Ana Sayfa Şehirler Mersin

Mersin'da Ziyaret Edilecek Türbeler

Mersin bölgesinde 25 kayıtlı türbe, kabir ve makam bulunuyor. Aşağıdaki harita ve listede ziyaret saatleri, ulaşım ve ziyaret adabına dair bilgileri bulabilirsiniz.

Tüm Noktalar (25)

Peygamber

Hz. Danyal A.S.

Mersin Tarsus İlçe'sinde Hz. Danyal A.S. Türbesi, Kehanet ve İlim Abidesi olan peygamber 2. Babil Kralı Nebukadnesar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış, Hz. Danyal A.S. Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygamberdir. Rivayete göre Babil Kralı rüyasında İsrailoğullarından gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını bildirmesi üzerine İsrailoğullarından doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu nedenle Danyal Peygamber doğunca onu dağ başında bir mağaraya bırakmıştır. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışmıştır. Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Peygamber'in Tarsus'a gelmesiyle birlikte bolluk olmuş. Bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camisi olarak anılan yere gömülmüştür. Danyal Peygamber kabri Hazreti Ömer devrinde İslam orduları fethi sırasında tekrar açığa çıkartılmıştır. Hz. Danyal A.S.Türbesi Camii içindedir.

📍 Tarsus
Evliya

Horasanlı Ali Baba

Mersin – Tarsus

📍 Tarsus
Evliya

Şeyh Ali Semerkandi

Şeyh Seyyid Alaeddin Ali Semerkandi Türbesi Mersin ili Gülnar ilçesi, Sütlüce (Zeyne) kasabasındadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Semerkandi Hazretlerine yer verir. “Zeyni Şerif kasabası: Silifke Sancağı’nda 150 akçe şerif kadılıktır ve nahiyesi 38 köydür. Bin guruş hasıl olur. 200’den fazla toprak örtülü, bağlı bahçeli mamur ve şirin kasabadır. Ve bir cennet bağına benzer bir türbenin içinde Hazret-i Şeyh Ali-i Semerkandi 7 nefer muhterem evlatları ki, Resulullah’ın temiz soyundandır, bir altın alemli kubbe içinde medfunlardır. Zeyni tarikatındandır, 300’den fazla dervişi vardır. Bir gece orada konuk olup zikir halkasında tevhid-i erreye girip fukaralarıyla kucak kucağa olup mest olup zevk ü safalar ettik. Oradan sabahleyin Çelebi Efendi’den izin alıp kılavuzumuz olan suhtelere tembih edip, “Bu ağayı başkasına kıyas etmen. Hatırını sayıp bir hoş götürün” deyip vedalaştık.” Türbede Şeyh Seyyid Alaeddin Ali Semerkandi, zatın l. Eşi Rukiye, türbedarlara ait dört mezar, müritlere ait iki mezar, oğlu Zeynelabidin’e ait bir mezar, sır katibi Şeyh Mahmut’a ait bir mezar, zatın kızına ait mezar vezatın II. Eşi Cin Padişahı’nın kızına ait mezar vardır. Türbe, kesin olmamakla beraber Karamanoğulları Beyliği döneminde yapılmıştır. Türbenin üzeri ahşap bir çatı ile kaplıdır. Altıgen piramidal çatı ile kaplı olan kesim sadece zata ait olan kesimdir. Duvarları taştandır. Müştemilatın da bir mescit vardır. Burası çeşitli yaraların tedavisi, hastalıklardan kurtulmak, dileklerde bulunmak için ziyaret edilir. Ayrıca sadece bu zatın manevi büyüklüğünden feyz almak için ziyaret edenler vardır. Bu zatın uzun süre bu yörede çobanlık yaptığı, çevresini irşat edip talebe okuttuğu, susuzluk çeken bölgeye asası ile su çıkardığı rivayet edilir. Zatın, Bahrü’l-Ulum isimli bir tefsir eseri vardır. Bakımını belediye yapmakta olup, yılda 10.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Ali Semerkandi ile ilgili anlatılan bir menkıbe şöyledir. Çobanlık da yapmış olan Semerkandi öğle sıcağında hayvanları susuzluktan yanmış vaziyette iken, yoldan geçen bir Türkmenin sert sözleri ile karşılaşır. Buna çok üzülen Semerkandi dua ederek elindeki sopasını kayaların ortasına vurur ve su fışkırır. Hayvanlarını sulayarak susuzluktan kurtarır. Bu yer halen mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Seyyid Ali Semerkandi hazretleri’nin babası Şirvanlı Seyyid Yahya, Menâkıbnâme ’nin ifadesiyle “kâmillerden ve fazilet sahiplerinin efendisi, kerâmet ve