmet Yesevi hazretlerinin neslinden gelen Horasan erlerindedir. Seyfüddin Arif döneminde yetişen Nakşi Tarikatının erenlerinden olan Sofu Dede , Çoban Dede , Cabbar Dede , Bulamaç Dede , Bulut Dede , Erkeç Dede , Arpacı Dede adında 7 sofi Osmanlı 4. Mehmet döneminde ( Miladi 1648 – 1687) Erzurum Horasan bölgesinden oradan Malatya üzerinden Çukurova’ya kadar gelirler. Sofi Dede bu Beldede kalan Manevi bekçilerden olup, kendini ziyaret eden ruh hastaları şifa bulmaktadır. Vefatı Miladi 1661 dir ( H. 1071) Çukurova Evliyaları kitabında Abdülkadir Kaçar Sofu Dede’yi şöyle anlatır ; Çobandede ve Koyun dede’nin en büyük kardeşi olduğu varsayılan Sofu dede Karaisalı’nın Kaledağı köyündeki eşsiz güzellikteki türbesinden izliyor dünyayı. Türkiye’nin her yerinden şifa bulamayanlarının, doktorların tedavi edemedikleri hastaların gelip çare aradıkları, çoğu zamanda buldukları bir ziyaretgah Sofudede. Bu köyde yaşayan Mustafa Yenikan (YENiOĞLAN) ‘ın anlattıkları da çok ilginç. – Ashap’tan birisi, Sofu dede buradayken hastalıklarınız için neden doktor arıyorsunuz? dediği dilden dile dolaşıyor ,yüzyılların öncesinden geliyor. Bu güzel evliyamızda, çevreden ve ülkemizin her yerinden hastalar gelip, yüce Allaha dua edip yalvarıyorlar Sofudede’nin yüzü suyu hürmetine yardım jstiyorlar , tabiki buluyorlar. İki üç yıl önce ekonomik durumları iyi olan köylüler ve kente göç eden yörenin insanları tarafından türbesi yaptırılan Sofu dede gönüllere huzur vermeye devam ediyor. Çevresinde yüzlerce müslüman ile ebedi uykusunu uyuyan Sofudede’nin 1974 ‘teki Kıbrıs Barış Harekatı sırasında askerlerimizle birlikte savaştığına inanılıyor. Düşman askerlerini esir alıp, Türk askerlerine teslim ettikten sonra, Yunan ve Rum Askerleri, – Bizi esir alan o yeşil cübbeli askerler kimdi? diye sordukları dilden dile dolaşıp duruyor. Sofudede’nin kim olduğu, nereden gelip buraya yerleştiği, yada Kuledağı köyünde vefaat ettiği kesinlikle bilinmiyor. Ama bilinen şey, onun Müslümanlığı yaymak için Çukurova’ya gelip savaştığı, orada şehit düştüğüdür. Ayrıca, Adana Merkeze bağlı Sofulu Köyününde bu dedemizin soyundan geldiğine inanılıyor. Kaynak ; Çukurova Evliyaları , Abdülkadir Kaçar . Kaynaklar ; Çukurova’nın Manevi Sultanları ,Kazım Temir, Türkiye Gazetesi
Ağca Baba
Ağca Baba Türbesi ; Adana – Kozan’da Çınar sokak ile manastır sokağın kesişimindeki kabristanda. Ağca Baba ‘nın hangi tarihte yaşadığı ve isminin ne olduğu hakkında bir kaynak bulunamamıştır. Tahminen 4,5 metre uzunluğunda bir mezarda metfundur. Bir Türkmen ereni olduğu söylenen Ağca Baba ‘nın birçok kerametleri görülmüştür. 1297 / 1881 tarihli Adana salnamesi’nin Livayı Kozan Sis Kasabası bölümünde; “ Evliya-yı Kiramdan ağca baba ve kasaba-i meskura bir çarık mesafede Çomak Dede hazeratının makam-ı alileri vardır ” denilmektedir. Ağca Baba ‘nın kerametlerini araştıran Abdulkadir Kaçan , Çukurova Evliyaları eserinde şöyle anlatır. ” Sakine Çabuk isimli Kozan’Iı kadın şunları anlattı; ” Oğlum kaybolmuş, aradan günler geçmiş bir türlü bulunamamıştı. Anayüreği dayanır mı, gece gündüz ağıtlar yakarak onu arıyor bir türlü bulamıyordum. Artık umudumu kesmiş, öldüğünü yavaş yavaş kabul etmiştim, çünkü, kafamı oynatacaktım. Bütün yakınlarımda (Artık o geri gelmez, kabul et) diyorlardı. Hemen aklıma Ağca Baba ‘mız, yüce evliyamız geldi. Kendi kendime bir dua ettim, Allahım, eğer oğlumdan sağ ya da ölü bir haber alacak olursam, Ağcababa’ya gidip bir mevlüt okutayacağım deddim. Yüce Allahım, bu evliyamızın yüzü suyu hürmetine duamı kabul etmiş olmalı ki, bir kuyuya inip, zehirlenmiş ve bayılmış olan oğlum, günler sonra yeniden kendisine gelmiş (Benim annem-babam var. ben neden buradayım ki?) diye önce korkmuş, sonra da koşarak eve döndüğünde aradan tam 10 gün geçmişti… Bu yüce evliyamızın sayesinde oğluma yeniden kavuşmuştum. Hemen adağımı yerine getirdim ” Ağacaba’nın türbesi civarındaki herkes onun bir kerametini anlatıyor.” Ağacababa bizim önce canımızın, namusumuzun, sonra da malımızın koruyucusudur. Burada yaşayan çok saf., temiz, dürüst, evliya gibi bir kişi vardı. O da her akşam. Ağca baba ‘nın duru bir atla, gelip, mezarının üstünde kaybolduğunu görümüştü. Bunu görenlerin sayısı oldukça fazladır. Kozan’daki Askeri bölgeye yakın olan Ağca Baba ‘nın Türbesi’nden her gece ezan ve dua sesleri yükseldiği, burada nöbet tutan askerler tarafından defalarca duyulmuş, dilden dile, kulaktan kulağa anlatılıyor… Kaynaklar ; Çukurova’nın Manevi Sultanları ,Kazım Temir, Türkiye Gazetesi Türk Kültür Varlıkları Envanteri , Nusret Çam , Türk Tarih Kurumu Çukurova Evliyaları , Abdulkadir Kaçar
Cabbar Dede
Arpacı Dede – Adana
Şeyh Movsar İlishani (k.s.)
Nasıl Gidilir ; Adana – Ceyhan ‘ da İnce tarla köyünde. Şeyh Movsar el- İlishani hazretleri , Türkiye’de çok fazla bilinmeyen ama Çeçenistan ve Kafkasya da Büyük saygı, sevgi ve hürmet gösterilen bir Allah dostudur. Tasavvuf Kültürünü Kafkasya getiren ve İnguşetya başta olmak üzere Kuzey Kafkasyanın her yanında Kadiri tarikatının yaygınlaşmasını sağlayan Büyük Alim Şeyh Kunta Hacı (k.s.) ‘nın abisidir. Kardeşi Kunta Hacı (k.s.) ile beraber ehl-i sünnet ve-l cemaat temeline dayalı bir itikatın yerleştiricisi olmuşlardır. Ayrıca 1860 yıllarda Çarlık rusyası ile Çeçenler arasında yaşanan ve onbinlerce Çeçenin hayatını kaybettiği ve mazlum bir halkın yok olma sürecine girdiği bir zamanda Kunta Hacı hazretleri ve Şeyh Movsar hz. her zaman halkının yanında yer almış, Rus saldırılarına ve katliamlarına maruz kalan Çeçen halkına daima moral ve manevi kuvvet aşılamış binlerce insanın İslama girmesine de vesile olmuşlardır. Şeyh Movsar ve Şeyh Kunta Hacı (k.s.) 3 ocak 1864 yılında Rusların Şali (Şiela) baskınlarında tutuklanarak Rusya ‘nın Novorod Eyaletinin Üstüjino kentindeki hapishane çok zor 2 yıl geçirmişlerdir. Sonrasında gizemli bir şekilde Hapisden kurtulmayı başaran Şeyh Movsar hz. ‘i yanlarında binlerce Çeçen muhacirlerle birlikte 1866 -1870 yılları arasında ; Osmanlı Devleti’ne sığınmışlardır. Şeyh Movsar ve beraberindeki Çeçenler, Adana’nın Ceyhan ilçesine bağlı İncetarla (Mercin) mevkiini yurt edinmişlerdir. Osmanlıya sığınan Çeçenler daha sonra çeşitli bölgelere yayılmışlardır. Bugün Kahramanmaraş, Sivas, Adana başta olmak üzere pekçok bölgede Çeçen kökenli vatandaşlarımız yaşamaktadır. Şeyh Movsar hicret ettikten kısa bir süre sonra İnce tarla köyünde vefat etmiştir. Şeyh Kunta hacı hz ise ; 2 yıl cezaevinde zor şartlarda yaşadıktan sonra ; Bir gün Kunta Hacı’nın koğuşunu açan nöbetçi asker odada kimseyi bulamaz. 35 yaşındaki Kunta Hacı, bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolur, kendisinden haber alınamaz. Ruslar, tehlikeli gördükleri bu genç insanı öldürüp halkı yatıştırmak için onun kendiliğinden ortadan kaybolduğu haberini yaymışlardır. Daha Sonra Şeyh Kunta hacı hazretlerinden haber alınmaz . Vefat ettiği yer ve kabri belli değildir. Çeçenler Kunta Hacı ‘ya o kadar değer verirler ki ; Onun ölmediğine ve ileri de Kıyamete yakın Hz .İsa a.s. İle geri geleceğine inanırlar. Şeyh Movsar hazretlerinin kabrinin ise nerede olduğu tam olarak belli değildi. Özellikle 1975 yılında İnce tarla köyünde yer alan kabristanın hemen yanında Devlet su İşlerinin tahliye kanallarından çıkan topraklar ; kabirlerin üzerine gelişi güzel dökülerek kabirleri yok etmiştir. Sonrasını Seyfullah Türksoy şöyle anlatıyor ; ”Geçtiğimiz yıl, tarafımızdan başlatılan Kunta Hacı film projesi, Şeyh Movsar’ın kabrinin ortaya çıkarılmasında bir ilk adım oldu. Filmde, Kadiri zikriyle alakalı bölümler vardı. Bu bölümlerde, filmin orijinalitesi açısından Türkiye’deki Çeçenlerin rol almasını istedik. Fakat Türkiye’deki Çeçen vatandaşlarımız arasında, Çeçenistan’da çok meşhur olan Kadiri zikirlerini bilen kimse yoktu. Bu amaçla, Çeçenistan’ın Naurski bölge müftüsü Rıdvan Dadayev ve birkaç Kadiri müridini Türkiye’ye davet ettik. Ardından bu kardeşlerimizin Sivas’taki Çeçenlerle buluşmasını sağladık. Rıdvan Dadayev ve müridler, bir yandan Kadiri zikrini oradaki Çeçenlere öğretirken diğer yandan da İmam Movsar’ın kabriyle ilgili araştımalar yaptılar. Çeçenistan’dan gelen müridler, bazı yaşlı Çeçenlerin anlatımlarından hareketle Ceyhan İncetarla’daki mezarı ziyaret ettiler. Buradaki köylülerin anlatımları tarihi bazı vesikalarla örtüşünce, İmam Movsar’ın ve beraberindeki arkadaş ve akrabalarının mezarının bu bölgede olduğuna kanaat getirildi. Haber, Çeçenistan’da heyecanla karşılandı ve müridleri gözyaşına boğdu.” Böylelikle başlatılan çalışmlarla ; Türk ve Çeçen yetkililerin gayretleriyle Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 1 Haziran 2010 tarihli izni ile kazı çalışmaları başlamış, 6′ı erkek, 8′i kadın ve 10′u çocuk olmak üzere 24 adet mezar teknik çalışmalarla ortaya çıkarılarak bugünkü halini almıştır. Bugün Kabristan da ; Şeyh Movsar (k.s.) hazretlerinin yanı sıra ; Şeyh Kunta-Hacı’nın eşi Seda Hanım – Şeyh Kunta-Hacı ‘nın diğer kardeşi Visha el-ilishani – Şeyh Kunta- Hacı2nın Müridi Aysan Bolat El-Hatuni de yer almaktadır. Çençenistan’da Halen Şeyh Kunta Hacı ve Şeyh Movsar hz’ne çok büyük saygı ve muhabbet beslenir. Her yıl özellikle mayıs ayında Çeçenistanda binlerce kadiri mürridleri uçaklarla Adanaya gelip Şeyh Movsar hz2ni ziyaret edip ; Kabristanın hemen yanında bulunan Kadiri zikir halkasında MEVLAYI ZİKR EDERLER. Bugün Kabristanın türbedarlığını Çeçenler yapmaktadır. Bugün Çeçen halkı Kafkasya’da İslamın bayraktarlığını yapıyorsa, İslam dininin hakikatlerini yaşıyorsa; Çeçenistan’ın her köşesinde Kadiri zikirleriyle Allah’ın ve Hz.Peygamberin adı anılıyorsa, Rus kültürünün bazı kötü alışkanlıklarından uzak kalabilmişse, bunda Kunta Hacı ve Şeyh Movsar hz2nin tasavvuf öğretilerinin rolü çok büyüktür.. Şeyh Movsar’ın mezarı Türkiye’de, Adana’nın Ceyhan ilçesinde.Kunta Hacı’nın mezarı ise bilinmiyor. Çeçenler , Kunta Hacı’nın aziz ruhunun her zaman yanlarında olduğuna inanıyorlar.
