Sahabe-i Kiram'ın Türbeleri
Resûlullah'a (sav) yâr olan 225 sahabinin türbesi, makamı ve şehadet mekânı. Adres, ziyaret bilgisi ve namaz vakitleriyle.
En Çok Kayıt Olan Şehirler
Öne Çıkan Sahabe Türbeleri

Hz. Ümmü Habibe R.A.
Suriye Şam şehrinde Hz. Ümmü Habibe R.A. Türbesi Bab el Saghir Cemetery (Bab'üs Sağir Mezarlığı) içindedir. Hz. Ümmü Habibe R.A. Resulullah S.A.V. hanımlarındandır.

Hz. Ümmü Seleme R.A.
Suriye Şam şehrinde Hz. Ümmü Seleme R.A. Türbesi Bab el Saghir Cemetery (Bab'üs Sağir Mezarlığı) içindedir. Hz. Ümmü Seleme R.A. Resulullah S.A.V. hanımlarındandır.

Hz. Hindi Baba R.A.
Diyarbakır İli Sur İlçesinde Hz. Hindi Baba R.A. Türbesi Sur dibindedir.

Sahabe Kabirleri R.A.
Diyarbakır Hani İlçesi'nde Sahabe Kabirleri R.A. Dereli mahalle mezarlığındadır. Şehirde 16 Sahabe-i Kiram olduğu, kimisi Şehid kimisi tebliğ için bırakılan sahabelerdir. Sayısını ancak Allah C.C. bilir.

Hz. Şeyh Sari R.A.
Mısır Kahire Şehrind Hz. Şeyh Sari R.A. Türbesi Hadım Süleyman Paşa Camii Haziresindedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde geçer.

Hz. Mahmud El-Ensari R.A.
Adıyaman merkeze bağlı İpekli Köyü Ali Dağ'ında Hz. Mahmud El-Ensari R.A. Türbesi,

Hz. Havle Binti Avf R.A.
Mardin ili Artuklu ilçesinde Hz. Havle Binti Avf R.A. Türbesi Şeyh Zirrar Mazarlığındadır. Ayni yerde medfun olan, Hz. Zürare Bin Evfi el-Hazreci R.A. kız kardeşidir.
Hz. Sad b. Ebu Vakkas (r.a. ) – Ürdün
Ürdün – Gur bölgesindeki Vakkas köyünde Sahabeden Sad B. Ebu Vakkas’ın Türbesi, Gur bölgesindeki Vakkas Köyü sınırları dahilinde yer almıştır. Basit kubbeli bir yapıdan ibarettir Kaynak ; Ürdün’de Osmanlı Mimarisi , Ahmet Çaycı , Atatürk Kültür Merkezi Yayınları

