Ana Sayfa Şehirler Kırşehir

Kırşehir'da Ziyaret Edilecek Türbeler

Kırşehir bölgesinde 12 kayıtlı türbe, kabir ve makam bulunuyor. Aşağıdaki harita ve listede ziyaret saatleri, ulaşım ve ziyaret adabına dair bilgileri bulabilirsiniz.

Tüm Noktalar (12)

Evliya

Mahsenli Ali Efendi (k.s.)

Kırşehir – Çiçekdağı – Mahsen köyü camii yanı Kırşehir velilerinden ve Çorumlu Hacı Ömer Lütfi Efendi’nin halifelerindendir. 1841 yılında Giresun’un Alucra ilçesine bağlı, Zil (Aktepe) Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Çocukluğu ve ailesi hakkında maalesef elimizde pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Aslen Horasanlı olduğu ve babasının İran Horasanından geldiği de rivayet edilmiştir. Bilindiği kadarıyla, henüz 13-14 yaşlarındaki Ali Efendi, evinden ve ailesinden ayrılarak yola düşmüş, uzun bir yolculuktan sonra Kırşehir’in Çiçekdağı İlçesine bağlı Kızılcaali Köyü’ne kadar gelmiştir. Yolculuğun oldukça yorucu geçmesi ve kış ayına gelmesi nedeniyle, kışı bu köyde geçiren Küçük Ali Efendi, baharın gelmesiyle tekrar yola düşmüş ve birkaç gün sonra da yine Çiçekdağı’m bağlı olan Mahsen Köyü’ne gelmiştir. Köy sakinleri bu genç insanı bağırına basmış ve kendisine oldukça yakın bir alaka göstermişlerdir. Bu küçük yaşında sahip olduğu derin ilim ve bilgiye hayran kalmışlar, kendi evlatlarından üstün tutarak, büyük bir saygı ve sevgi göstermişlerdir. Küçük Ali Efendi ise, bu ilgi ve alakaya her zaman teşekkür etmiş, kendisine kucak açan bu köye ve halkına alışması bu yüzden hiç de zor olmamıştır. Köylüler bir araya gelerek, Küçük Ali’yi bilgisine ve ilmine yakışır bir şekilde, zamanın büyük ve önemli okullarından olan Kayseri Medresesi’ne göndermeye karar vermişler ve aralarında para toplayarak, Küçük Ali’yi yolcu etmişlerdir. Ali Efendinin medrese eğitimi, medresenin yokluk ve kıtlık nedeniyle kapanması üzerine, ancak birkaç yıl sürmüştür. Ali Efendi, yarıda kalan eğitiminin ardından, kendisine aşırı sevgi ve hürmet gösteren Mahsen’lilere vefa borcu olduğunu kabul ederek, Mahsen Köyü’ne geri dönmüştür. Dönüşlerinde, büyük bir sevgi ve coşku ile karşılanan Küçük Ali Efendi, eskisinden daha çok bilgi ve ilim birikimi ile Mahsen Köyü’ndeki yaşamına, bilhassa ilim ve irşad hizmetlerine devam etmiştir. Ali Efendi, ilk başlarda Mahsen Köyü’nde ” Küçük Ali “diye çağırılırken, artık ” Ali Efendi” Nur Çiçeği ” gibi isimlerle çağırılmaya başlamıştır, İlk başlarda köyde ev ev misafir edilen Ali Efendi’ye, köylülerinin yardımı ile, cami avlusunda bir ev yapılmış ve yine köylülerin evlerinden getirdikleri, kilim, yorgan vb. eşyalarla ikamet edeceği ev tefriş edilmiştir. Ali Efendi, 16-17 yaşlarında iken Mahsen Köyü’nün imam olmuş ve kişiliği her geçen gün daha ileri seviyelere çıkarak çevrede emsali görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır. Öyle ki, geceleri sabahlara dek süren ibadeti, gündüz akşamlara kadar süren öğütleri, bilgilendirmeleri, tesbihleri, zikirleri, ilim ve ibadet azmiyle kısa sürede tüm Kırşehir’de ve havalisinde bilinen bir insan haline gelmiştir. Artık Ali Efendi’nin kapısı” bilgi kapısı, ilim kapısı “, duaları. Yüce Allah’a niyazları ” manevi bir güç, şifa kaynağı, ruhu Allah ‘in izni ile zaman ve mekanı durduran bir güç ” olmuştur. Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, 50 yaşlarında iken, Çerkez Şeyhi olarak Osmanlı coğrafyasından ünlenmiş olan Çorumlu Hacı Ömer Lütfi Hazretleri’ne intisap etmiştir. Tasavvuf yolunda kendisi tarafından irşad edilmiş ve kendilerinin halifelerinden olmuştur. Kendilerine halifelik verildiği o kutlu gün, kendisine o gün halife tayin edilmiş olan manevi kardeşleri Köprücü Hacı Mustafa Tandoğan Hazretleri tarafından anlatılmıştır. Şöyle ki; Mevlana Şeyh Hacı Ömer Lütfi Efendi Hazretleri, 1910’lu yılların başında Yozgat’a gelmişler ve bugün Yozgat merkezde, Tunusoğlu İşhanı yanında olan (ve yakın zamanda restore edilen) mescitte, geniş katılımlı bir sohbet ve zikir halkası tertip edilmiştir. Şeyh Ömer Lütfi Efendi Hazretleri, cemaate oldukça feyizli bir sohbet yapmış, hemen akabinde de sohbete katılanlarla birlikte zikir çekilmiştir. Sohbet esnasında, bir ara, murakabe yapan Mevlana Hacı Ömer Lütfi Efendi, murakabeden sonra, yaşlı gözleriyle, zikir ve sohbet meclisinde bulunan Mahsenli Ali Efendi’ye “Oğlum Ali, ayağa kak, diye seslenmiş, sonra da kendilerine ‘Oğlum, Peygamber Efendimiz seni Kutup olarak Mahsen Köyü’ne tayin ettiler. Vefat edinceye kadar burada yaşayacak, buradan insanları irşad edeceksin” buyurmuşlardır. Sonra da, o an sohbet meclisindeki bir başka talebesi olan Hacı Mustafa Efendi Hazretlerini, aynı şekilde, “Oğlum, Mustafa, ayağa kalk” diyerek ayağa kalkmış ve herkesin şahitliği altında ve duyacakları şekilde, kendisine “Oğlum, Peygamber Efendimiz, seni de Gezginci Kutup tayin ettiler. Peygamber Efendimiz ikinci bir manevi emrine kadar, İslam memleketleri ve diyarlarından gezecek, gittiğin yerlerde vazifeli olarak yaşayıp görev yapacak ve insanları irşad edeceksin” buyurmuşlardır. Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, bu manevi günde, Köprücü Hacı Mustafa Efendi Hazretleri ile manevi kardeş kılınmıştır. Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, çok büyük bir manevi güce sahip oldukları ve gerçek bir mürşidi kamil oldukları için kendisini tanıyan insanlar sayısız kerametine şahit olmuşlardır. Ancak kendilerini 1951 yılında vefat etmeleri nedeniyle, bu hatıraların çoğunluğu maalesef insanların hafızalarında kalmış, bilindiği kadarıyla yazıya dökülememiştir. Ancak, halifeleri olan es-Seyyid eş-Şerif Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin sohbetlerinde anlattıkları bazı hatıraları, hocalarının manevi hayatları ve hallerine bir ölçüde ışık tutmaktadır. Vefatı Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, 1841 yılından 1951 yılına kadar süren uzun ve bir o kadar da bereketli bir ömürden sonra, aynen kendilerinin bir hafta öncesinden haber verdikleri gibi, 1951 yılının 4 Nisan günü, Hakk’a, sevgili Rabbine kavuşmuştur. Kabri uzun yıllar imam hatiplik yaptığı köy camiinin avlusuna defnedilmiştir. Kabri şerifi halen türbe olarak ziyaret edilmektedir. Kendileri belki bedenen, cismani olarak Hakka kavuşmuşlardır, ancak, mübarek ruhu şerifleri ebediyen yaşayacak, bizleri irade edildiği her zaman ziyaret edecek, samimiyetle talep edilmesi halinde zor ve sıkıntılı zamanlarımızda bizlere manen himmet edecek, yanımızda olacaklardır. Mahsenli Ali Efendi Hazretleri, 110 yıllık uzun ömrü boyunca, kimseye kızmamış, kimseyi kendine kızdırmamış, kalbi kırılmamış, kimsenin kalbini kırmamış, kötü söz söyletmemiş ve söylememiş, sürekli ibadet etmiş, Yaratanına, kendisine kerametler verene vefa borcunu ödemek için, ibadet etmiş, namaz kılmış, zikir yapmış ve her şeyden önemlisi de insanları irşad etmiş, İnsan-ı kamiller yetiştirmeye çalışmıştır. 110 yıllık çileli ömründe, dünyaya ancak gerektiği kadar önem vermiş, kendisini insanlığın yücelmesine adamış bir gönül insanı olarak, geride kendisine ait hiçbir mal varlığı bırakmadan bu dünyadan göçüp gitmişlerdir. Kaynak ; 12 Tarikat Piri ve Tasavvuf Yolu , Muhammed Sıddık Haşimi