Ali Dede – Adana
Adana’da Ayakkabılar çarşısının arkasında yer alan Ali Baba camiinin sokağında Misis Kütüklü köyü Yakınlarında medfun bulunan Abdulcabbar Dede ‘nin kardeşi olarak bilinen ve geçimini köşkerlik yaparak geçirirdi. Bir çok kerametleri görülen Ali Dede için 1297 / 1881 tarihli Adana Salnamesi 77. sahifede Ehlullah’dan Ali Dede diye bahsedilmektedir. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Feke Türbeleri
Bursa – Yıldırım’daki Yıldırım Beyazıt Külliyesi içerisinde 1297 / 1881 tarihli Adana salnamesi Feke Kazası Bölümünde isimleri zikr edilen Ahmed Dede ‘nin Gökçeli ‘de, Hacı İbrahim Baba ‘nın Havadan nahiyesinde, olduğu bildirilmektedir. Ayrıca yöre halkından aldığımız bilgilere göre Yahya Dede ‘nin Kızılyer Köyünde, Kılıçlı Ali Hoca isimli bir zatın da Kozan istikametinden Feke’ye giderken 10. kilometrede bir çam ağacının altında mezarının bulunduğu ve buranın da halk tarafından ziyaret edildiği bilinmektedir. Tesbit edebildiğimiz diğer türbeler şunlardır. Balta Mezarı Hacet dede Türbesi Hacı Hattat Dede Kara Ahmet Ziyareti Mennah Ziyareti Süphan Dede Yusin tepesi Ziyareti Yusuf Dede Türbesi Ziyaret Tepesi – Feke – Kayadibi Ziyaret Tepesi – Feke – Çandırlar Ziyaret Tepesi – Feke – Paşalı Köyü Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Ziyaret Tepesi Ziyareti – Çandırlar
Adana – Feke – Çandırlar köyü Adana İli Feke İlçesi Çandırlar Köyü yakınındaki tepede ziyaret vardır. Feke yöresinde bazı tepelerde türbesi olduğuna inanılan ulu kişilerin ziyaretleri vardır. Halk bu kişilere büyük saygı gösterir ve çeşitli sebeplerle ziyaretine giderler. Feke yöresindeki ziyaret yerlerine yağmur duası için, çocuğu olmayanlar, çeşitli sağlık problemleri olanlar, değişik sıkıntıları olanlar ziyaret eder. Dua okunur, namaz kılınır ve adanan adak kesilerek yemek yapılır ve topluca yenilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Mennah Ziyareti
Adana – Feke – Paşalı köyü Adana İli Feke İlçesi Paşalı Köyü yakınındadır. Feke yöresinde bazı tepelerde türbesi olduğuna inanılan ulu kişilerin ziyaretleri vardır. Halk bu kişilere büyük saygı gösterir ve çeşitli sebeplerle ziyaretine giderler. Feke yöresindeki ziyaret yerlerine yağmur duası için, çocuğu olmayanlar, çeşitli sağlık problemleri olanlar, değişik sıkıntıları olanlar ziyaret eder. Dua okunur, namaz kılınır ve adanan adak kesilerek yemek yapılır ve topluca yenilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Yusuf Dede Türbesi – Feke
Adana – Feke – Belen Köyü Yusuf Dede’nin mezarı Adana İli Feke İlçesi Belen Köyündedir. Köye yakın olan dağın eteğinde türbesi vardır. Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız Yusuf Dede’nin yaşadığı dönem hakkında da bilgi yoktur. Halk Yusuf Dede’ye zayıf, çelimsiz ve hasta çocuklarını iyi olması için getirirler. Köye yakın olan dağın eteklerinde Yusuf adında bir şahıs atıyla birlikte öldürülür. Öldürülürken yuvarlanan başı aşağıya düşer ve düştüğü yerde bir pınar çıkar. Bu pınarın suyu yaz kış akmaya devam eder. Yusuf Dede’nin gövdesinin ve atının öldüğü yere ise bir türbe yapılır. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Yalnız Dede Ziyareti
Adana – Karataş – Yalnızca köyü Adana İli Karataş İlçesi Yalnızca Köyü mezarlığında türbesi bulunmaktadır. Yalnız Dede’nin yedi kardeşten biri olduğu söylenir. Yalnız Dede geçmiş zamanda buraya gelir ve evlenerek buraya yerleştiği rivayet edilir. Türbe ziyaretinde türbenin taşı öpülür, dua edilir, buhur yakılır ve kurban adağında bulunulur. Her cuma kardeşleri bulut olup mezarın başında dolaştığı söylenir. Köy mezarlığında bulunan mezarı defalarca onarılmasına rağmen ziyaret olmak istemediğinden kısa sürede yıprandığı rivayet olunur. Perşembe geceleri bir ışık topunun mezarın başına inip iki üç dakika sonra kaybolduğu söylenir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Saimbeyli Evliyaları
1297 / 1881 tarihli Adana Salnamesinde Hacin (Saimbeyli) yöresinde yaşamış olan evliyaların isimleri Bozoğlan Dede , Ağbedir Dede , Mürsel Dede ve Gülevin Dede olarak zikredilmiştir. Bunlardan başka kayıtlarda ismi bulunmayan, Saimbeyli ile Himmetdede arasında Hasan Dede adında bir ziyaret de bulunmaktadır. Yaptığımız çalışmalar sonunda Bozoğlan Dede’nin Çeralan köyünde medfun olduğu, Ağbedir Dede’nin kabrinin Kandil Dağı üzerinde bulunduğu belirlenmiştir. Mürsel Dede’nin kabrinin ise Saimbeyli ile Eyüplü Köyü arasında yer alan bir dağın tepesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Gülevin Dede’nin mezarının nerede olduğu yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir ..
Yahya Dede – Adana
Adana – Feke – Kızılyer Köyü Adana İli Feke İlçesi Kızılyer Köyünde türbesi vardır. Yerel evliyalardan olan Yahya Dede hakkında elimizde başka bilgi yoktur. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Yapalak Dede
Adana – Ceyhan Selimiye köyü Ceyhan’ a bağlı eski ismi Yapalak, yeni ismi Selimiye olan köyün yakınlarında Çalılıklar içinde bir türbe olup Yapalak Dede Ziyareti olarak bilinmektedir. Mezar çok bakımsızdır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Mutlu Dede Ziyareti
Adana – Karataş İlçesi batısında Mutlu Dede Ziyareti, Adana’nın Karataş İlçesi’nin batısındadır. Ziyaret, ağaçlar içine yapılmış bir odadan oluşmaktadır. Odanın, içinde üç tane sanduka vardır. Bu sandukalardan kuzeye doğru olan Mutlu Dede’ye aittir. Diğer ikisinin ise Karataş’ın kurucusu Molla Mahmut ve oğluna ait olduğu zannedilmektedir. Mutlu Dede Ziyareti ‘nde, sandukaların üstünde yeşil örtü ve bunların da üstünde de Türk Bayrağı örtülüdür. Ziyaretin duvarlarında kesik saçlar asılıdır. Bu saçlar, Mutlu Dede’de dilek dileyerek çocukları olan insanların, yedi yaşına gelmiş çocuklarının kesilmiş saçlarıdır. Sandukaların etrafında da, gelen ziyaretçilerin oturmaları için minder ve yastıklar vardır. Çukurova Evliyaları kitabında, Mutlu Dede’nin Türk Memlüklüleri’nden olduğu söylenmektedir. Bu kitaba göre Mutlu Dede, Anadolu’ya İslamiyet’i yaymak için gelen Akıncılardandır. Kesin olarak ismi bilinmemektedir. Mutlu Dede ismininse, kendisini ziyarete gelen insanların sorunlarını çözüp, onları mutlu ettiği için halk tarafından verildiği söylenmektedir. Türbe, Rumi 1205 yılında Molla Mahmut tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde bakım ve onarımı, gelen ziyaretçiler ve Karataş halkı tarafından yapılmaktadır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları.