Hz. Ebu Derda (r.a.) – Eyüp
istanbul -eyüp – zal mahmud paşa cad no 49 Asıl adı Uveymir b. Zeyd b. Kays olan bu güzide sahabe, künyesi olan Ebü’d-Derda ile tanınmıştır. Medine-i münevvere’de iki meşhur kabile den biri olan Hazrec ‘ e mensuptur. Ensardandır. Ailesinin bütün fertleri Müslüman olduktan sonra kendisi de Bedir Harbi sırasında Müslüman oldu. Ayrıca, ensardan İslam’ı en son kabul eden kişinin de Ebü’d -Derda olduğu söylenir. “Uveymir ne hoş binici!” Abdullah b. Revaha (radzyallahu anh) cahiliye döneminde de, İslam’a girdikten sonra da Ebü’d-Derda hazretleri ile yakından ilgilenmiş, Müs lüman olması için gayret etmiştir. Bir gün, Hz. Ebü’ d-Derda evde yokken -Hz, İbrahim misali- putunu kırıp parçalar. Ebü’d-Derda hazretleri evine geldiğinde hanımı Ümmü’d-Derda (radı yallahu anha) durumu anlatır. Ebü’d-Derda hazretleri kendi kendine, “eğer bunda bir güç kuvvet, bir varlık olsa kendini savunurdu” diye düşünerek Müslüman olmaya karar verir. Abdullah b. Revaha hazretleri ile birlikte Resulullah ‘a giderek Müslüman olur. Sevgili Peygamberimiz onu Selman-ı Farisi hazretleri ile kardeş ilan eder. Henüz İslam’a girmediği devreye rastladığı için Bedir Savaşı ‘na katı lamayan Ebü’d-Derda hazretleri, diğer bütün muharebelere Hz, Peygam ber ile birlikte katıldı. Gösterdiği gayret ve başarılarla Allah Resulü ‘nün rızasını ve hoşnutluğunu kazandı. Özellikle Uhud Harbi ‘nde Peygamber Efendimiz onu “Uveymir ne hoş binici!” diyerek övmüştür. Hz, Muaviye komutasında Kıbrıs’ a düzenlenen sefere katılmıştır. Ebü’d Derda hazretleri geç Müslüman olmasına rağmen kısa zamanda ashab-ı kiramın güzide şahsiyetlerinden; faziletçe önde gelen, fakih ve hakim olarak bilinip anılanları arasında yer aldı. Hz, Peygamber bir keresinde onun için “Ebü’d-Derda ümmetimin hakimidir” diyerek iltifat etmiştir. Bir defasında da “Ümmetimin en abidi ve en müttakisi” diyerek onu öv müştür. Ebü’d-Derda hazretleri Müslüman olmadan önce ticaretle meşgul olu yordu. Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber ile daha çok bir arada bulunabilmek ve ibadet edebilmek için ticareti bıraktı. Hz Ebu Bekir Efendimiz’in hilafetinin son yıllarında ordu kadılığı görevine getirildi. Hz. Ebü’d-Derda, Hz. Ömer’in hilafeti dönemind Kur’an-ı Kerim’i ve İslam’ın esaslarını öğretmek üzere Şam’a gönderildi. O sıralar Şam vali si olan Hz. Muaviye, Halife Ömer’in emri ve izniyle onu Şam kadılığına getirdi. Bu göreve Hz. Osman ‘ın hilafeti döneminde de devam eden Ebü’d-Derda hazretleri Müslümanların Şam’daki ilk kadısıdır. Ebü’d-Derda (radıyallahu anh), Hz. Osman’ın şehit edilmesinden önce, 32/652 yılında Şam’da vefat etti, Burada Babüssağır Kabristanı ‘na defnedildi. Kur’an’ı ezberleyen ilk dört kişiden birisidir. Ebü’d-Derda hazretleri güzel yüzlü, nurani çehreli, ela gözlü, kemerli kıvrık burunlu , koyu esmer tenli idi. Saçını ve sakalını sarıya boyardı. Başına takke giyer, üzerine sarık sarar, sarığının ucunu iki omzu arasına sarkıtırdı. Ebü’d- Derda (radıyallahu anh)’ın hanımı Ümmü ‘d-Derda Hayre binti Had ret, kadın sahabelerin meşhurlarındandır. Fıkıh alanında bilgili, dirayetli ve dindar bir hanımdı. Pek çok hadis-i şerif rivayet etmiştir. Ebü’d- Derda hazretlerinin Derda, Bilal, Yezid ve Nesibe adlarında dört çocuğu olmuştur. Oğullarından Bilal, Emeviler döneminde Şam kadılığı yapmıştır. Sahabe-i kiramdan pek çok kişi bu yüce sahabenin ilmini methetmiş ve onu bütün sahabenin ilminin kendisinde toplandığı kişilerden biri saymışlardır. Enes b. Malik hazretlerinden rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber vefat ettiğinde Kur’an’ ın tamamını ezberle yen dört kişi vardı. Bunlar Hz. Ebü’d Derda, Hz. Muaz b. Cebel, Hz. Zeyd b. Sabit ve Hz. Ebu Zeyd idi. Ayrıca Ebü ‘d-Derda hazretleri, Hz. Peygam ber’in huzurunda oturup Kur’an tilavet etmiştir. Meşhur yedi kıraat imamın dan biri olan ibni Amir onun talebeleri arasındaydı. Hz. Ebü’d-Derda mescitte ders verdiği zaman etrafında bin altı yüz kişiden oluşan bir cemaat onu şevkle dinlerdi. Sabah namazını kıldıktan sonra öğretime başlardı. Kendisi Kur’an-ı Kerim’den bir cüz okur, ce maat onun etrafını çevirerek ve telaffuzuna dikkat ederek dinlerlerdi. Ebü ‘d-Derda hazretleri kıraat için halka oluşturma çığırını açan ilk kişi olarak anılır. Ebü’d-Derda (radıyallahu anh) kadılık