tarikat ve tâc sahibi ermiş” bir kişidir. Seyyid Yahya bir müddet sonra Şirvan’dan Semerkand’a göç etmiş; burada “şerîfe, ârife,sâliha ve münîfe” bir kadın olan Tâcü’l-Mestûrât ile evlenmiştir. Ali Semerkandî on iki yaşına geldiğinde annesi vefat etmiştir. Babası Seyyid Yahya hakkında bilinenler ise azdır. Seyyid Ali, Semerkand şehrinde dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Lâkin uzun ömür sürdüğü ve 150 sene kadar yaşadığından hareketle, 1300 tarihlerinde doğmuş olabileceği tahmin edilebilir. Menâkıbnâme ’de anlatıldığına göre, Şeyh’e yaşının ne kadar olduğu sorulduğunda, “sakalımın kılları kadar” dediği rivayet edilir. Daha çocukluğundan itibaren iyi bir dinî eğitim almaya başlayan Seyyid Ali’nin, yedi yaşında Kur’ân-ıKerîm ’i ezberlediği; bilgisini ilerleterek kısa zamanda tefsir yapma kudretine sahip olduğu rivayet edilir. Yirmi yaşında babası ile birlikte hac farizası için Mekke’ye gitmiş; hacdan sonra babasının izniyle orada kalarak, hadis, tefsir ve kıraat ilimlerinde tahsilini ilerletmiş; ayrıca Kahire, Şam ve Kudüs şehirlerini de gezerek buralarda, devrinin önde gelen âlimlerinden dersler almıştır. Semerkand’ın meşhur âlimlerinden Seyyid Şerîf Cürcânî (1339-1414)’den ders aldığı anlaşılmaktadır ki, Menâkıbname ’de Cürcânî, Seyyid Ali’nin hocası ve mürşidi olarak zikredilir. Hocaları arasında Hanefî fakihi Alâeddin el-Buharî (ö. 1330) de vardır. Seyyid Ali, ilim tahsili için çıktığı uzun yolculuktan sonra Şirvan’a avdet etmiştir. Burada tasavvufî gelişiminde babası Seyyid Yahya’dan öğrendikleriyle ileri merhaleye ulaşmıştır. Artık seyri-sülukunu tamamlamış bir kişi olarak babasından izin alarak, irşad faaliyetinde bulunmak üzere Semerkand’a göç eder. Muhtemelen bu yolculuk sırasında İsferân’a da uğradığı ve burada Abdurrahman İsferânî’den Tarîkat-ı Hâcegâniye’yi öğrendiği rivayet edilir. Semerkandî’nin Türkistan’ın çeşitli yerlerinde ve özellikle de Herat’ta Nizâmiye Medresesi’nde müderrislik yaptığı kaydedilir. Daha sonra ikinci defa Hicaz’a gittiği; uzun yıllar Mekke ve Medine şehirlerinde ikâmet ettiği; Medine’de Hz. Peygamber’in türbesinde Türbedârlık yaptığı; ayrıca Nakîbül eşraflık vazifesinde bulunduğu; bütün bu vazifeleri ifa ederken tasavvufî derecesini de yükselttiği; ayrıca fırsatını buldukça Bağdat, Mısır ve Şam gibi İslâm memleketlerine seyahatlerini de sürdürdüğü ifade edilmektedir. Rivayet edildiğine göre Semerkandî, Medine şehrinde Türbedarlık vazifesini ifa ettiği tarihlerde, bir gün uyku ile uyanıklık arasında bir hâldeyken, Hz. Peygamberin emri üzerine yola çıkar. Şeyh Ali Semerkandî’nin Karaman ülkesine geldiği tarihlerde Anadolu’daki Timur tesiri henüz tam manasıyla silinmemiştir. Şeyh Ali Semerkandî’nin Karaman’a geldiği1420’ler, Osmanlı Devleti ile Karamanoğulları arasındaki münasebetlerin gergin olduğu yıllardır. Bölge, dinî yönden Halvetîliğin tesiri altındadır. Anlatıldığına göre Şeyh Ali Semerkandî, Lârende şehrine geldiğinde, daha önce Halvetî halifesine biat etmiş olan halk başına toplanarak, Halvetî olduklarını söylemişler ve bunlardan 40 kişi, “Bizim tarikimizi ibtâl eyledi.” diyerek Şeyh Ali’ye karşı rahatsızlıklarını açıkça ifade etmişlerdir. Halvetîliğin nüfuzu altındaki Anadolu’da her ne kadar Timur’la birlikte Nakşibendilik de yayılmaya başlamış olsa da, etki gücü daha ziyade 15. yüzyılın sonlarından itibaren artış göstermiştir. Lârende’ye ilk gelişi sırasında Halvetî mezhebine bağlı halk tarafından iyi karşılanmayan Şeyh Ali Semerkandî’nin, daha sonra Karamanoğlu İbrahim Bey’le yakınlık kurduğu rivayet edilir. Menkıbe şöyledir: Semerkandî’nin Lârende’ye geldiği tarihlerde bir gece Ahmed Bey, Şeyh’in adamlarından iki kişi tarafından evinden alıp götürülür ve Şeyh’le tanıştırılır. Aynı gece benzer bir hâdise de Sultan İbrahim’in başına gelmiştir. Bu harikulâde hadiseden sonra Şeyh