Cafer El Tayyar Türbesi
Adana – Kayışlı Köyü ile Karayusuflu köyü arasında Cafer El-Tayyar, Adana’nın Kayışlı Köyü ile Karayusuflu Köyü arasındaki yol üzerindedir. Yolun sağ tarafında, set üzerinde, bahçe içindedir.Cafer El-Tayyar Türbesine ulaşım kolaydır. Adana’nın, Ali Münif Yegane Caddesinden kalkan Kayışlı Köyü dolmuşları ile ulaşım sağlandığı gibi özel arabalarla da gidilebilmektedir. Cafer El-Tayyar Türbesi’nin etrafı bahçelerle çevrilmiştir. Türbenin geniş bir avlusu vardır. Bu avlunun içinde namaz kılınacak odalar vardır. Bu odalardan başka yemek yapmak için ayrılmış ocak bölümleriyle, yemek yemek için ayrılmış yerler vardır. Yemek yapmak için ayrılmış ocaklı bölümde sayısız tabak, tencere, kaşık bulunmaktadır. Türbenin içinde Cafer El-Tayyar’ın sandukası vardır. Bu sandukanın etrafı oturup dua etmek için düzenlenmiş minderler, yastıklarla çevrilidir. Sandukanın üstü Türk Bayrağı ile yeşil örtülerle örtülüdür. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Yedi Kardeşler Türbesi – Karataş
Adana – Karataş İki adet Yedi Kardeşler Ziyareti vardır. Bahsi geçen ziyaret Adana ili Karataş İlçesi Küçükkarataş Köyü’ndedir. Yöre halkının çok tanrılı bir dine inandığı bir dönemde altı kardeş, halkı tek tanrılı bir dine davet etmişler. Bu kardeşlere sadece bir çoban inanmış. Yöre halkı, altı kardeş ile onlara inanan çobanı öldürüp, palamut ormanlarının içine altısını da gömmüşler. Sonra halk Allah’ın bir olduğuna inanınca, bu yedi kişinin kıymetini bilmiş ve şimdiki türbelerini yaptırmışlar. Bundan dolayı buraya Yedi Kardeş Ziyareti deniliyor. Türbeye gelenler çocuk sahibi olmak için ve çeşitli hastalıklardan şifa bulmak için ve çeşitli sıkıntılarından kurtulmak için ziyaret ederler. Ziyarete gelenler mum adağında bulunurlar ve günlük yakarlar. Yedi Kardeşler Türbesinde ise yedi ermiş kardeşin bir gün uyurken üzerlerine nur iner. Kısa bir süre sonra aynı yerde aynı anda ölen kardeşlerin bulunduğu yere türbe yapılmıştır. Yedi Kardeşler Ziyareti ile ilgili olarak anlatılan yaygın bir efsaneye göre de Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başladığı gece, yedi tane olan mezarlardan yeşil sarıklı yedi kişinin Kıbrıs yönüne uçtuğu görülmüştür. Savaşın devam ettiği günlerde de yedi yeşil sarıklı kişinin, çarpışmaların en ateşli yerlerinde savaştığı görülmüştür. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Nebi Nuh Ziyareti
Adana – Akkapı mahallesin de Saydam caddesi sonunda. Nebi Nuh Türbesi Adana’nın Akkapı Mahallesi’nde, Saydam Caddesi’nin sonundadır. Mahalle içinde olan türbe bahçeli evlerle çevrilmiştir. Türbenin kendisi de büyük bahçe içindedir. Nebi Nuh Türbesi’nin avlusu son derece geniştir. Avlusunun içinde portakal, melengiç ağaçlan vardır. Türbe, bahçenin tam ortasındadır. Türbenin bir yanında dört tane mezar vardır. Bu mezarların değerli hocalara ait olduğu söylenmektedir. Türbenin diğer bir yanında yemek pişirmek için ocaklar, bir diğer yanında ise oturmak ya da gece uyumak için üstü örtülü bir bölüm ve yanında türbenin tencere, tabak, örtü gibi eşyalarının konulduğu küçük bir oda vardır. Ocak bölümünün yanı ise sayısız sandalye ile doludur. Bu sandalyeler mevlit okunurken kullanılmaktadır. Türbenin bulunduğu oda geniştir. Mezar odanın ortasındadır. Mezarın üstü mermerden yapılmıştır. Alt kısımlar da küçük bölmelere ayrılmıştır, Bunlar bahur ya damum yakmak için kullanılmaktadır. Mezarın üstünde sayısız yeşil örtü ve Türk Bayrağıyla Kur’an-ı Kerim vardır. Mezarın etrafı ziyaretçilerin oturması için minder ve yastıklarla çevrilidir. Duvarın birine ip gerilmiş üstünde 10 tane kadar Türk Bayrağı vardır. Nebi Nuh Türbesi’nin ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Mahalle sakinleri türbenin en az 300 yıllık olduğunu söylemektedir. Türbenin her yıl yeni bir yerinin yapılmasıyla türbe bugünkü bakımlı halini almıştır. Türbenin yapımı ise adağı gerçekleşen ziyaretçiler tarafından yapılmaktadır. Türbe adını Nuh Peygamber’ den almaktadır. Mahalle sakinleri ne zaman yapıldığını bilmedikleri bu ziyaretin çok uzun yıllar önce birinin rüyasına girmiş olabileceğini, böylece burada Nebi Nuh için makam yapıldığına inanmaktadırlar. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Karaisalı Evliyaları
1297 / 1881 Tarihli Adana Sancağı salnamesinde bu yörede aşağıda ismi yazılı evliyaların medfun olduğu belirtilmiştir . Mahmud Dede , Kaplancı Dede , Almaşar Dede , Yağmur Dede , Şeyh Ali Efendi , Ürgüp Dede , Bunlardan başka Hüsür Köyünde Kayış Baba adında bir ziyaret yerinden bahsedilmektedir. Hasan Dede – Karaisalı Sofu dede Erkeç Dede Koyun Dede – Adana Göldüğünde Ziyareti Gülüş Dede Molla Ali Türbesi Nuhlu Ziyareti Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Üç Oğlan Ziyareti
Adana – Kozan – Göller (Üçoğlan) Yaylası Adana İli Kozan İlçesi Göller (Üçoğlan) Yaylası denilen yerde türbesi vardır. Yaylanın kuzeyinde bir iki ulu ağacın bulunduğu taştan oluşmuş bir tepedir. Yağmur duası için bu ziyarete gidilir. Ziyarete gidilir, kurban kesilir, namaz kılınır ve yağmur duası edilir. Köye dönmeden yağmur yağdığı rivayet edilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Gülüş Dede
Adana – Karaisalı – Gülüşlü Köyü Türbe Adana ili Karaisalı İlçesi Gülüşlü Köyünde türbesi vardır. Gülüş Dede Anadolu erenlerinden olup köyün yakınında bulunan su kaynağının yanında dergahını kurar. Köy bu dergahın etrafında sonradan oluşur. Türkmen boyları yazın Çukurova’ya inerken bu dergahta mola verirler, Gülüş Dede’nin sohbetlerine katılırlarmış. Türbenin durumu hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Yerel halk tarafından değişik dilekler için ziyaret edilmektedir Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Duman Dede – Ceyhan
Adana – Ceyhan’a bağlı Çelemli köyü ile Şevketiye arasında yer alan duman dağı mevkii Ceyhan’a bağlı Çelemli köyü ile Şevketiye köyü arasında yer alan duman dağı mevkiinde mezarı bulunduğu için bu adı almıştır. Asıl ismi bilinmemektedir. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Ziyaret Tepesi Ziyareti – Paşalı Köyü
Adana – Feke – Paşalı Köyü Ziyaret Tepesi mezarı Adana İli Feke İlçesi Paşalı Köyündedir. Halk türbeyi bahar ve yaz aylarında ziyaret eder ve kurban keserler. Feke yöresindeki ziyaret yerlerine yağmur duası için, çocuğu olmayanlar, çeşitli sağlık problemleri olanlar, değişik sıkıntıları olanlar ziyaret eder. Dua okunur, namaz kılınır ve adanan adak kesilerek yemek yapılır ve topluca yenilir. 1922 yılı Eylül ayında yani Kurtuluş Savaşı zamanında türbeden batıya doğru top atıldığı duyulduğu rivayet edilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Nuhlu Ziyareti
Adana – Karaisalı – Nuhlu Köyü Adana İli Karaisalı İlçesi Nuhlu Köyünün girişinde türbesi vardır. Nuhlu Ziyaretinde kimin yattığı konusunda veya bir velinin medfun olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Türbenin üstü açıktır. Ziyaretin olduğu tepenin yola bakan eteğinde bir çeşme bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından değişik dilekler için ziyaret edilmektedir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Tosun Baba
Adana – Yüreğir – Paşa köyü ile çanakcı köyü arasında Tosun Dede Ziyareti, Paşa Köyü ile Çanakçı Köyü arasındadır. Günümüzde türbesine gidip dua edilir. Kaynak kişiler · Tosun Dede’nin Adana’da yaşamış yedi ulu kardeşten biri olduğunu söylüyorlar. Tosun Dede daha sağlığında kuraklık olduğunda köylülere “Toplanın, para toplayıp dana kesin . Allah’a dua edin” dermiş. Köylüler Tosun Dede’nin dediğini yapınca yağmur yağarmış. Öldüğünde türbesi yapılmış. Her kuraklık olduğunda Tosun Dede ‘ye gidip dua edilir. Tosun Dede’ye yalnızca yağmur dilemek için kurban adanır. Dua ederken duada Tosun Dede’nin adı geçer. Kaynak kişiler bir kez yağmur duasına katıldıklarında danayı kestikten sonra daha yemeklerini pişiremeden yağmur yağdığını söylüyorlar. Kaynak kişiler yine bir kuraklık yılında yağmur duası için para toplanıp tosun alındığını, daha yağmur duasına çıkmadan yağmur yağınca tosunu kesmediklerini ama sonra aylarca bir damla yağmur düşmediğini söylüyorlar … Kaynak ; Adana Yağmur Yağdırma Törenlerinde ‘’ Boğa Dede – Bulut Dede ve Tosun Dede Kültü , Doç. Dr. Erman Artun Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Yusin Tepesi Ziyareti