görevinde, kıraat ve tilavet öğretiminde ve hadis rivayetinde oldukça titiz davranırdı. Hadis rivayet ettiğinde “Allah bilir. Aynen böyle değilse bunun gibi veya benzer şekildedir” diyerek temkinli davranırdı. Muaz b. Cebel hazretleri, vefatı anında onun için şöyle demiştir: “Ey Ebü’d-Derda! Gökyüzü senden daha alim birisini gölgelendirmedi Yeryüzü de senden daha alim birisini taşımadı.” Şam’da kadılık yaptığı sıralarda ve hayatının diğer bütün devrelerinde Ebü’d-Derda hazretleri oldukça mütevazi ve zahidane bir yaşam tarzını tercih etmiştir. Hatta kadılığı sırasında Hz. Ömer, “Emirülmüminin” sıfatıyla Şam taraflarını teftişe geldiğinde, vali ve diğer idarecilerin lüks içinde yaşayışı yanında, Ebü’d-Derda hazretlerinin fakirane yaşayışını görerek üzülmüş, dönüşünde ona, Bedir Savaşı ‘na katılanlardan olma dığı halde, bu savaşa iştirak eden sahabelere verilen maaş kadar yıllık gelir tahsis etmiştir. Hanımı Ümmü’d-Derda’ya, Hz. Ebü’d-Derda’nın en çok hangi ibadetle meşgul olduğu sorulunca, “tefekkürle” diye cevap vermiştir. Sözleri Ebü’d-Derda hazretlerinin tefekkür ve ibadet hakkındaki görüşü şöyledir: “Bir saat tefekkür bütün bir gece nafile ibadetten daha hayırlıdır. Kul ibadetle meşgul olunca Allah o kulu sever ve mahlukatına da sevdirir.” Hz. Ebü’d-Derda, manevi kardeşi Selman-ı Farisi hazretlerine yazdığı mektupların birinde şöyle der: -Kardeşim Selman! Duydum ki bir hizmetçi satın almışsın. Halbuki ben Resulullah Efendimiz’in, “Bir kul kendisine kulluk (hizmetçilik) yapıl madıkça Allah’ın kuludur. (Bu sebeple ufak tefek kusurları bağışlanır.) Fakat kendisine hizmetçi edinince bunun hesabını vermesi gerekir” dediğini duymuştum. “İmanın zirvesi başa gelene sabır, kadere rıza, samimi bir tevekkül ve Allah’a boyun eğmektir.” Ebü’d-Derda hazretleri bir sözünde, fakirlik, hastalık ve ölüme dair de şunları söyler: “Üç şey var ki, ben onları seviyo rum, ama diğer insanlar kötü görü yor: Fakirlik, hastalık ve ölüm. Ölümü Rabbime duyduğum aşırı sevgiden dolayı; fakirliği Rabbim karşısında duyduğum tevazudan do layı; hastalığı da hatalarıma kefaret olmasından dolayı seviyorum.” “Bilmeyene bir kere , bilip de yap mayana yedi kere yazıklar olsun.” Türbe Bu güzide sahabe için iki tane İstanbul’ da, bir tane de Konya Ereğli ilinde makam tesis edilmiştir. Bunlardan biri İstanbul’un Eyüp ilçesi ‘nde bulunmaktadır. Nişanca Mahallesi ‘nde, Zalmahmudpaşa Caddesi üzerinde, Zalmah mudpaşa Camii ile Cezeri kasımpaşa Camii arasındadır. Karşısında Evronosbaba Haziresi arka tarafında ise Şahsultan Türbesi bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı ve üstü açık olan türbe, kesme taştan yapılmıştır. Vak tiyle üstünde ahşap bir çatı bulunduğu kaydedilmektedir. Ancak bugün bu çatıdan bir eser bulunmamaktadır. İçinde bir incir, bir de kiraz ağacı bulunmaktadır. Türbe içinde bulunan iki kahire hem şahide hem de ayaktaşı dikilmiştir. Üstüvane ve kitabesiz olan taşlar 130 cm. boyundadır. Kabirlerden biri makam, diğeri ise türbedara ait olduğu kaydedilmekle birlikte bunlardan hangisinin makam hangisinin türbedar kabri olduğu belli edilmemiştir. Cadde tarafında iki penceresi ve bir kapısı vardır. Tamirlerle çok değişikliğe uğramış olan türbenin pencerelerinin orijinal ampir parmaklıkları, yapının asıl üslubunu yansıtmaktadır. Sultan II. Mahmud tarafından tamir edildiğini gösteren kitabesi kapının üstündedir. Haşim ketebeli Sultan Il. Mahmud’ a ait tuğradaki Adlı mahlası sonradan kazınmıştır. Tuğranın altındaki metiN Sahaflar Şeyhizade Es’ ad Efendi ‘ye aittir. 1251/1835-36 tarihli manzum kitabe, Hattat Ye sarizade Mustafa İzzet Efen di tarafından ta’lik hatla yazılmıştır. 60×145 ebadın daki kitabe şöyledir: Türbenin kapısının üzerindeki kitabe. “Şah-ı alem himmetiyle hak bu kim bulmakdadır Mülk ü millet zahir ü batında ahsen-i intizam Bir tarafdan her kıla’ bir tarafdan her bika’ Nev-be-nev ihya-pezfr olmakda bir vejk-i meram İşbu meşhed işte olmuşken sahabfye muzaf Olmamışdı ahd-i sabıkda karfn-i ihtimam Eyledi inşasını ferman ziyaret eyleyüb Ömri efzun olsun ol Hakan-ı irfan irtisam Kıldı Mi ‘mar-ı kalem tarihin inşa Es ‘ada Yapdı Şeh Mahmud Ebü ‘ d-Derda içün ra ‘na makam 1251 (1835).” Kaynak ; İstanbullu sahabeler , Dr. Necdet Yılmaz , Dr. Coşkun Yılmaz , Bilge Yayım Habercilik ve Danışmanlık , 2013