Ali Semerkandî, iki adamını göndererek Sultan İbrahim’i Lârende’ye davet eder. Daveti kabul eden Karamanoğlu İbrahim Bey gelir ve Semerkandî’ye biat ederek zikir alır. Şeyh Ali Semerkandî, Bahru’l-ulûm adlı tefsirini Lârende’de iken yazar. Menâkıbnâme’ de, o Lârende’ye geldiğinde burada bulunan âlimlerin, imtihan maksadıyla bir tefsir yazmasını istedikleri; bunun üzerine Şeyh’in tefsiri müsvedde hâlinde yazıp, müritlerinden Molla Hamza-i Karamanî’nin bunları temize çektiğinden bahsedilir. Âhir ömründe Lârende’de ikâmet edip, vaktini eser yazarak, ilim ve irşad faaliyetleriyle geçirdiği anlaşılan Şeyh Ali Semerkandî’nin, vefatı hakkında Menâkıbnâme ’de şu ifadelere rastlanır: “Ömr-i şerîflerini hâyete ve sinn-i latîfleri gâye-te karîb olıcak Lârende’den kalkup, ol âsâ dikildiği yere gelüp, andacivâr-ı zü’l-celâle intikâl ve cenâb-ı zü’l-cemâle irtihâleylediler… İnşallahu-teâlâ ol mahalde dâr-ı âhirete in- tikâl ideriz”. Biyografi kitaplarında vefat tarihine dair genel olarak 1456 tarihi üzerinde ittifak sağlanmıştır. Zeyne’de, daha önce 1421 tarihinde Ahmed Paşazâde Musa Bey tarafından yaptırılan caminin yanına defnedilmiştir. Bu caminin, Semerkandî henüz Karaman’a gelmeden önce yapıldığına işaret eden ve ayrıca kitabesini de yayımlayan İ. Hakkı Konyalı, türbe ve zaviyenin sonradan inşâ edildiğini söylemiş; fakat caminin bânisi Musa Bey hakkında ise, herhangi bir vesikanın mevcut olmadığını; Ali Semerkandî türbesinde, Şeyh’in hemen sağındaki kabrin oğlu Zeynelâbidin’e, solundakinin ise müridlerinden Şeyh Mahmud’a ait olduğunun rivayet edildiğini yazmıştır. Şeyh Ali Semerkandî’nin vefatından sonra, Zeyne kasabasındaki mekânı bir zaviye olarak faaliyet göstermeye devam eder. Bunu Kanuni dönemine ait bir Vakıf Defteri ’nde açıkça görmek mümkündür. Söz konusubu defterde, “Vakf-ı Zâviye-i hazret-i Şeyh Ali Semerkandî kuddisu sırrahu ve câmi‘-i şerîf ve türbe ve merkadı derkarye-i Zeyne tâbi‘-i kazâ-i Mut” başlığı altında, “Vakf-ı Câmi” ve “Vakf-ı Türbe-i Şeyh kuddisu sırrahu” altbaşlıklarıyla ayrı ayrı kaydedilmiştir. Ayrıca kayıtlarda, “Şeyhin merkadi bu câmi‘in kurbündedir” ibaresi devardır. Şeyh Ali Semerkandî’nin evliliği, eşi ve çocuklarına dair gerek Menâkıbnâme ’de, gerekse dönemin diğer kaynaklarında fazla bir malumat yoktur. Zeyne’deki türbe içinde yer alan mezarlardan birisinin, Şeyh’in “cin padişahının kızı” olan eşine ait olduğu yazılıysa da, bu kitabenin sonradan konulduğu açıktır. Yine türbedeki diğer iki mezardan birinin, Şeyh’in oğlu Zeynelâbidin’e,diğerinin ise “zâtın kızı”na ait olduğu kitabesinde yazılıdır. Hakkı Konyalı, Semerkandî’nin soyuna dair, Osmanlı tahrir defterlerindeki kayıtlara atfen şunları yazmıştır: “Aliyy-i Semerkandî’nin ölümünden sonra onun adını taşıyan bir tarikat kolu kurulmuştur. Kendisinden sonra oğlu İsa, daha sonra Mahmud ve Zeynelâbidin zâviyesinde kendisine halef olmuşlardır. Kendi ailesi ‘Zeyneoğulları’ adını aldılar. İçel’de bir cemaat halinde yaşar oldular. Zeyneoğulları, 16. yüzyılın başları itibariyle İçel sancağında tam bir hânedâna dönüşmüşlerdi. Gülnar ve Lârende’deki birkaç yer hâricinde, tasarruf ettikleri toprakların tamamı Mut ve Sinanlı kazalarında yer alıyordu. Özellikle Şeyh Ali Semerkandî türbe ve zaviyesinin bulunduğu yerin çevresindeki hemen tüm araziler bunların timar ve zeametlerine dâhildi. Ayrıca yine kayıtlarda da ifade edildiği şekliyle bu aile mensupları, İçel’in “nâm-zâdeleri” ve “kadîmi sipahi- zâdeleri” idi. Açıktır ki bu aileye, söz konusu timar ve zeametler Karamanoğulları döneminde verilmiş ve bunlar Osmanlı idaresine geçtikten sonra da devam ettirilmişti. Kaynaklar Kaynak: Mersin Evliyaları – Abdulhalim Durma,2016 ( Allah ondan razı olsun) Fotoğraflar ; Ali Coşkun Bey ( Allah ondan razı olsun) Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Gülnar
Peygamber