Adana – Feke – Çandırlar köyü – Yusin tepesi Adana İli Feke İlçesi Çandırlar Köyü yakınındaki Yusin Tepesinde ziyaret vardır. Feke yöresinde bazı tepelerde türbesi olduğuna inanılan ulu kişilerin ziyaretleri vardır. Halk bu kişilere büyük saygı gösterir ve çeşitli sebeplerle ziyaretine giderler. Feke yöresindeki ziyaret yerlerine yağmur duası için, çocuğu olmayanlar, çeşitli sağlık problemleri olanlar, değişik sıkıntıları olanlar ziyaret eder. Dua okunur, namaz kılınır ve adanan adak kesilerek yemek yapılır ve topluca yenilir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Kara Ahmet Ziyareti
Adana – Feke – Kırıkuşağı Köyünde Kara Ahmet Ziyareti Adana İli Feke İlçesi Kırıkuşağı Köyündedir. Mezar ve su ziyaretgâhıdır. Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız Kara Ahmet hükümdar Dakyanus döneminde korkudan dağa kaçmış, buradaki bir mağaraya yerleşmiş ve burada ölmüş. Kurak mevsimlerde yağmur duasına çıkılmaktadır. Buradan alınan toprak, su ıslatıldığında yağmur yağdığına inanılmaktadır. Mağaradaki suyla yıkanan sıtmalı kadınların iyileştiği rivayet edilir. Hükümdar Dakyanus’un zulmünden kaçan Kara Ahmet dağa çıkar ve bir mağarada yaşamaya başlar, sonra da bu mağarada ölür. Mağaradan çıkan suyun şifalı olduğu söylenir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Balta Mezarı – Feke – Yerebakan Köyü
Adana – Feke – Yerebakan köyü Balta Mezarı kabri Adana İli Feke İlçesi Yerebakan Köyündedir. Halk Balta Mezarı’nı kurak havalarda yağmur duası için ziyaret ederler. Kurtuluş Savaşında düşman üstüne top atıldığı rivayet edilir. Yerebakan köyünün güneyinde yaşlı bir karı koca yaşarmış. Bu karı koca ufacık topraklarında tohumu toprağa sererler, az sayıdaki keçilerini toprak üzerinde gezdiririler, sonra da keklikler yemesinler diye üzerini kalbur ile örterlermiş. Bu ekim sonunda ellerine çok az buğday geçermiş. İhtiyar adamın bir âdeti varmış. Misafiri olmadan yemek yemezmiş. Bir gün harman yerinde buğdaylarını topluyormuş. Acıkmış ama yanına kimse gelmediği için tüm yemeği olan bir çöreği yiyemiyormuş. Aradan birkaç gün geçmiş, harman toplanmış, yaşlı adam eve dönmeye hazırlanıyormuş. Tam buğdayı alıp evine dönerken, uzaktan ihtiyar bir yolcunun geldiğini görmüş. Hemen çöreğini suda yumuşatıp, yolcu ile paylaşıp yemeğe başlamış. İhtiyar yolcunun yemeği bitince kalkmış ve uzaklaşmış. Ardında harman yeri hareketlenmiş ve buğday taşmaya başlamış. Yaşlı adam, yolcunun peşinden koşup taşan buğdayı nasıl durduracağını sormuş. Yolcu “Elinin tersi ile toplayıver” demiş. Böylece buğdayın taşması durmuş. Yolcu ihtiyar, köyün yakınına gelince bu sefer yayık ayranı yapan yaşlı kadın yolcuyu çevirip ona ayran ikram etmiş. Yolcu ayranı içip ortadan kaybolmuş ama, yayıktan ayran akmaya devam etmiş. Kadın tüm kaplarını ayranla doldurmuş ama, ayran gelmeye devam etmiş. Kadın başından geçenleri, ihtiyar adamla paylaşıyor. Adam şöyle diyor: “Üç gün içinde ölürsem, beni şu sedirin dibine gömün. Ben öldükten sonra mezarımın başında yeşil bir kuş öterse kırk arşın etrafımı kurtarırım. Eğer kuş gelip ötmezse yalnız kendimi kurtarırım” diyor. İhtiyar adam üç gün içinde ölüyor ve mezarını yeşil bir kuş ziyaret ediyor. Bunu duyan köylüler ölülerini uzak yakın demeden, Balta mezarlığı denilen bu yere gömmeye getiriyorlar. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Koyun Dede – Karaisalı – Adana
Adana – Karaisalı – Kaledağı köyü Çukurova Evliyaları kitabında Abdülkadir Kaçar Koyun Dede ‘yi şöyle anlatır ; Çobanlık yapıp, gece gündüz doğayla başbaşa yaşayan Koyundede, dağları, ovaları, tüm otları, bitkileri çok iyi tanırmış. Hangi hasta uyuz koyun, hangi otu yedikten sonra iyileştiyse, onu gözlemler,insanların hastalıklarını doğal bitkilerle tedavi edermiş. Koyundede ‘nin otlattığı koyunlar, en kurak mevsimlerde bile memeleri sütle dolar akarmış. Koyundede öyle sıcak, öyle sevecenmiş ki, kapısına yardım istiyerek gelenlerin hiç birisini geriye çevirmezmiş. Köyün varlıklı ağaları, bu fakir çobanın halk tarafından böyle sevilip, baştacı edilmesini bir türlü kabil edemezler hatta kıskanırlarmış. Koyundede bir gün ölmüş ve sevgisi nedeniyle halk onu bu günkü Çatalan Baraj Gölünün Doğusundaki Çiçekli Köyü’nün yüksek bir tepesine gömmüş ve mezarını türbe haline getirmiş. Yaşadığı dönemde de insanlara yardım eden bu ermişe, sağlığında olduğu gibi insanlar yüzyıllardır saygıda, sevgide kusur etmiyorlar. O da mana aleminden insanlara yardımcı olmaya devam ediyor. Kaledağı Köyünden Mustafa Yenikan (YENİOĞLAN) yaşadığı bir kerametini böyle anlattı : · – Bizim köyümüzde bir çiftin çocukları yaşamıyordu, doğup ölüyor, doğup ölüyordu. Böylelikle 4-5 tane doğum yapan kadın ve kocası buna çok üzülüyorlar bir türlü çare bulamıyorlardı. . Benden koyundede’nin türbesine götürmemi rica ettiler. Hep birlikte bu türbeye gittik, bir gece orada kaldık. Kadın, Tırlık (Kıl) ipten küçük bir beşik yapıp beklemeye başladı. Bir süre sonra o beşik sallanınca, dünyalar onun olmuştu. Hep beraber köye geri döndük. Şu anda bu çiftin üç oğlu bir de kızı dünyaya geldi. Oğlunun birisinin Adı DEDE’ dir . Koyundede’de manevi dünyadan insanlara yardım elini uzatıyor. Rahat uyu Koyundede. Kaynak ; Çukurova Evliyaları , Abdülkadir Kaçar .
Şeyh Abdürrezzak ( Bulamaç Dede )
Adana – İsmailiye köyünde Yörede, Bulamaç Dede olarak da silinen Şeyh Abdürrezzak Dede’nin Türbesi, Adana’nın İsmailiye Köyü’ndedir. Türbe, İsmailiye Köyü’nün içindedir. Bir tek odadan oluşan türbenin ortasında Şeyh Abdürrezzak Dede ‘nin sandukası vardır. Türbenin duvarlarında ve sandukanın üzerinde Türk Bayrağı örtülüdür. Türbenin zemininde halı serilidir. Halının üzerinde gelen ziyaretçilerin oturmaları ya da uzanmaları için minderler ve yastıklar vardır. Duvarlarda boydan boya gerili iplerde, bebek patikleri, örülü saçlar ve Türk bayrakları asılıdır . Şeyh Abdürrezzak Dede Türbesi daha önceleri Adana Çimento Fabrikası’nın üzerindeki Çalı dağı’ndaymış. Çimento Fabrikasının ihtiyacı olan toprak, türbenin bulunduğu dağdan karşılandığı için toprak alına alına türbenin altına kadar gelinmiş. Böylece türbenin yerinin değiştirilmesi zorunlu olmuş . En uygun yer olarak da İsmailiye Köyü bulunmuş. Köy halkının da kabul etmesiyle, Çalı dağı’na 5 km. Uzaklıktaki köye yeni bir türbe yapılarak sanduka nakledilmiş . Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Süphan Dede Türbesi
Adana – Feke – Süphan Dere köyünde Süphan Dedenin mezarı Adana İli Feke İlçesi Süphandere Köyündedir. Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız Süphan Dede’nin yaşadığı dönem hakkında da bilgi yoktur. Yalnız başı kesilen yatırın, başının yuvarlanarak bugün türbenin olduğu yere yuvarlanarak geldiği söylenir. Türbenin yanında Süphandere adında bir çay bulunmaktadır. Süphan Dede’nin türbesinin yanında ise suyu tuzlu, buharı acı bir su kaynamaktadır. Halk Süphan Dede’ye akıl ve ruh hastalıklarından medet ummak amacıyla gelmektedir. Türbenin yanından çıkan suyun buharından teneffüs eden akıl hastaların şifa bulacağına inanılır. Ayrıca toprağın suyunun da sıtma hastalarına iyi geldiği söylenmektedir. Türbenin batısında bulunan tepede, bir taşın üzerinde Süphan Dede’nin başı kesilir. Süphan Dede’nin kesilen başı “Süphanallah” diye seslenerek yuvarlanır ve bugün türbesinin yapıldığı yere kadar gelir. Bu yüzden türbenin yanında bulunan çaya Süphandere, yatıra ise Süphan Dede denmektedir. Süphandere olarak bilinen yer eskiden kervanların geçiş yaptığı bir bölgedir. Süphan Dede ismindeki şahısın bir kervanı varmış. Yine başında bulunduğu kervanla bölgeden geçen Süphan Dede’nin kervanını eşkıyalar çevirir ve soymak isterler. Eşkıyalara direnen Süphan Dede’nin başı, onlardan birinin kılıç darbesi ile kesilir. Kesilen başı “Süphanallah, Süphanallah diyerek mezarının olduğu yere kadar yuvarlanarak gelir. Kesik başın durduğu yere türbe yapılır. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Göldüğünde Ziyareti – Karaisalı – Etekli Köyü
Adana – Karaisalı – Etekli köyü Türbe Adana ili Karaisalı İlçesi Etekli Köyü Erkeğin Mahallesinin kuzeydoğusunda türbesi vardır. Yerel halkın Dede Mezarı olarak da andığı türbede medfun bulunan şahıs hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Türbenin durumu hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Yerel halk ziyaret edilen türbe yakının uykuya yatılır. Çocuğu olmayan kadınlar, genç kızlar türbeyi ziyaret ederler ve adak adarlar. Uyku için Perşembe günü, gündüz vakti yatılmaktadır. Rüyada dileklerinin olup olmayacağı belli olmaktadır. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Palabıyık Dede