Hz. Abdullah B. Raweha (r.a.)
Ürdün Mutah – al mazal hayatı . Kaynak ; Ürdün’de Osmanlı Mimarisi , Ahmet Çaycı , Atatürk Kültür Merkezi Yayınları

Müslim Bin Akil
Irak – Necef – Kufe’de Kufe mescidinde [toggle title=“Kaynaklar load=”hide”]Kaynak Fotoğraflar için Şehit Mehmet Cambaz Bey’e teşekkür ederiz. [/toggle] Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Hz. Ebu Derda (r.a.) – Makam – Üsküdar
İstanbul – Üsküdar’da Karacaahmet kabristanınında – Karaahmet Türbesinin hemen arkasında kalan bölümde.. Ebü’ d-Derda hazretlerinin ikinci makam-kabri Üsküdar’da ‘ Karacaahmet Türbesi ‘nin kuzey tarafında kabristanın istinat duvarı yakınlarında bulunmaktadır. İ. Hakkı Bey, Merakıd-ı mutebere-i Üsküdar adlı eserinde bu makam hakkında şu bilgiyi vermektedir. ”Üsküdar’daki makamın 1983 yılındaki görünümü Bezm-i Alem Valide 1983 yılında türbe Hazretleri (v. 1251/1853) tarafından hürmeten ve lütfen bu makamı ihya buyurdukları anlaşılmaktadır. Kabri etrafına mükemmel bir de şebeke ve kandil konması ve yakılması için Karacaahmet hazretleri türbedarına zeytinyağı verilerek bu hizmet görülmekte iken, senede Zilhicce arifesinde Valide-i Atik Vakfı ‘ndan kurbanlar ve kandil yakılması için zeytinyağları verilerek Karacaahmet Hazretleri türbedarı yakın zamana kadar bu vazifeyi ifa eyledikleri … “ Türbenin şebeke demirleri ve kandillikleri yok olmuştur. Etrafındaki sadaka taşlarından da sadece iki tanesi kalmıştır. 1983 tarihli fotoğra fında da kabrin sıradan bir beton işçiliğiyle yeniden yapıldığı anlaşılmaktadır. Kabir, daha sonra ne zaman yapıldığı belli olmayan özelliksiz bir demir şebeke ile tekrar çevrilmiştir. Etrafı tam bir perişanlık içindedir. Hemen yakını, tahrip ve yok edilen mezar taşları çöplüğü gibidir. Gerek bu taşlar, gerekse yeni mezarlar bu makamın etrafındaki tahribatı gösterdiği gibi Karacaahmet’in, tarihiliği’nin hızla tarihleşeceğini/tarihleştirildiğini de ortaya koymaktadır. Makamın etrafında eski mezarlar azalmış, yeni mezarlar ise bir hayli artmıştır. Yeni mezarların, eski mezarları yok ederek yapıldığı ise sağa sola serpilen kırık mezar taşlarından ve yığınlarından anlaşılmaktadır. Hz. Ebü’d-Derda’nın üçüncü makamı ise Konya Ereğlisi’ndedir. Kaynak İstanbullu sahabeler , Dr. Necdet Yılmaz , Dr. Coşkun Yılmaz , Bilge Yayım Habercilik ve Danışmanlık , 2013