Hz. Danyal (a.s.) – Tarsus

Mersin – Tarsus’da . Ulucami nin 100 metre ilerisinde Adana Bulvarı üzerinde 3406 sokakla Adana Bulvarının kesiştiği yerde Beni İsrail Peygamberlerinde olup, kendine özel kitap verilmeyip kendinden önce gelmiş Tevrat’a bağlı olan Nebi’lerdendir. Babası Hezkil veya Hezkal da İsrailoğulları peygamberlerinden olup Kudüslüdür. M.Ö 606 yılında Babil hükümdarı Buhtunnasr Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı işgal etti. Kutsal eşyaları aldı, Allah’a inanan ihtiyarları öldürdü. Genç kadın ve erkekleri ise esir alıp Babilê götürdü. Danyal(a.s.)’da bu esirler arasında bulunuyordu. Buhtunnasr , Kudüs esirlerinden Allah inanıp; puta tapmayanları hepse attırıyor ve putperestliğe razı olursa bırakıyor, razı olmazsa öldürüyordu. Danyal(a.s.) da hapiste eziyet görüyor ama durmadan iman ehli olanlara nasihat ederek: sonu ölüm dahi olsa yollarında dönememelerini Alah’ın onları şehit olmaları halinde cenneti vaat ettiğini telkin ediyordu. Bu sırada Buhtunnasr korkulu rüyalar görmeye başladı. Kimse tabir edemeyince Danyal(a.s.) tabir etti. Bunun üzerine Danyal(a.s.)’a herkesin hürmet ve saygı göstermesini emretti ama çok sürmedi, yine insanları putuna tapmaya zorladı. Danyal(a.s.) yine karşı çıktı. Bu defa Danyal(a.s.)’ı ateşe attırdı ama Cenab-ı Hak onu kurtardı. Bu mucizelerden sonra, aciz kalan Buhtunnasr, Danyal(a.s.)’a samimi olarak çok saygı gösterdi ve herkesin ona hürmet edip duasını almasını emretti. Bundan sonra her taraftan insanlar gelir duasını alır, felaket anlarında kuraklık gibi günlerde ona dua ettirirlerdi. İşte bu sırada Tarsus’ta da hüküm sürmekte olan Tarsus Kralı kuraklık, kıtlık dolayısıyla , Babil Kralın’dan yağmur duası yapması için Danyal(a.s.)’ı buraya göndermesini istemiş. O da bu isteği kabul etmiştir. Kuraklık felaketi için buraya gelen Danyal(a.s.) , Tarsus’da irşad vazifesini sürdürmüş ve burada kalarak vefat etmiştir. Kabri şerifi Tarsus’da Makam caminde dir. H. 19 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Suriye tarafına gönderilen İslam ordusu , Tarsus’u fethetti. Ordunun başkomutanı olan Ebu Musa el-Eş’ari(r.a.) şehri kontrol ederken bir binaya uğradı. Kapısı kurşunla mühürlenip kilitlenmişti. ”Burada ne var” diye sordu. Tarsuslu Herkus denen zat :” Efendim burada size yarar bir şey yok. Burada Daniyal denen zatın sanduka içinde naaşı var. Bu zatın sandukası var.” Deyip ; Danyal(a.s.)’ın hayatını anlatmış ve şöyle tamamlamış ; Burada vefat etmiş ve onu bu sandukaya koyup saklamışlar. Kuraklık gibi felaket anlarında buraya gelip dua ederiz; duamız kabul olur. Ebu Musa El-Eş’ari kapıyı açtırdı. İçeride havuz şeklinde çevrik bir yer ortasında mermerden yapılmış gayet uzun bir lahit sanduka vardı. Lahdi açtılar , içinde çok uzun boylu bir ceset gördüler. Ebil- Ali’yeden sahih senetle rivayette: ” Ceset, altın iplikle dokunmuş kumaşa sarılı idi. Cesette hiçbir değişiklik olmamış, yeni konmuş gibi idi.” Ebiddünya ‘nın rivayetinde ; ” TESTUR – TARSUS , fethedildiğinde Danyal’ı bir tabut içinde buldu. Damarları şah damarı atıyordu….. Deniyor.” Çeşitli rivayetlerde bildirildiğine göre ; Ebu Musa El- eş’ari (r.a.), Danyal(a.s.)’ın yanında bir Mushaf , bir cere içinde iç yağı gibi bir ilaç , epeyce miktarda ( rivayete göre 10.000 dirhem) para ve birde parmağında yüzük buldu. Bu durumu Hz. Ömer’e anlattı . Hz. Ömer de; O kitabı bize gönder. Cere içindeki ilaçtanda biraz gönder geri kalanını oradaki müslümanlara şifa olarak dağıt. Dirhemleri de yine onlara taksim et, yüzüğü ise sana hediye ettik diye buyurdu. Hz. Peygamber efendimiz(s.a.v.) : Her kim Danyal(a.s.)’ a delalet ederse (yani: bu kabir ceset ona aittir, buraya şunun için şöyle gelmiştir…. gibi tanıtırsa) onu cennetle müjdeleyin,onu bana gönderin onu cennetle müjdeleyeceğim ” bu hadis üzerine Ebu Musa El- Eş’ari Herkus’u Mekke’ye göndermiştir. Ebu Musa El- Eş’ari tarafından Tarsus da kabri bulunan Danyal(a.s.)’ın Tarsus da Makam caminde kabri bulunmaktadır. Zayıf bir riveyete göre de ; Ebu Musa El- Eş’ari(r.a.) Danyal(a.s.)’ın kabrini Basra bölgesindeki Sus şehrine(Huzuristan) göndermiş burada kralın hazine dairesinde Hz. Ali(r.a.) tarafından cenaze namazı kılınarak buraya defnedilmiştir. Yine Diyarbakır Eğil’de de Danyal(a.s.)’ın makamı vardır. Ancak Tarsus’un fethinden günümüze kadar gelen ecdadımızın birikimi ve tecrübeleriyle( keşif – keramet – rüya ve mucizeler) Danyal(a.s.)’ın kabrinin Tarsus da olduğu konusunda genel bir kanaat vardır. Makam camiinde yapılan çalışmalarda Danyal(a.s.)’ın kabrinin bulunduğu alan da 36 adet daha kabir bulunmuş ancak kime ait olduğu tesbit edilmemiştir. Danyal(a.s.)’a ecdadımız da çok önem vermiş, kabrin başında 10(on)’dan fazla hafızın yıl boyunca Kur’an hatmi yapması için vakıflar yapmışlardır. Bugün ne yazık ki bu gelenek devam etmemektedir. Ancak , Peygamberler, hiçbir kimsenin emri ile ; ne Kral ne Melik emriyele istemisyle asla hareket etmezler. Peygamberler tebliğ ve irşat için gidecekleri yere Allah tarafından emirle gönderilirler ve oradan da yine emirle ayrılırlardı. İlahi emir almadıkça gittikleri yeri terk edip ayrılmazlardı. Şayet izin almazlarsa ise , peygamber Yunus(a.s.) gibi cezalandırılırlar. Danyal(a.s.)’ın yanından çıkan mushaf (kitap) : Remil(reml) ve Cifr kitabı ( Rüyabiri ilmi ve Cifr) Kaynak ; Tarsus’ta kabri bulunan Daniyal Nebi(a.s.) H.Hafız Abdürrezzak Öz , Tarsus Abdürrezak öz ilim merkezi Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Mencek Baba (k.s.)