Adana – Yumurtalık – Demirtaş köyü Yumurtalık ilçesine bağlı Demirtaş köyünde medfun olup 1297 / 1881 tarihli Adana salnamesinde kaydı bulunmakta ise de mezar yeri tespit edilememiştir. 1297 / 1881 tarihli Adana Sancağı salnamesinin 161. sahifesinde ” Yumurtalık nahiyesi civarında kaim Cebelinur’da Meşahiri Ehlulah’tan Abdulcabbar nam bir makam vardır. Bundan başka nahiyeyi Timurtaş ve Palabıyık dede namları ile üç adet makam dahi vardır ” yazılıdır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
İbrahim El Debeli – Zilli Dede
Adana – Cemalpaşa – Çevre yolunun hemen girişindeki demir köprü yakınında. Zilli Dede Türbesi Adana’nın Cemalpaşa Semti’ndedir. Çevre Yolu’nun hemen girişindeki Demir Köprü yakınındadır. Resmi olamamakla beraber, semt ziyaretin adıyla anılmakta, Zilli Dede Semti denmektedir. Zilli Dede Türbesi , Adana Sular İdaresi’nin arkasında, belediyeye ait gül bahçesinin içerisindedir. Türbe tek bir odadan meydana gelmektedir. Odanın ortasında Zilli Dede’nin sandukası vardır. Sandukanın üzeri yeşil kumaşla kaplı, üzerinde Türk Bayrağı serilidir. Sandukanın tam karşısında gül bahçesine bakan pencere vardır. Türbenin zemini halı kaplıdır, bir köşede minder serilidir. Bir başka köşede de Kur’an-ı Kerim’lerin ve seccadelerin konduğu raf vardır. Zilli Dede Türbesi’ni Ayşe Ökmen yaptırmıştır. Ayşe Ökmen 1986 yılında Adana Sular İdaresi’ne gitmiş, işi uzun sürünce namaz vakti gelmiş, Etrafta namaz kılacak yer arayan Ayşe Ökmen, Zilli Dede’nin mezarının yanındaki kayanın arkasında namazını kılmaya karar vermiş. · Ayşe Ökmen namaz kılarken, karşısına 22 yaşlarında bir genç çıkmış. Bu genç kendisinin Zilli Dede olduğunu söylemiş. Ayşe Ökmen’den türbesini yaptırmasını istemiş. Ayşe Ökmen de 3 kat olan evinin 4. katını yaptırabilirse, kendisinin türbesini yaptıracağını söylemiş. Ayşe Ökmen, ertesi gece rüyasında, evinde iskeletlerin asılı olduğunu, Zilli Dede’nin, oğluyla konuşup ona bir kaç kağıt imzalattığını görmüş. Bir başka rüyasında Zilli Dede’nin uçaktan düştüğünü, bir başka rüyasında da Zilli Dede’nin annesiyle beraber röntgen filmi çektirdiğini görmüş. Bu rüyalar sonunda Zilli Dede’nin türbesinin yapılması için acele ettiğini anlamış. Bu rüyaların görüldüğü günlerde 4 milyonluk dikiş işi almış. Eline para geçince, evinin 4. katı ile Zilli Dede Türbesi’nin yapımına aynı günde başlamış. Böylece türbe bugünkü görünümüne kavuşmuş. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Şeyh Derviş Türbesi
Adana – Karşıyaka Semtinde Kanara yakınında set üzerinde Derviş Hoca Ziyareti Adana’nın Karşıyaka Semtinde, Kanara yakınında set üzerindedir. Ziyaret, portakal bahçelerinin arasındadır. Ziyaretin geniş bir bahçesi vardır. Bu bahçenin içinde çok yaşlı ağaçlar vardır. Ziyaret bahçesinin bir tarafı yemek pişirmek için yapılmış ocaklara ayrılmıştır. Yemek yapmak için gerekli malzemelerin (tencere, tabak, kaşık, yağ, tuz, vb.) konduğu bir de oda vardır. Derviş Hoca ‘nın mezarının bulunduğu oda bahçenin ortasındadır. Odanın içinde, Derviş Hoca’nın sandukası vardır. Sandukanın üstü yeşil örtü ve Türk Bayrağıyla örtülüdür. Bunların üstünde de açık bırakılmış 4-5 Kur’an vardır. Sandukanın etrafı, yere serilmiş halının üstünde ziyaretçilerin oturmaları için hazırlanmış minderler ve yastıklarla çevrilmiştir. Derviş Hoca Ziyareti ‘nin içinde uyumak yasaktır. Ziyaretin duvarında Türk Bayrakları ve adak saçaklan asılıdır. Derviş Hoca hakkında yazılı kaynaklarda bilgi olmadığından ve sözlü kaynaklarda da bu konuyla ilgili bilgi bulunmadığından, ziyaretin isminin nereden geldiği bilinmemektedir. Muhtemelen Derviş , ziyarette yatan kişinin ismidir, mezarı da, türbe haline gelince Derviş Hoca olarak anılmıştır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Karahan Yatırı
Adana – Çukurova – Karahan Köyü Türbe Adana ili Çukuova İlçesi Karahan Köyünün yakınında bir tepenin eteğindedir. Karahan Köyü Dede Karkın Ocağına bağlı bir Türkmen Köyüdür. Kafkasya’dan göç etmişlerdir. Yatırın kim olduğu konusunda elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Türbe üzeri kapalı, betonarme imal edilmiş herhangi bir mimari özelliği olmayan basit bir türbedir. Karahan Köyü halkının Bektaşi-Türkmen adetlerine göre yaşadığını biliyoruz. Bu ziyaret de bu adetlere göre ziyaret edildiğini tahmin ediyoruz. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Şeyh Musluhiddin Efendi
Adana – Tepebağ mah 5. sokak 14 no lu evin iç kısmında Türbesi Tepebağ Mahallesi 5. sokak 14 nolu evin iç kısmındadır. Ramazanoğulları dönemin de yaşadığı söylenmektedir. 1297/ 1881 tarihli Adana Sancağı salnamesinin 77 . sahifesinde Ehlullah’ dan Şeyh Muslihiddin Efendin in Adana’da medfun bulunduğu yazmaktadır. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Gaffur Baba Türbesi
Adana – Karataş – Doğankent çıkışında sağ tarafta Gaffur Baba Türbesi , Adana’nın Karataş İlçesi yolu üzerinde, Doğankent’in çıkışında sağ taraftadır. Türbenin etrafı dev ağaçlarla çevrilidir. Türbe, tavanı kubbeli dörtgen şeklinde bir binadır. Türbenin duvarlarında büyük pencereler vardır. Türbenin tam ortasındaki sanduka yeşil örtüyle kaplanmıştır . Bunun üzerinde de Türk Bayrağı vardır. Türbenin duvarlarında boydan boya gerilmiş ipler vardır. Bu iplerin üzerinde gelinlik parçalan, bebek patikleri, saçlar, seccadeler ve tespihler atılı durumdadır. Bir de duvarlarda kılıflarıyla asılmış Kur’an-ı Kerim’ler bulunmaktadır. Gaffar Baba’nın kim olduğu ile ilgili kaynaklarda bbir bbilgi yoktur halk arasındaki söylenceye göre; Asıl adı Halfeti’li Kadiri Şeyhi Hasan Oğlu Seyit Abdulgaffur olup Karataş yöresinde yaşarmış. O zaman dev çiftlikler varmış. Hareketlerinde ölçülü, yüreği insan sevgisiyle dolu, örnek davranışlarıyla çevresindekilerin gönlünü kazanırmış. Çiftliklerde işçilik yaparken, çevredeki ziyaretleri sık sık gezer, onların bakımını yaparmış. Neredeyse kendisini bu işlere adamış haldeymiş. Gaffur Baba çiftliklerde akşamlan insanların çok içki içip sarhoş olmalarından hoşlanmazmış. O muhterem zat, bu olaylara son derece üzülürmüş. Bu evliyanın neredeyse ibadet etmesine de izin verilmez olmuş . Çünkü gittiği her yerde içkinin zararlarını anlatır. İnsan sağlığı y.nünden yıkımını söylermiş. Böylece Karataş ‘ta daha fazla kalamayıp, Doğankent’ e gelip yerleşmiş. Etrafında iyi insan yumağı arttıkça artmış, Ondan feyiz almak isteyenler her geçen gün çevresinde daha da çoğalmış. Gaffur Baba sakin, pırıl pırıl bir kişi olduğu için yardım istemeye gelen hastalara şifalar dağıtmaya başlamış. Allah katında da duaları kabul olmaya başlamış. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Bilal Habeşi Türbesi
Adana- Kayışlı Köyü Bilal-ı Habeş’in Makamı Adana’nın Kayışlı Köyü’ndedir. Şehirden yarım saat uzaklıktaki köye şehirden kalkan dolmuşlarla ya da özel otolarla rahatça gidilebildiğinden Bilal-ı Habeş’e ulaşım kolaydır. Ağaçlık, yeşillik içinde olan köyde Bilal-ı Habeş Makamı ağaçlarla dolu ve bakımlıdır. Bilal-ı Habeş için yapılmış sandukanın bulunduğu oda çok geniştir. Bilal-ı Habeş’in taşında “Haze Merkad Mağmur Lehüş Şeyh Fel-Elbühül Rahmetullahi Aleyh” yazılıdır. Odada sandukaların karşısına gelen bölümde oturmak için minderler vardır. Bu ziyarette uyumak yasaktır. Odanın sağ tarafındaki camlı dolapta havlular vardır. Odanın dört bir yanında da ayetler ve Hz, Ali ‘nin Kılıcını temsil eden ucu çatal kılıçlar asılıdır. Mermer olan iki mezarın üzerinde Türk bayrağı örtülüdür. Ziyaretin bahçesinde çok uzun zaman önce gömüldükleri anlaşılan 5 mezar vardır, Ziyaretin tam karşısında da köyün mezarlığı ile ziyaretin bakıcısının evi vardır. Türbe İslamiyeti ilk kabul edenlerden, İslamın ilk müezzini olan Hazreti Bilal’den adını almıştır. Bilal-ı Habeş’in kesin olarak gömüldüğü yer belli olmayıp, Şam’da ya da Halep ‘te gömülü olduğu rivayet edilmektedir. Anadolu’da ve başka yerlerde Bilal-ı Habeş’in pek çok makamının olması da bu nedendendir. Adana’nın Kayışlı Köyündeki Bilal-ı Habeş’in makamı da bu sayısız makamlardan birisidir. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Hacet Dede Türbesi