Hz. Amr bin As (r.a.) – Makam
Karaköy’de yer altı camiindedir. Rıhtıma çok yakın. Tam ismi AMr b. el-As b.Vail es-Sehmş el-Kureyşidir.Künyesi ebu Abdullahtır. Sahabe oğludur , annesi sonradan müslüman olmuştur.663 yılında Mekke doğmuştur. Sahabenin büyüklerinden ve Arap dahilerindendir.Amr bin As hz. İslam tarihinde cesareti ile nam salmış ömrü fetihler ve gaza meydanlarında geçmiş dirayetli bir kumandan ve devlet adamı olarak bilinmektedir. Müctehid idi. Daima kKur’an okurdu. Kendisinden 700 kadar hadis-i şerif rivayet edilmiştir.Onun güzel sözlerinde biri şöyledir; ” Allah korkusuyla dökülen bir damla göz aşı , bin filori vermekten daha kıymetlidir bana.” Amr bin As hz. bir rivayete göre ;90 bir rivayete göre hicretin 65. yılı 72 yaşında Mısır’da vefat etmiştir.Bugun Mısır’da Camiisi ve türbesi vardır.Kabri şerifi Mısır dadır. Karaköy Yer altı camiinde bulunan mekanı ise olsa olsa Amr bin as hz.’nin makamıdır.. Bu cami Galata’da Cenevizlilerden kalma bir mehzendir.Fetihten sonra burası cami haline getirilmiş ve Yer Altı camii diye meşhur olmuştur. Galata Fatihleri eşhas Kurlunlu mahzen sizlere has Ya Abdullah bin Amr bin As Şefaat ir gör bizi Kaynaklar : İstanbul’da Bulunan Ashab-ı Kiram kabir ve makamları ; Cafer E. Babadağlı ; Sarayburnu Kitaplığı İstanbul ve Anadolu Evliyaları ; Mustafa Necati Bursalı , Şifa Yayınevi İstanbul ve Anadolu evliyaları ; Pamuk yayınları