Tarsus’da Ulucamii’nin 2 dk uzaklığında Türkistan cad no 35′de. Sayman caddesi ile Türkistan caddesinin kesiştiği noktada 14. yy’da Türk- İslam ahlakını yaymak için gelen alperenlerdendir. Ramazanoğullarının bu havalide egemen olmalarından önce bölgeye gelen, Üçok koluna mensup Varsak Türkmenlerindendir. Mencek Baba kurduğu tekkesiyle ilim, irfan yayarken yolcu, fakir ve kimsesizlere de kol kanat germiştir. Nakşibendi Tarikatı Şeyhlerindendir. Türbesinin kapısındaki tamir kitabesinden anlaşıldığına göre Hacı Mustafa efendi adında bir oğlu vardır. Vakfiye sendinden yola çıkılarak bulunan tarihe göre 1379 yılında Tarsus’da vefat etmiştir. Kayıtlara göre Mencek Baba Türbesinin yanında bir de Zaviye* binası vardır. Mencek Baba zaviyesi yüzyıllar boyunca Orta Asya’dan ( Türkmenistan – Semerkand – Duşenbe – Buhara – Hive – Belh vb.) Anadolu’ya göçen dervişlerin iskan edilmeleri, ticaret erbabı , gazi ve seyyahların barınmalarını temin etmiştir. Türkistandan göç edip gelenler ilkin zaviyeye komşu olmak maksadıyla zaviyenin yakın çevresine yerleşmiş ve zaman içerisinde bir mahalle teşekkül etmiştir , şimdiki Mencek Baba Türbesinin bulunduğu Tekke mahallesi ismini buradan almaktadır. Mencek Baba zaviyesi vakıf olarak hükmi şahsiyetini 1909 yılına kadar sürdürmüştür.Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasından sonra vakıflar idaresince mülkiyeti özel kişilere satılmış, zamanla zaviye binası ortadan kaybolmuştur. Türbesinin bulunduğu yerin ortaya çıkması ise 1996 yılında Tarsus Belediyesi tarafından gerçekleşmiştir. *Zaviye : Herhangi bir tarikata mensup dervişlerin, bir şeyhin idaresinde topluca yaşadıkları ve geçen yolculara bedava yiyecek ve yatacak yer sağlayan şehir merkezinde veya yol güzergahı üzerindeki bina veya binalar topluluğu Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Abdulmecit Geylani (k.s.)

Mersin Tarsus’da Küçük Minare Camiin’de Abdulkadir Geylani (k.s) ‘nin torunlarındandır. Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Peygamber

Hz. Şit A.S. ( Makam)

İnsanların İkinci Atası Hz. Adem’in üçüncü oğludur. İslâmî kaynaklarda Hz. Şit A.S.’ın peygamber olduğu, babası Âdem’e indirilen suhufu topladığı, Allah’ın ona da sayfalar indirdiği rivayet edilir. Taberî, Âdem öldükten sonra Allah’ın Şît’e elli yaprak inzâl ettiğini yazar. Kendisine indirilen suhufta hikmet, kimya, simya, riyâzî ilimler ve bazı sanatlardan bahsedildiği nakledilir. Âdem’in çocukları arasında en güzeli, en faziletlisi, en sevileni ve kendisine en çok benzeyenidir. Babası Âdem ona birçok şeyi öğretmiş, gelecekteki tûfan hakkında bilgi vermiş ve onu kendisine vâris kılmıştır. Şît döneminde insanlığın yeryüzüne dağıldığı ve Şît’in 1000 şehir kurduğu rivayet edilir. Şît’in Hazura ile evlendiğine ve ondan Yaniş adlı bir oğlu ile Na‘mete adlı bir kızının doğduğu nakledilir. Şît’in soyu bu oğlu vasıtasıyla devam etmiştir. Hz. Âdem’in çocukları arasında Hâbil’in zürriyeti olmadığı, Kabil’in zürriyeti de Nûh tufanında ortadan kalktığı için insanlığın Âdem’den sonraki ikinci atasının Şît kabul edildiği bildirilir. Müslüman âlimler Hz. Peygamber’in soy kütüğü içerisinde Şît’e de yer verirler. Mersin ili Tarsus İlçe'sinde Hz. Şit A.S. ( Makam) Ulu Camii içerisindedir.

📍 Tarsus
Peygamber

Hz. Lokman A.S. ( Makam)

Tabiplerin Efendisi: Kartallar Kadar Uzun Yaşayan Peygamber Kur’an’da Hz. Lokman A.S.’la ilgili bilgiler, aynı adı taşıyan surede onun iki defa ismen zikredilmesinden ve oğluna verdiği bazı öğütlerin naklinden ibarettir. Lokman’ın ne kadar yaşadığı konusunda farklı rivayetler vardır. Bu rivayetlere göre Lokman Allah’tan uzun ömür dilemiş, tercih kendisine bırakılınca Araplar’da uzun ömrün simgesi olan kartaldan hareketle yedi kartal ömrü kadar yaşamayı istemiştir. Lokman’ın beş yüz altmış, bin, üç bin, üç bin beş yüz veya dört bin yıl yaşadığı nakledilmektedir. Bu sebeple kendisine “Lokmânü’n-nüsûr” (kartallar kadar uzun yaşayan Lokman) denildiği gibi “el-Muammer” (uzun ömürlü) lakabıyla da anılmıştır. Lokman diğer özellikleri yanında hekimliğin atası olarak da tanınmış, onun bütün bitkilerin özünü bildiği söylenmiş ve kendisinden dertlere şifa olacak reçeteler ve formüller nakledilmiştir. Mersin Tarsus İlçe'sinde Hz. Lokman A.S. (Makam) Türbesi Ulu Camii içindedir.