Adana – Feke İlçesi -Mansurlu Köyü Hacet Dede’nin kim olduğu konusunda herhangi bir bilgimiz yoktur. Yerel evliyalardan olan Hacet Dede’nin isminin veliyi ziyarete gelenlerin dileklerinin olmasından dolayı Hacet olarak adlandırıldığını düşünmekteyiz. Türbenin üzeri açıktır. Yerel taşlardan başucu taşı vardır. Yerel evliyalardan olan Hacet Dede değişik dilekler için ziyaret edilmektedir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Ağaçalanı Türbesi
Adana – Karaisalı – Etekli Köyü Karaisalı İlçesi Etekli Köyünde Tabanlı Mahallesinin arkasındaki kayalıklarda türbesi vardır. Yerel halkın Dede Mezarı olarak da andığı türbede medfun bulunan şahıs hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Türbenin durumu hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Yerel halk tarafından havaların kurak geçtiği dönemlerde Cuma namazının ardından yağmur duası için ziyaret edilmektedir. Türbe başında özelikle beyaz veya mavi rengine yakın kurban kesilmektedir. Türbede bazı geceler ışık yandığına inanılmakta ve söylenmektedir. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Karataş Dede
Adana – Yüreğir – Misis Köprüsü havraniye tarafı Çukurova velilerinden olan Karataş Dede’nin türbesi tarihi Misis Köprüsü Havraniye tarafındadır. Hangi tarihte yaşadığı ve vefat ettiğini tesbit edemediğimiz bu zatın Ramazanoğulları döneminde yaşadığı tahmin edilmektedir. Adana Sancağı 1297 / 1881 tarihli salnamesinin 79. sahifesinde Misis Nahiyesi bölümünde “Kaza-i Mezbur ve civarında kibarı evliyaullahdan Karataş ve Boğa ve Abdulcabbar namlarında üç zevat olması ile ziyaret edilerek ahali istifade ederler” denilmektedir. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Dedebeli Dağı Ziyareti
Adana – Tufanbbeyli – Tozlu Köyü Adana İli Tufanbeyli İlçesi Tozlu Köyünün yukarısında Tahtacı dağlarının yüksekliğinin azaldığı yerde büyük kayada bulunan mağaradır. Burada biri susuz, diğerinde ise bir kaynağın olduğu iki mağara bulunmaktadır. Dedebeli Dağı ile Gümülek Dağı karşılıklı olarak birbirini görmektedir. Eski İstanbul-Bağdat kervan yolunun buradan geçtiği ve burada mola verdikleri söylenmektedir. Susuz olan mağaranın içinde bulunan mezarlarda yatanların kim olduğu bilinmemektedir ve sadece “Dedeler” denilmektedir. Daha çok sulu mağara ziyaret edilmektedir. Dedebeli ’nde yatanlardan birisinin Kayseri’deki Melik Gazi’nin abisi olduğu da rivayet edilir. Mağara içinde taş duvarlı bir çukur ve mağara önünde ise horasan sıvası ile yapılmış üç mezar yeri vardır. Defineciler tarafından mezarlar tahrip edilmiştir. Yağmur duası için bu ziyarete gidilir. Ziyarete gidilir, kurban kesilir ve yağmur duası edilir. Kayanın yanında zaman zaman toplanan suya kısmet parası atılmaktadır. Topluca ender olarak ziyaret edilen bu yerde adaklar kesilir, bezler bağlanır. Yatırın etrafında sürüsü ile dolaşan çoban ses duyuyor. Dede yatanı rahatsız etmeyin diye ses verir. Bu ses üzerine ziyarete dönüşür. Bu yatırın olduğu yerde sesler duyulmakta, ışıklar görülmektedir. Yatırın olduğu yerden Gümülek Dağının olduğu yere ışık yansıdığı, ender olarak top seslerinin duyulduğu söylenmektedir. Dedebeli Ziyaretinin suyundan yararlanmak isteyen kötü niyetli kişilere akmadığı burayı ziyaret edenler tarafından söylenmektedir. Çıkan bu su şifa amacıyla içilir. Dedebeli Dağının eteklerinde yedi yılda bir kaplıca suyu çıkmaktadır. Bu suyun ilk çıktığı anda renginin ayrana benzemesinden dolayı yöre halkı tarafından ayranlı çıkak olarak adlandırılır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in su çıkan kayanın yanında konakladığına inanılır. Kaynak ; Adana Ziyaretgahları Türbeler – Makamlar – Ziyaret Yerleri , Taylan Köken , www.sosyodenemeler.blogspot.com
Çoban Dede – Yumurtalık – Adana
Adana – Yumurtalık – Zeytineli köyü yakınlarında Yumurtalık ilçesine bağlı Zeytinbeli köyü yakınlarında türbesi mevcut olup halk tarafından ziyaret edilmektedir. Asıl adı ve hangi tarihte yaşadığı bilinmemektedir. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir
Hasan – Nuh Dede Türbesi
Adana – dağlıoğlu Mah Bahçelievler caddesi üzerinde Hasan ve Nuh Dede kardeşlerin ziyareti, Adana’nın Dağlıoğlu Mahallesi ‘nde, Bahçelievler Caddesi üzerindedir. Çok bakımsız olan ziyaret etrafı duvarla örülü bir bahçenin ortasındadır. Bu ziyaretin önemli özelliği, türbenin içindeki iki sandukanın başucunda çapı üç metreyi geçen büyük bir sakız ağacının olmasıdır. Bu ağacın yaklaşık 300-400 yıllık olduğu zannedilmektedir. Ziyarette sandukaların başucunda bulunan bu ağacın üzerine çakılı çivilerde küçük beşikler, kılıf içinde Kur’an-ı Kerim’ler, baht açmak için kilitler, kesilmiş saç parçalan, yüzükler asılıdır. Sandukaların etrafı da oturmak için minderler ve yastıklarla çevrilidir. Hasan-Nuh Dede Ziyareti ile ilgili olarak yaygın olarak anlatılan bir efsane şöyledir: Kurtuluş Savası’nın yaşandığı dönemlerde, Adana’da mücahitler, gece sabaha kadar Fransızlarla savaşıyorlarmış. Sabah gelip, Hasan ve Nuh Dede’nin başucundaki sakız ağacının altında dinleniyorlarmış. Burada yemek yiyip uyuyorlarmış. Fakat Fransızlar bu mücahitleri görmüyorlarmış. İnanışa göre mücahitleri Hasan ve Nuh Ded e korumaktaymış. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Boğa Dede – Adana
Adana Organize Sanayi Bölgesi Sınırları içinde Boğa Dede Ziyareti, Adana’nın Ceyhan ilçesi Misis (Yakapınar) kasabasına bağlı Dedeler köyündedir. Boğa Dede’nin türbesi yoktur. Ziyaret yalnızca bir mezardan ibarettir. Ziyaretin yakınında çok yaşlı ağaçlar bulunmaktadır. Boğa Dede’nin gerçek adını bilen yoktur. Hangi tarihte yaşadığı hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Kaynak kişiler Boğa Dede’nin Misis’te çiftçilik yaptığını, tek boğayla tarlaya gidip bir çift boğanın süreceği yer kadar sürdüğünü anlatıyorlar. Boğa Dede, tek boğayla çift sürerken yabandan gelen bir geyik, boğanın yanındaki çiftin diğer koşumuna girip tarlayı sürmesine yardım edermiş. Köylüler bu olayın nasıl olduğuna akıl erdiremezler. Boğa Dede’yi takip etmeye karar verirler. Takibin sonucunda boğanın diğer koşumuna geyiğin gelip koşulduğuna şahit olurlar. Bu arada Boğa Dede köylülerin geyiği gördüğünü fark eder. Bunun üzerine hayvanları sürmekte kullandığı değneğini toprağa diker ve ortadan kaybolur. Bir daha da gören olmaz. Kaynak kişiler Boğa Dede’nin diktiği değneğin yeşerip ulu bir ağaç olduğunu, etrafında ağaçlık oluştuğunu anlatıyorlar. Mezarı belli değildir. Bugün çiftçilik yaptığı ve değneğini diktiği ağaçlık, mezar yeri kabul edilip yağmur yağdırma törenleri bu ağaçların altında yapılmaktadır. Boğa Dede ziyareti Adana Organize Sanayi Bölgesi sınırları içinde kalmıştır. Misis’te yılın kurak geçtiği zamanlarda yağmur duasına çıkmak için karar alındığında, törende kesilecek boğa ıçin köylü aralarında para toplar. Yağmur duasına çıkacak topluluk sabah toplanır. Herkes yanına kap kacak, çatal, kaşık, kazan ve bir miktar odun alır. Topluluk tamamlanınca başlarında imam, Boğa Dede ziyaretine giderler. Abdest alıp iki rekat namaz kılarlar. Namazdan sonra yağmur duası başlar. Topluluk, boğa ve önde imamla birlikte dua ederek tekbir getirir ve Boğa Dede’nin olduğu varsayılan mezarın etrafında yedi kez döner. Yedinci seferin sonunda boğa yatırılır. Kaynak kişiler boğanın üçüncü seferin sonunda kendiliğinden de yattığına şahit olduklarını söylediler. Tekbir getirilerek boğa kesilir, etin bir kısmıyla kazanda bulgur pilavı pişirilir, geri kalanı kebap yapılır yenir, köye getirilmez. 1994 yılında Yakapınar, Geçitli ve Acıdere köyleri mevsimin kurak geçmesi üzerine toplanarak yağmur duasına çıktılar. Boğa Dede’ye üç boğa kurban ettiler. Dua sonrası 20 gün süren yağış oldu. Halk yağmurları Boğa Dede’ye bağlıyor. Boğa Dede yağmur yağdırma törenine bütün köy halkının katılması beklenir, aksi halde yağmur yağmayacağına inanılır. Kaynak ; Adana Yağmur Yağdırma Törenlerinde ‘’ Boğa Dede – Bulut Dede ve Tosun Dede Kültü , Doç. Dr. Erman Artun
Yoğurt Baba Türbesi
Adana – Suluca Köyü Adana merkez Suluca Köyünde medfun olup, büyük bir kabre sahiptir. Asıl adının ne olduğu ve hangi tarihler arasında yaşadığı bilinmemektedir. Yöre halkı tarafından ziyaret edilmektedir. Kaynak ; Çukurova’nın Manevi Sultanları , Kazım Temir .