Hz. Hafir R.A.
Hz. Eyyub Sultan Hazretleri’nin hemşirezadesi(kız kardeşinin çocuğu/yeğeni) Eyyub Sultan Hazretleri ile birlikte geldiği İstanbul kuşatmasında şehit olduğu sanılmaktadır. Hz.Hafir R.A.'ın aynı zamanda Eyyub Sultan Hazretleri’nin yeğeni olduğu hakkında da rivayetler bulunmaktadır. Hayatı ve kişiliği hakkında daha detaylı bilgi bulunmamaktadır. Kabri Sultan I. Mahmut Han devrinde Darüssade Ağası Beşir Ağa tarafından keşfedilmiştir. Türbenin üstünde Sultan Mahmud’un tuğrası bulunmaktadır. Türbesi bugün İstanbul Fatih ilçesi Eğrikapı sur dibinde halen ziyaret edilebilmektedir.

Hz. Koç Dede R.A. (Koçali Baba)
Hz. Ömer dönemi İslam ordusu komutanının oğlu olan sahabe Halk arasında bilinen ismiyle Koçali Baba veyahut Koç Dede’nin Peygamber Efendimiz’in sahabelerinden olduğu rivayet edilmektedir. Hz. Ömer’in hilafeti döneminde Diyarbakır’ın fethedilmesi sonrası ordu komutanı İyaz bin Ganem Hz. Cabir’in çocuğu olan Koçali Baba’yı Siverek’e vali olarak tayin etmiştir. Koç Dede Hz. (Koçali Baba) Türbesi bugün halen Şanlıurfa’da Siverek ilçesinde ziyaret edilebilmektedir.

Hz. Malik-i Ejder R.A.
Sahabe-i Kiram’dan Malik-i Ejder Hazretleri… Malik-i Ejder R.A’nın Diyarbakır’ın fethine katılan sahabelerden biri olduğu bilinmektedir. Fakat rivayetlere göre Hz. Malik-i Ejder R.A.’in Diyarbakır’da şehit olmadığı bu yüzden türbede yatan kişinin Malik isimli başka biri veya Malik- i Ejder’in neslinden biri olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Hayatı hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. Hz. Malik-i Ejder R.A. Türbesi günümüzde Diyarbakır Sur ilçesi Balıkçılarbaşı semtinde ziyaret edilmektedir.

Hz. İbrahim R.A.
Hz. Seyyid-i Kainat Muhammed-i Mustafa Sallallahü Aleyhi Vessellem Efendimiz'in oğlu 8 Zilhicce 630 yılında Medine yakınlarındaki Kuf bölgesinde doğmuştur. Hz. İbrahim R.A. Resûl-i Ekrem’in câriyesi Mâriye’den olma çocuğudur. Peygamber, doğumu öğrendiğinde “Bu gece bir oğlum oldu, ona atam İbrâhim’in adını verdim” demiştir. On yedi veya on sekiz aylıkken İbrâhim’in hastalanması üzerine Resûlullah, Abdurrahman b. Avf ile birlikte Ümmü Bürde’nin evine gitti ve çocuğu kucağına aldı, bir müddet sonra da İbrâhim öldü. Medine’deki Cennetü’l-baki Kabristanı’na defnedilen İbrâhim kabre konulurken mezarın kenarına oturan Resûl-i Ekrem su isteyerek kabrin üzerine serpmiş ve yakınında duran bir taşı da baş ucuna dikmiştir.

Hz. Halime R.A.
Hz. Seyyid-i Kainat Muhammed-i Mustafa Sallallahü Aleyhi Vessellem Efendimiz'in süt Annesi'dir. Hevâzin kabilesinin Sa‘d b. Bekir koluna mensuptur. Ümmü Kebşe künyesiyle ve Halîme es-Sa‘diyye olarak anılmaktadır. Mekkeli aileler yeni doğan çocuklarını, çölün sağlıklı havasında büyümeleri ve fasih Arapça’yı öğrenmeleri için bedevî kabilelerden bir sütanneye verirlerdi. Hz. Muhammed de böylece sütanneye verilmiştir. 5 yaşına kadar yanında kalmıştır. Bu süreçte aileye bolluk-bereket gelmiştir. Mezarı, Medine’deki Cennet-ül Baki Kabristanı’ndadır.