📍 Tarsus
Sahabe

Hz. Mikdat Bin Esved R.A.

İslâmiyet gelmeden önce, Mekke’ye gelip Esved İbn-i Abdi Yegus’la anlaşma yaparak evlatlığa kabul edilen Mikdad bin Amr adında bir genç var. M. 584’te Mekke’nin dışında Nehra’da doğmuş. Mikdad bin Esved adıyla meşhur olmuştur. İslâm nurunun doğduğunu duyunca o nura koşuyor ve İslâm’a ilk girenler arasında yer alıyor. Ondaki cesaret Müslümanlığını açıkça ilan ettiriyor. İslâm sevgisiyle dolup taşan Mikdad bin Esved (r.a.) müşriklerin eziyetlerinden de payını almıyor değil ama ondaki Resûlullah sevgisi ve İslâm izzeti, gönlünde daha da kuvvetleniyordu. Hicret izni çıkınca diğer Müslümanlarla beraber Habeşistan’a hicret ediyor. Bir müddet sonra Resûlullah’ın Medine’ye hicretini öğrenince hemen Medine’ye hicret ediyor. Hz. Mikdat Bin Esved R.A. Türbesi Mersin Yenişehir İlçe'sinde ayni isimli Camii Haziresinde dir.

📍 Yenişehir
Sahabe

Hz. Bilal-i Habeşi R.A.

Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) müezzini Hz. Bilal-i Habeşi R.A., ilk iman edenlerden olup Müslüman olduğunu müşriklere açıkça bildiren yedi sahâbeden biridir. Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) bütün harplerine iştirâk etmiştir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Hz. Bilal-i Habeşi R.A. hakkında: “Kıyâmet gününde müezzinlerin efendisi ne güzel bir kimsedir.” buyurmuşlardır. Hazreti Bilal, azad edildikten sonra Peygamberimiz’in yanından hiç ayrılmıyor, onun hizmetinde bulunuyordu. Hicretin birinci yılında Resûlullah’ın öğrettiği ezanı onun emriyle ilk defa Bilâl-i Habeşî (r.a.) hazretleri okudu. Sahabe-i Kiram'dan olan Hz. Bilal-i Habeşi R.A. Türbesi İçel ilinin Tarsus ilçesinde Bilal-i Habeşi Camii'ndedir.

📍 Tarsus
Evliya

Seyyid Salih Hz.

Mersin Mut İlçesinde Seyyid Salih Hz. Türbesi,

📍 Mut
Evliya

Şeyh Muhammed Hasani Hz.

Mersin Tarsus İlçe'sinde Şeyh Muhammed Hasani Hz. Türbesi, Bir ehli keşif zatın rivayetine göre bu zatı ziyaret etmeden, hayır duasını almadan, Ulu Cami Peygamberler makamlarını edeben ziyaret etmemeleri gerekiyor.

📍 Tarsus
Evliya

Şıh Beril İbrik Türbesi

Mersin – Tarsus

📍 Tarsus
Kutsal Mekân

Ashab-ı Kehf

Mersin Tarsus İlçesinde Ashab-ı Kehf Mağarası

📍 Tarsus
Evliya

Yalman Dede

Yalman Türbesi Altınkum köyündedir. Kabri şerifin kime ait olduğu belli değildir. Betonarme bir yapıda olan türbe de Bir adet banyo ve 10 kişilik mescidi vardır. Buraya “dermansız dertler” için gelinir, şifa bulmak için banyosunda yıkanıp mescidinde namaz kılınır. Anlatılır ki, 1860 yıllarında bu yatıra gelen iki zat burada zikirle vakit geçirirlermiş. Bu esnada çevredeki sığır ve diğer hayvanlar başucuna gelip toplu halde ses çıkarır ağlaşırlarmış. Bu iki kişinin teklifi üzerine yatırın bulunduğu yere türbe yapılmış ve halkburayı ziyarete başlamıştır. . Bir diğer rivayete göre Yalman Dede, çok eskiden Arabistan taraflarından geldiği (Arap veya Türk olduğu bilinmiyor) burada yaşadığı söylenen ermiş bir kişidir. Türbesi, Silifke’nin Arkum beldesinde eski ismi Tozara yeni ismi Altınkum Mahallesinde (burası daha önce köymüş) bulunmaktadır. Köy mezarlığının içindedir. Mezar üzerine türbe yapılmıştır. Yeşil renkli bu türbe iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm türbenin sağında bulunan ve abdest almak ve yıkanmak için kullanılan banyodur. İkinci bölüm ise mezarın bulunduğu tek girişli ve tek pencereli bölümdür. Bu bölümde namaz kılmak ve Kuran okumak için ayrılmış bir yer vardır. Ayrıca gelenlerin okuması için mezarın hece taşının üzerine birkaç Yasin kitabı bırakılmıştır. Türbenin zemini kilim ve seccadelerle örtülüdür. Yalman Dede’ye çocuğu olmayanlar, zayıf,hasta, konuşamayan, yürüyemeyen, kırk karışan, huysuz, yaramaz çocuk sahipleri, bedensel bir engeli bulunanlar,kısmetini açmak isteyenler, sinir hastaları ve sıkıntılarından kurtulmak isteyenler ve kendisine büyü yapıldığını düşünenler gider. Burada bulunan banyoda abdest aldıktan ya da yıkandıktan sonra türbe içinde iki rekât namaz kılınır. Ziyaret üç çarşamba tekrarlanır ve herseferinde hasta olan kişi Silifke deyimiyle suya çimdirilir. Kaynaklar Kaynak: Mersin Evliyaları – Abdulhalim Durma,2016 ( Allah ondan razı olsun) Fotoğraflar ; Ali Coşkun Bey ( Allah ondan razı olsun) Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Silifke
Evliya