Sadık Sultan Türbesi
Adana – Karataş – Solaklı köyüne 2 km Sadık Sultan Ziyareti, Adana’nın Karataş ilçesi yolunda Solaklı Köyü ‘ne 2 km. Yakınlıktadır. Türbe, ağaçlar içindedir. Türbenin kapısı küçüktür, Bu kapıdan ziyaretçiler eğilerek girmektedir. Türbenin ortasında Sadık Sultan’ın heybetli bir sandukası vardır. Sandukanın üzerinde yeşil örtü vardır. Ziyaretin duvarlarında çeşitli elbiseler asılıdır. Bu elbiseler hastalıklardan, Sadık Sultan Ziyareti ‘nde kurtulduğuna inanan hastalara aittir. Elbiselerin yanı sıra saç bukleleri ve küçük beşikler de duvarın çeşitli yerlerinde asılı durumdadır. Saç bukleleri, adaklı çocuklara aittir. Çocuğu olmayan aileler, çocukları olursa saçını yedi yaşına kadar kesmeyeceklerini, yedi yaşına gelince burada keseceklerini adarlar. Kesilen saçı da duvara asarlar. Duvardaki asılı küçük beşikler de çocuğu olmayan kadınlar tarafından asılmıştır. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Yedi kardeşler Türbesi
Adana – Seyhan Mıdık köyü Akkapı Mezarlığı yanında Yedi Kardeşler olarak bilinen ziyaret Adana ‘nın Mıdık Köyü yolu üzerinde, Akkapı Mezarlığı ‘nın yanındadır. Etrafı tüm bahçe olan ziyaretin büyük bir avlusu vardır. Bu avlunun girişinin soluna düşen tarafta 7 tane mezarın olduğu bir mezarlık vardır. Girişin karşısında ise tek odalı bir bina vardır. Bu binada Şeyh Yusuf El-Hakim, Şeyh Aburrahman El-Halabi, Şeyh Ul-Kalia El-Hakim’in mezarları vardır. Yedi Kardeşler’in mezarları, bahçede gömülüdür. Şeyh Yusuf El Hakim ile Şeyh Abdurrahman El-Halebi, Şeyh Ul-Kalia ElHakim’in mezarının bulunduğu türbe yeni yapılmış bir binadır. Bu türbeye, etrafı demir parmaklıklarla çevrilmiş sahanlıktan sonra girilmektedir. Kapının tam karşısında odanın ortasında birbirine birleşik iki mezar vardır. Üstleri yeşil örtü ve Türk bayrağı ile örtülmüş, üzerlerine sayfaları açık Kur’an’lar konulmuş, bu mezarların birinin taşında şeyh Yusuf El-Hakim(Hicri : 640) yazmakta, diğerinin taşında ise Şeyh Abdurrahman El-Halabi Şeyh Ul-Kalia El-Hakim yazmaktadır. Sandukaların etrafı minderler ve yastıklarla çevrilidir. Oturup dua ederken ya da uyumak için, bu minderler ve yastıklar kullanılmaktadır. Bir köşede de yorganlar yığıli bulunmaktadır. Ziyarette ziyaretçilerin bağışlarının toplandığı çelik bir kasa bulunmaktadır. Bu bağışlardan toplanan paralar ziyaretin giderleri için kullanılmaktadır. 1989’a kadar topraktan yapılmış eski bir bina olan türbe 1989’da bugünkü haline getirilmiştir. Türbeyi, çok hasta olan bir kadın yaptırmıştır. Kadının kanserden bütün vücudu çalışmaz hale gelmiş, doktorlar çok az bir ömrü kalmış olduğunu söylemişler. Bunun üzerine kadın ölmeden önce bir hayır yapmak istemiş. En uygun olarak da, bakımsız bir ziyareti yeniden yaptırmak olduğunu düşünmüş . Bu kararı gerçekleştirmek için çevresinde bildiği binası eski olan ziyaretleri tespit etmiş. Bu ziyaretlerin ismini ayrı ayrı kağıtlara yazıp katlamış , üç kez isim çekip hangi ziyaret üç kez üst üste çıkarsa onun türbesini yaptırmaya karar vermiş. Yaptığı üç çekilişte de Yedi Kardeşler Ziyareti’nin adı çıkmış , Böylece ziyareti yaptırmış Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Şıhmus Türbesi – Adana
Şıhmus Ziyareti Adana’nın Tepebağ Mahallesi 5 Sokak No: 5’dedir. Şehrin merkezi yerinde ve mahalle içindedir. Yan yana iki mezardan oluşan ziyaret bir evin içindedir. Evin yerleşimi ön taraftadır, ziyaret ise evin arkasındadır. Bu yüzden ziyarete, evin içinden geçilerek gidilmektedir. Ziyaret oldukça bakımsız bir durumdadır. İçinde bulunduğu evin, gereksiz eşyalarının konulduğu bir yer olarak kullanılmaktadır. Ziyaretin olduğu yerde yalnızca iki mezarın olduğu bölüm boş kalmıştır. İki mezarın bulunduğu yerde çok büyük ve yaşlı bir incir ağacı bulunmaktadır. Ziyaret, türbe biçiminde değildir. Yalnızca yan yana iki mezardır. Bu mezarların ne zamandır, burada olduğu ise bilinmemektedir. Bir rivayete göre bu mezardaki kale beyinin oğlu ve nişanlısıdır. Çok eski tarihlerde Adana’nın Tepebağ Mahallesi kaleymiş. Ziyaretin bu kalenin hangi döneminde hüküm sürmüş beyin oğlu olduğu bilinmemektedir. Bu yüzden mezarların yapıldığı tarih de bilinmemektedir. Ziyaretin hangi beyin oğlu olduğu bilinmediği için, ziyaretin ismini de kesin olarak bilen yoktur. İki mezardan hangisinin beyin oğluna, hangisinin nişanlısına ait olduğu da bilinmemektedir. Mahalle sakinleri de ziyarette yatan kişilerin ismini kesin olarak bilmemektedirler. Fakat eskiden bu yana Şıhınus Dede dendiği için, ziyaret bu isimle anılmaktadır. Genel olarak mahalle sakinleri ise “ziyaret” demektedirler. Kaynak ; Adana Halk Kültüründe Efsaneleriyle Yatır-Türbe-Ziyaret İnancı , Yrd. Doç.Dr. Zeki Çağımlar , Ceyhan Belediyesi Kültür Yayınları
Koyun Dede Hz.
Adana Ceyhan ilçesinde Koyun Dede Hz. Türbesi, Anadolu’da yaşamış evliyalardan biridir. Koyun Dede hakkında bilgi bulunamamıştır. Türbesi bugün halen Adana’ya bağlı Ceyhan ilçesinde ziyaret edilebilmektedir.
Çoban Dede Hz.
Çoban Dede Hz.’lerinin Türbesi Adana ili Çukurova ilçesi Karslılar mahallesinde bulunmaktadır.
Şeyh Ali Zülfo (Şeyh Ali Zülfikar)
Şeyh Zülfo Hz. (Şeyh Ali Zülfikar) türbesi Adana ili Seyhan ilçesi Şeyh Zülfa Camii haziresinde bulunmaktadır.
Yaren Dede Zaviyesi Bakçacı Sani Türbesi
Günümüze ulaşamayan türbenin Adana Etnografya Müzesi’ndeki kitabesinden Adana şehir merkezinde olduğunu tahmin edilen eserin tam yeri belli değildir. Müzenin bahçesinde teşhir edilen kitabesi, başka hiçbir yerde görmediğimiz şekilde 50 cm. çapında olup merkezdeki inşa tarihini gösteren 1865 rakamından başlayıp dışa doğru genişleyen helezonun içine dört bölüm halinde tanzim edilmiştir. Dairenin en dışına kenar çizgisi boyunca bir servi motifi ve bir gülce işlenmiş, daha sonra nesih bir hatla Arapça kitabe yazılmıştır. Her bir bölümü birer gülce ile ayrılmış olan ve Miladi yılı gösteren 1865 rakamı ile dikkati çeken kitabe şöyledir: Dıştan içe doğru: l- Zür Turbete’l- Bakçacı Sani ve bimadcaiha min ba’di tül-i sekamin leyse yendefiu 2- Mada ve fate bila neslin karinetin lizake zade aleyha el-harîru ve’l-cezai 3- Zale’l-kerim el’ğafür el-musteğas bihi. Kefa Mevlahu amma kane yustanau 4-Ağtahu rifate şanin er-rahvete fekul beyne’l-melaiki Mîhaîl yurtefiu 1865 Türkçesi: Uzun bir hastalık devresi geçiren, derdîne şifa bulamayan ve kör nesil olarak vefat eden, mezarı otsuz ve yeşilliksiz kalan Bakçacı Sani’nin Türbesi’ni ve mezarını ziyaret et. Allah, Cömert ve kerem sahibi, kendisinden yardım istenilen (Allah) onu yarlgasın ve yüksek bir derece versin……. 1865 Kaynak ; Türk Kültür Varlıkları envanteri 01 Adana – Nusret Çam
Hasan Esad Bağdadi
Hasan Esad Bağdadi hazretlerinin türbesi ; Adana – Kozan’da Kozan kalesinin eteklerinde Yıllar önce Kozan Kalesi eteklerinde yapılan bir savaşta atının ayağının kaymasıyla kayalıklardan düşerek şehiden vefat ettiği bildirilen Hasan Esad Bağdadî hazretlerinin ne zaman doğdu ve vefat ettiği bilinmemektedir. Kabri şerifi, Kozanlı bir hayırsever tarafndan tek odalı bir türbe olarak yapılmıştır. (Allah ondan razı olsun) Türbe zamanla buraya yuvalanan sarhoşlar tarafından sıvaları dökülüp, kapısı kurşunlanarak, harabe bir vaziyete getirilmiştir. Kozan Belediye Başkanın çabalarıyla ( Allah ondan razı olsun) çevre düzenlemesi yapılmış , türbe binası düzenlenmiş , abdest yerleri yapılmıştır.