Caber Kalesi Sahabeler R.A. (Ca'ber Kalesi)
Suriye Al-Thawrah Şehri'nde Caber Kalesi Sahabeler R.A. (Ca'ber Kalesi), Hz. Ali ile Hz. Muâviye, bu Ca‘ber Kalesi karşısında büyük bir savaş yapmıştır. Her iki taraftan binlerce sahâbe, Suffe Erbâbı, Muhâcirîn, Ensâr, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn şehid olmuştur. Hâlâ o Ca‘ber sahasında nurlu kabirleri ve mezar taşları vardır. Her tarafta yüzlerce kubbe ve kabirleri görülmektedir. Başlıca bilinenleri şunlardır; Beşîr b. Hâtem Tâi, Musa b. Zübeyr, Zeynüddîn b. Âkil b. Ebî Tâlib, İsmâil b. Huzeyme, Serâceddîn b. Hâlid, Sâlih Berkî b. Abd Rey. Bunlardan başka daha nice sahâbe-i kirâm vardır. Şuan kalenin kendisi var fakat etrafını Baraj gölü kaplamıştır.

Hz. Çifte Sultanlar R.A.
Rivayete göre Hz. Hüseyin’in Fatma ve Sakine isimli kızlarının burada bulunduğudur. II. Mahmud gördüğü rüya üzerine buranın üstünü parmaklıkla çevirmiştir. Çifte Sultanlar Türbesi, Koca Mustafa Paşa Sümbül Efendi Camii’nin haziresinde yer almaktadır.

Hz. Mir Seyyaf R.A. (Karadeniz Türbesi)
Diyarbakır Sur İlçesi'nde Hz. Mir Seyyaf R.A. Türbesi

Hz. Sa’saa Bin Sühan R.A.
Diyarbakır’da Valilik Yapan Sahabe 598 yılında doğmuştur. Hz. Ömer'in hilafeti döneminde (639) İyaz Bin Ganem komutasındaki İslam ordusu tarafından fethedilen Diyarbakır, Anadolu'da İslamiyet ile şereflenen ilk şehirdir ve Hz. Sa’saa Bin Sühan R.A. valiliğini yapmıştır. Bir sahabenin valilik yaptığı tek şehir Diyarbakır olmuştur. Harap durumda olan türbenin onarımı ve yıkılmış olan mescidin yeniden inşası ile bugünkü halini almıştır. Diyarbakır Sur İlçesi'nde olan, Hz. Sa’saa Bin Sühan R.A. Türbesi Tarihi Hasan Paşa Hanı karşısındadır.

Hz. Cerrah Baba R.A.
Şanlıurfa Siverek İlçesi'nde Hz. Cerrah Baba R.A. Türbesi,

Hz. Hanzala El-Katib R.A.
Şanlıurfa Eyyübiye ilçesinde Hz. Hanzala El-Katib R.A. kabri 1049. Sk. evin bahçesindedır. Ev sahibi izin verirse ziyaret edilebilir.
Hz. Ebul Mucin R.A. (Ahsenül Hançer)
Diyarbakır Sur İlçesinde Hz. Ebul Mucin R.A. (Ahsenül Hançer) Türbesi Hançeri Güzel Cami'ndedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye'de kaç sahabe türbesi vardır?
türbe.org veri tabanında yayınlanan 225 sahabe türbe ve makamı bulunmaktadır. Güncel sayıya bu sayfanın üstünden ulaşabilirsiniz.
İstanbul'daki en önemli sahabe türbesi hangisidir?
Eyüpsultan'daki Hz. Ebu Eyyub el-Ensari türbesi, fetih öncesi İstanbul kuşatmasında şehit düşen sahabeye aittir ve en çok ziyaret edilen sahabe türbesidir.
Sahabe türbesi ziyaret adabı nedir?
Abdestli olarak gidilir, huşû ile selam verilir, Kur'an okunur ve dua edilir. Kabir üzerine oturmaktan, yüksek sesle konuşmaktan kaçınılır.