Evliya

Melik Gazi – Kırşehir

Evliya

Ebceloğlu Türbesi

adres

Evliya

Aflak Baba

adres

Evliya

Muhterem Hatun

Kırşehir – Merkez’de Muhterem Hatun caddesinde Muhterem Hatun Türbesi şehrin doğusunda İmaret Mahallesi’nde yer alır ve ziyarete açıktır. Eser, daha önce burada bulunan, kerpiç malzemeden yapılmış ve oldukça harap durumdaki türbenin yerine, 1995 yılında kesme taştan inşa edilmiştir. Kuzey-güney doğrultuda dikdörtgen planlı yapının üstü, kiremit kaplı kırma çatıyla örtülüdür. Kuzey cephede kapı açıklığı ve bir pencere vardır. İçeride, üzerlerinde kitabe bulunmayan dört sanduka bulunmaktadır. Kabrin üzerinde iki metreye yakın sanduka Selçuki biçimdedir. Yanlarında güzel bir sülüsle Ayet-el Kürsi, bunun üzerinde de Farsça, “Bu kabir Muhammed İbrahim kızı Melik Hatun’a aittir”, yazılıdır. Diğer taraftan Muhterem Hatun’un Süleyman Türkmani’nin soyundan olduğu ileri sürülür Süleyman Türkmani vakfiyesinin sonundaki şahitlerden birisinin Melik Hatun Mahallesinden olduğu kaydedildiğine göre bu kadının adını bir mahalleye verecek kadar yüksek bir aileye mensup olduğu anlaşılmaktadır. Muhterem Hatun’un Melik Gazi’nin eşi olduğu ve türbede Muzafereddin Behram Şahın yattığı da ileri sürülür. Kaynaklar Abdulhalim Durma , Kırşehir Evliyaları , [/toggle] Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Ahmed Gülşehri