Tevekkül Sultan

Tevekkel Sultan Türbesi Camii Kebir Mahallesi Tevekkül Sultan Pasajındadır. Mahalleye ismini vermiştir. Halk arasında Selçuklu sultanlarından birisinin annesinin burada gömülü olduğu söylenmektedir. Tek katlı kubbeli bir taş binadır. Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun almış olduğu 15.01.1977 tarih ve A-274 sayılı kararla koruma altına alınmıştır. Bakım ve onarımı Vakıflara aittir. Her yıl çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilmektedir. “Tevekkül Sultan” ya da “Sultan Baba” olarak bilinen türbe, Camikebir Mahallesi’nde, Tasköprü’nün güney ucundan 50 metre kuzeyde bir kubbenin altındadır. Kubbenin altı açık ama topraktan itibaren 1 metre yüksekliğinde duvarla çevrilidir. Türbenin kenarında namaz kılınacak bir yer vardır. Tevekkül Sultan’a ait olduğu düşünülen mezarın baş tarafında betondan yapılmış yeşil renkli bir sarık bulunmaktadır. Bu sarığa kırmızı bir tülbent bağlanmıştır. Türbenin dörtköşesinde mum yakılan ocaklar bulunmaktadır. Bu türbenin Selçuklu sultanlarından birinin kızı veya annesi olduğuna inanılır. Kubbenin kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Buraya çarşamba günleri gidilir. Burası,her türlü dilek için ziyaret edilebileceği gibi daha çok hasta ve zayıf çocukların iyileşmesi için gidilen bir yerdir. Bu çocuklar, mezarın üstüne oturtulur ve Sultan Baba yüzü suyu hürmetine Allah’tan yardım istenir. Türbenin bakımını ve onarımını Silifke Belediyesi yapmaktadır Kaynaklar Kaynak: Mersin Evliyaları – Abdulhalim Durma,2016 ( Allah ondan razı olsun) Fotoğraflar ; Ali Coşkun Bey ( Allah ondan razı olsun) Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Silifke
Evliya

Şeyh Hanifi Türbesi

Şeyh Hanifi’nin mezarı Mersin – Gülnar – Tozkovan köyünde Şeyh Hanifi’nin hayatıyla ilgili kaynaklara dayalı bir bilgimiz yok ancak halk arasında anlatılan şu iki rivayet meşhurdur; Rivayetlere göre Şeyh Hanifi ve Şeyh İsa, evliya iki kardeştir. Şeyh İsanın çocuğu olmadığından halk, daha çok Şeyh Hanifiyi ziyaret etmektedir. İki kardeş, kavga ederken Şeyh Hanifi, kardeşi Şeyh İsa’ya ebter (zürriyeti olmayan) diye beddua edince Şeyh İsa da kardeşine ”Sen bana ebter diyorsun, senin yedi oğlunun beli bel (toprağı kazmaya yarayan tarım aracı) gibi dikili kalsın” diye beddua eder. Şeyh İsa’nın bedduası tutunca kardeşi Şeyh Hanifinin dünyaya gelen yedi çocuğu, yedi yaşına basmadan hayatını kaybeder . 2. Anlatılanlara göre Şeyh İsa düşmanla savaşırken atının ayağından çıkan toz bulutu, düşman askerlerini kırıp geçirir. Yöre halkı, Işıklı Köyünün eski adı Tozkovanın bu olaya dayandırmaktadır . Şeyh Hanifinin mezarı, Gülnarın Işıklı (Tozkovan) köyünde, tepelik bir arazidedir. Hz. Muhammedin soyundan geldiği, Şeyh Ömer, Şeyh İsa, Zeyne Dede, Şeyh Ahmet Halife ve ismi hatırlanmayan iki evliya ile yedi kardeş olduğu söylenen Şeyh Hanifinin mezarı yanında eşi ve yedi çocuğuna ait olduğu belirtilen mezarlar da bulunmaktadır. Eskiden ağaçlar arasında kalan bu mezarlar, 2006 yılında köy halkının imknlarıyla onarılıp betonarme duvarla çevrilmiştir. Çevrili alanın içerisinde, sağ arka köşesinde ziyaretçilerin namaz kılabilmeleri için yaptırılmış yeşil boyalı, tek pencereli küçük bir mescit bulunmaktadır. Ziyaret yerinin 10 metre aşağısında yaz- kış devamlı suyu bulunan ve Dede Suyu denilen küçük bir kuyu vardır. Ziyaretçiler, bu kuyunun suyundan şifa niyetine içmekte ve kuyu suyundan evlerine götürmektedir. Aynı zamanda bu su, hayvanlara sağlıklı olmaları ve daha iyi ürün verebilmeleri için içirilmektedir. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Gülnar
Evliya

Sadık Dede Türbesi

Sadık Dede Türbesi, Silifke’nin Toros Mahallesisınırları içindedir. Ahmet Necati Hancıoğlu İlköğretim Okulu’nun güneyinde kalır. Sadık Dede Türbesi’nin bulunduğu yer bir yamacın yüzüdür. Etrafı çitle çevrilidir ve yakınında bina vb. bulunmamaktadır. Türbenin tepesinde betondan bir şadırvan vardır. Etrafında belediye tarafından dikilmiş süs bitkileri ve söğüt ağaçları yer alır. Bu ağaçlara bol miktarda bez bağlanmıştır. Türbede iki büyük iki küçük olmak üzere dört mezar bulunmaktadır. Bu mezarlardan birinin Sadık Dede’ye birinin eşine ve diğer ikisinin de çocuklarına ait olduğu düşünülmektedir. Sadık Dede’ye ait olan mezarın üzerindeki açıklıkta mum yakıldığı da görülmektedir. Türbenin bakımı Silifke Belediyesi tarafından yapılmaktadır. Kaynaklar Kaynak: Mersin Evliyaları – Abdulhalim Durma,2016 ( Allah ondan razı olsun) Fotoğraflar ; Ali Coşkun Bey ( Allah ondan razı olsun) Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Silifke
Evliya

Paşa Türbesi

Mersin – Erdemli’de Ayaş Belediyesi Asri mezarlığında …. Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

📍 Erdemli
Evliya

Muhammed Nurettin (k.s.)