Abdurrezzak Antaki
Kabri şerifi; Adana – Seyhan’da Yeni camii giriş kapısının yanında. Aslen Antakyalı olan Abdurrezzak Antaki hazretlerinin mezarı 1724 tarihinde kendi adına yaptırdığı Abdürrezak Antaki (Yeni) Caminin girişin bulunmaktadır. Vefat tarihi bilinmemektedir. 1297 / 1881 tarihli Adana Sancağı salnamesinin 77. sahifesinde Ehlultah’tan olduğu bildirilmektedir. Bu caminin yaptırılmasında emeği geçen ve o tarihlerde Adana müftüsü olan Sadık Efendi nin mezarı da Abdurrezzak Antaki Efendi’nin hemen yanındadır. Yeni camiinin cümle kapısındaki kitabe ; 1- Bismillahirrahmanirrahim. 2- Vekad veffake binae hazac Camiu’ş şerif lil fakir 3- Abdurrezzak el Antaki tevelleden. Sümme tevattana fi Adana fi seneti seb’a selasine ve miete ve elf (H.1137 / M. 1724) Türkçesi 1- Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla 2- Muhakkak bu şerefli camiinin yapımına, Antakya doğumlu olup Adana’yı vatan edinen Hacı Abdurrezzak binyüz otuzyedi yılında mufavvak oldu. (M. 1724) Kaynaklar; Çukurova’nın Manevi Sultanları ,Kazım Temir, Türkiye Gazetesi Türk Kültür Varlıkları Envanteri , Nusret Çam , Türk Tarih Kurumu
Ramazanoğlu Türbesi
Ramazanoğlu Türbesi ; Adana – Merkez’de Ulu camii arkasındaki Ziya Paşa parkında Ramazanoğlu Türbesi hakkında Adana Kültür Varlıklı Envanterinde şu bilgiler yer alır ; Eserin inşa tarihini gösteren herhangi bir kitabe mevcut değildir. Bununla birlikte, kemerlerinin ve kilit taşlarındaki rozetlerin üslubundan eseri 17. yüzyıl sonları ile 18. yüzyılın başlarına tarihlendirebiliriz. Ayrıca 1760 yılına ait bir kayıtta Şeyh Osman Medresesi’nin yeri tarif edilirken Ramazanoğlu Türbesi’ne atıfta bulunulması da, bu türbenin o zaman mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Yerden 0,80 m. kadar yükseltilmiş taş bir oturtmalık üzerine her kenarı yaklaşık 3,00 m. olan sekizgen bir plan üzerine tamamen iyi cins beyaz taşlarla inşa edilmiştir. Türbe, zengin profilli ayaklar üzerine oturan penci kemerlerden ibaret sekizgen bir çardak şeklinde olup, onu miğfer benzeri hafif sivri uçlu kubbe taçlandırmaktadır. Kemer köşelerinde kubbeye geçiş için pandantiflerden yararlanılmıştır. Kemer gözleri oylumunca madeni şebekelerle kaplanmak suretiyle içerisi muhafaza altına alınmış, giriş çıkışlar için yalnızca doğuda sade bir kapıya yer verilmiştir. Eserde tezyinat olarak söyleyebileceğimiz yegane unsur, kilit taşlarındaki rozederdir. Türbenin içinde halen yedisi büyük, bir tanesi çocuk olmak üzere sekiz tane lahit bulunmaktadır. Bu sandukalar, cami ile bütünlük arz eden diğer türbedeki sandukaların aksine çok sadedir. Hatta hiçbirinde yazı bile mevcut değildir. Bu durum, beyliği kaybeden Ramazanoğlu ailesinin statüsüyle ilgili olmalıdır. Ramazanoğlu Türbesi’nin kimin tarafından yapıldığı belli değil. Fakat eserin hem adı hem de bulunduğu yerin Ramazanoğulları külliyesinin ve eserlerinin en kesif olduğu bir yerde konuşlanması, eserin Ramazanoğlu ailesinden biri tarafından yaptırıldığını işaret etmektedir.
Erkeç Dede
Kabri Şerifi ; Adana – Karaisalı Çatalan Barajından Kaledağı köyüne doğru giderken köye 2 km kala sağ tarafta ağaçların arasında kalan mezarlıkta Erkeç dede’nin hayatıyla ilgili bilgilerimiz çok kısıtlıdır.Adana – Karaisalı – Çatalan barajından Kaledağı köyüne doğru giderken Köye 2 km kala sağ tarafta ağaçların arasındaki kabristan Erkeç dede kabristanı olarak ziyaret edilir. Erkeç dede’nin kabrinin kabristanda tam olarak nerede olduğu belli değil. Oradaki Halkla konuştuğumuzda O kabristanın yıllardır erkeç dede kabristanı olarak bilindiği ve insanlar tarafından tazim gösterildiğini belirttiler. Erkeç Dede kabristanının 5 km uzağındaki Sofu Baba Türbesindeki bilgilere göre ; Seyfüddin Arif döneminde yetişen Nakşi Tarikayının sofilerinden olan Sofi Dede , Çoban Dede, Cabbar Dede , Bulamaç Dede , Bulut Dede , Erkeç Dede , Arapacı Dede adında 7 eren , Osmanlı Sultanı IV. Mehmet döneminde ( Miladi 1648 – 1687) Erzurum Horasan Bölgesinden oradan Malatya üzerinden Çukurova’ya kadar gelirler. Erkeç Dede de şu an bulunduğu bölgede kalır ve İslamiyeti doğru olarak irşad ve tebliğ etmek üzere vazife yürütür. Allah sırrını takdir eylesin.
Durhasan Dede
Adana – Ceyhan İlçesine bağlı Durhasan köyünde , köyün hemen çıkışın bir tepededir. Ceyhan ilçesinin Durhasan köyü girişinde sağ tarafta bir tepenin üzerinde bulunan asırlık bir meşe ağacının altında, Selçuklu mimari tarzının görüldüğü bir türbede medfundur. Türbenin bakımı köylüler tarafından yapılmaktadır. Durhasan dede ; Çukurova velilerinde Misis kütüklü köyünde kabri bulunan Cabbar Dede’ nin kardeşidir. Bu zatı vesile ederek yapılan duaların kabul olduğu yöre halkı tarafından söylenmektedir. Yaşadığı ve vefat ettiği tarihler kesin olarak bilinmektedir. Türbenin üzerindeki kitabeden 1287 tarihinde restore edildiği anlaşılmaktadır. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Cerrah Arap Baba
Adana – Ceyhan İlçesine Bağlı Doruk köyünün girişindeki parkın karşı sokağında Hangi tarihte yaşadığı bilinmeyen bu velinin birçok kerametleri görüldüğü bildirilmektedir. Bunlardan bir tanesi şöyledir ; Türbe yakınlarında ikamet eden ve eski muhtar olduğunu söyleyen Kadir kurt’un anlattığına göre, aslı bu köyden olup İstanbul’da ikamet eden Ali Coşkunisimli bir emekli öğretmen hastaneye gidiyor ve kendisine ameliyat olması için tarih veriliyor. O gece Cerrah Arap Baba, adı geçen öğretmeni rüyasında ameliyat ediyor. Ertesi günü doktora giden öğretmene doktor nerde amliyat olduğunu sorunca Ali Bey gördüğü rüyayı anlatıyor. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Narlı Dede
Adana – Ceyhan’a bağlı Doruk kasabasında; kasaba meydanın kuzey batı tarafına düşer. ( Meydan bulunan kahvedekilere sorarsak yerini öğreniriz.) Narlı Dede ‘nin esas ismi ve yaşadığı tarih tespit edilememiştir. Mezarının etrafı tarla sahibi tarafından çevrilmiştir. Etrafında Nar ağaçları bulunduğu için köylüler tarafından bu isim verilmiştir. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi
Bulut Dede
Adana – Seyhan ‘da Sarı Yakup Mahalesinde yer alan Kunduracılar çarşısının içerisinde yer alır. Bulut Dede Ziyareti, Adana’nın Ali Dede Mahallesi’nde Ayakkabıcılar Çarşısı içindedir. Şehrin merkezinde olmasına rağmen bakımsız bir durumdadır. Bakıcısı yoktur, türbenin küçük bir avlusu, bu avluya bakan küçük bir odada da Bulut Dede’nin sandukası vardır. Türbenin bahçesinde bir adak ağacı vardır, yeşil ve beyaz bezler bağlanır. Bulut Dede Türbesi’nin kimin tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Kaynak kişiler türbenin bulunduğu yere nur indiğini bu nedenle buraya türbe yapıldığını söylüyorlar. Kaynak kişiler nurun yere bulut şeklinde indiğini anlatıyorlar. Bulut Dede’ye ziyaretçiler cuma günü gelmektedir. Yağmur yağdırma, rahatsızlıklardan kurtulma, iş bulma, çocuk sahibi olma için de adak adanır. Dilek gerçekleşirse yiyecek dağıtılır. Hayatı hakkında bir bilgimiz yoktur. Diğer bir kaynak kişi Bulut Dede’nin Adana’da yaşamış yedi ulu kardeşten biri olduğunu söylüyor. Bunları Cabbar Dede , Çoban Dede , Sadık Dede, Bulut Dede, Ali Dede, Yoğurt Dede, Tosun Dede olarak sıralıyor. Babası Bulut Dede ‘yi bir çiftçiye tutma olarak vermiş, sağlığında gölge yapsın diye üstünde bir bulut gezermiş. Bulut Dede Türbesi ‘ne hem dilek tutma hem de yağmur yağdırma için gidilir. Özellikle perşembe gecesi gidilir. Kurban adanır, helva ve yiyecek dağıtılır. Bulut Dede’nin ağası Bulut Dede ‘nin ulu biri olduğunu anlayıp bahçeye türbesini yaptırmış. Yağmur duası için Bulut Dede ziyaretine gidilir. Bulut Dede ‘nin mezarında Nasr Duası okunur. Ağaçlara oyuncak salıncaklar yapılarak, bu salıncaklarda oyuncak bebekler sallanır. Bebekler sallanırken şu sözler tekrarlanır. Allahım bize rızkımızı ver Yağmur yağdır Bize sulu sulu yağmuru Vermekten eksik olma Yağmur duasına katılanlar “Biz buraya geldik sığındık, sen bizim dileklerimizi Allah’tan iste” derler. Türbede Bulut Dede’nin külahı ve teşbihi vardır. 260 yıl önce yaşadığına inanılır. Kaynak ; Adana Yağmur Yağdırma Törenlerinde ‘’ Boğa Dede – Bulut Dede ve Tosun Dede Kültü , Doç. Dr. Erman Artun
Ramazanoğulları Hz.
Adana Seyhan İlçe'sinde Ramazanoğulları Hz. Türbesi, Ulu Camii içindedir.
Şeyh Muhammed Bağdede
Adana – Yüreğir – Yamaçlı ………..