Tarsus’da . Şehir merkezinden , Adana’ya doğru çıkarken Adan Bulvarı ile Ayhan Bozpınar caddesinin kesiştiği noktada. Tarsus’daki tek alış veriş merkezi olan Tarsu’nun hemen arkasında Tarsus ilçesi Demirkapı’da kubbeli bir türbe içinde medfun olup, H. 761 yılında Tarsus’un fethinde şehit düşmüştür. Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Peygamber

Hz. Şit (a.s.) – Makam – Tarsus

Mersin – Tarsus’da Ulu caminin içerisinde. Adem(a.s)’dan sonra gönderilen peygamberdir. Adem (a.s.)’ ın 3. oğludur. Adem(a.s.)’ın oğullarından Kabil , çıkan anlaşmazlık sonucu Habil’i öldürünce, Allah(c.c.) Adem (a.s.)’a Habil’e karşılık ihsan olarak yeni bir oğul verdi.Adem(a.s.)’ın bütün çocukları ikiz olarak doğdu halde Şit(a.s.) tek doğdu. Şit adı İbranice olup arapça anlamı ” Allah’ın hibesisidir.”. İsmine Şis de denilmiştir. Şit (a.s.), Hz. Muhammed(a.s.) ‘ın nurunu alnında taşıyordu Bu yüzden Adem(a.s.) onu çok severdi.Vefat edeceği sırada bütün yeryüzüne onu halife tayin etti ayrıca İlahi sırları bildirip , bütün ilimleri öğretti. Adem(a.s.)’ın vefatından sonra Allah(c.c.) , Şit (a.s.)’a peygamberlik verdi. 50 sayfa(forma) küçük kitap indirdi.Bu kitaplarda hikmet ilmi, matematik , sanayi bilgileri , kimya ilmi ve daha birçok şey bildirilmiştir. Şit(a.s.) zamanında insanlar çoğalmış ve dünyanın çeşitli yerlerine yayılmışlardır. Genellikle Şam’da ikamet etmiştir.Rivayete göre Bin şehir kurmuştur; çocuklarını ve torunlarını bu imar ettiği şehirlere yerleştirmiştir. Şit(a.s.) zamanı oldukça huzurlu geçmiştir. Kendi aralarında düşmanlık, buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramdan ve isyandan uzak durmuşlardır. Yemen tarafında batıl ve isyankar halde yaşayan Kabil oğullarına Allah(c.c.)’a iman ve ibadete davet etti. Fakat bu kavim isyankarlığıa devam etti.Şit (a.s.) onlarla harp etti. İlk kılıç kullanan odur. Babası veya kardeşleriyle beraber Kabe’nin duvarlarını taştan inşa etti. Ömrünün 912 veya 950 sene ; Peygamberliğinin ise 282 veya 212 sene olduğu rivayet edilir. Vefatından sonra oğullarından Enüş(a.s.) peygamber oldu. Kuvvetli rivayete göre Mina’daki mescidin minaresi dibinde medfun olan Adem (a.s)’ın yanına defnedildi. Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Tulunoğlu Ahmed Bey

Mersin – Tarsus ‘da Küçük minari camii avlusunda Mısır hükümdarı Tulunoğulları devletinin kurucusu Tulunoğlu ahmed Hanın kabri Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Peygamber

Hz. Lokman (a.s.) – Makam – Tarsus

Mersin – Tarsus ‘ da Ulu cami’nin içerisindedir. Peygamber veya Velidir. Davud(a.s.) zamanında Arabistan’nın Umman tarafında yaşadı.Davud(a.s.) ile görüşüp ondan ilim öğrendi.Davud(a.s.)’a peygamberlik gelmeden önce Müfti olan Lokman(a.s.) , Davud(a.s)’a perygamberlik geldikten sonra fetva vermeyi bıraktı ve Davud(a.s.)’a ümmet oldu.Bir rivayete göre de Eyüp(a.s.)’ın teyzesinin oğludur. Lokman ismi Kur’an-ı Kerimde geçmekte olup 31. surenin adı Lokman’dır. Bu surenin 12. ayetinde ,”Biz Lokman’a hikmet verdik” buyurulmaktadır. Buradaki hikmet tabirini ; akıl ,anlayış,ilim,ilimle amel etmek ve doğru karar vermek olduğu tefsir kitaplarında yazılıdır. Lokman Hekim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatleri meşhurdur . Kaynak ; Çukurovanın Manevi sultanları ; Kazım Temir Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Kasım Bin Selam

Mersin – Tarsus da Küçük Minare Camii avlusunda Allame – Edip – Tarsus kadısı, vefatı Hicri 224 Kaynak ; Çukurova’nın manevi Sultanları , Kazım Temir (Allah ondan razı olsun), Türkiye gazetesi Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Halife Memnun Hz.

Mersin Tarsus İlçe'sinde Halife Memnun Hz. Türbesi,

📍 Tarsus