Kırşehir – Merkez’deki ahmed Gülşehri parkı içerisinde Gülşehri (ö. 1317’den sonra)’nin 1317’de kaleme aldığı Mantıku’t-tayr’daki bazı beyitlerden onun Kırşehir’de zaviye sahibi, müridi çok ve bütün şehir halkınca tanınan, evinde her gece sema yapılır, saygıyla eli öpülür meşhur bir şeyh olduğu öğrenilmektedir. Harizm’den gelip Kırşehir, Eskişehir ve Ankara dolaylarına iskan edilmiş Oğuz boylarından birine mensup olduğu sanılan Gülşehri’nin Kırşehir’e ne zaman yerleştiği belli değildir. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ölümünden sonra Sultan Veled’in, kendisini Mevlevi tarikatını yaymak ve bir zaviye kurmak üzere Kırşehir’e göndermiş olması ihtimalinden söz edilirse de bu husus açıklık kazanmamıştır. Şairin asıl adının Ahmed veya Süleyman olabileceği ileri sürülmektedir. Eserlerinden Gülşehri’nin İslami ilimler yanında matematik, mantık ve felsefeye de vakıf olduğu anlaşılmaktadır. Birçok seyahat yaptığını, kendinden önce yaşamış ve kendi zamanındaki şairlerin şiirlerini okuduğunu söyleyen Gülşehri en çok Mevlana, Attar, Senai, Sa‘di ve Nizami’nin tesirinde kalmıştır. Özellikle Mevlana’dan çok etkilenmiş olması onun Mevlevi olabileceğini akla getirirse de gerek Mevlevi kaynaklarında gerekse silsilenamelerde bunu doğrulayan bir kayda rastlanmamaktadır. Buna karşılık geniş bir tasavvuf kültürüne sahip olan Gülşehri’nin Ahi Evran’ın talebelerinden olması muhtemeldir. Ayrıca eserleri didaktik ve sufiyane bir mahiyet taşıdığı halde dilinin sade ve temiz, üslubunun itinalı ve canlı, nazmının ise devrine göre oldukça pürüzsüz oluşu, onun sanat kabiliyeti hakkında yeterli bir fikir verir. Gülşehri’nin, Yunus Emre’den sonra zamanının duyguca kuvvetli olduğu kadar usta bir şairi olarak da çağdaşları arasında önemli bir yer tuttuğunda şüphe yoktur. Kabri il merkezinde onun adını taşıyan “Ahmedi Gülşehri Parkı” içerisinde bir türbededir. Ahi Evren Mahallesi’nde bulunmakta olup ziyarete açıktır. Yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış altı sütun üstüne oturan kubbeyle örtülü, etrafı açık bir yapıdır. Kitabesi bulunmayan ve son yıllarda yapıldığı anlaşılan mermer bir mezar vardır. Günümüzdeki yapı, orijinal olmayıp yakın zamanda Kırşehir Valiliğince inşa edilmiştir. Kaynaklar Abdulhalim Durma , Kırşehir Evliyaları , Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations

Evliya

Aşık Paşa Hz.

Kırşehir Aşık Paşa Hz. Türbesi Âşık Paşa olarak bilinen zatın asıl adı Ali'dir. Osmanlı Devleti'nin ku¬ruluş devrinde Kırşehir'de yetişmiş velilerdendir. Cengiz istilası sebebiyle Anadolu'ya göç eden ve Amasya dolaylarına yerleşen Mutasavvıf Baba İlyas Horasani Hazretleri'nin torunu, Osman Gazi'nin gaza yoldaşı alperen Şeyh Muhlis Baba'nın oğludur. Âşık Paşa, Kırşehir'e yerleşmiş ve orada vefat etmiştir. (h.733/m.l333) Paşa lakabı askeri bir rütbe değildir. O zamanki geleneğe göre babasının ilk evladı olduğu için, "Paşa" lakabı verilmiştir. Adı geçen, ariflerin makamla¬rına vakıf bir veliydi. Tasavvuf konularında 12 bin beyitlik "Garipnâme" adlı bir eseri ve 24 bin beyitlik "Maarifnâme" adında bir divanı vardır. Bu ikinci eseri halk arasın¬da "Âşık Paşa Divanı" diye meşhur olmuştur. Manisa-Muradiye Kütüphanesi'nde, "Risale fi Beyâni’s-Semâ" adında bir eseri bulunmaktadır. İlk iki manzum eseri, tasavvuf ve Osmanlı Edebiyatı açısından çok mü¬himdir. Âşık Paşa'nın oğlu Elvan Çelebi Hazretleri de arif ve âşık bir şairdir. Kabri, Amasya civarında, kendi adıyla anılan köydedir. Onun da "Etvar-ı Sülük" adlı bir manzumesi vardır.

📍 Merkez
Evliya

Caca Bey Hz.

Kırşehir Caca Bey Hz. Türbesi,

📍 Merkez
Evliya

Ahi Evran-ı Veli Hz.

Kırşehir ili Ahi Evran-ı Veli Hz. Türbesi Ahi Evran, bugün İran sınırlarında yer alan, devrinin önemli kültür merkezlerinden Hoy kasabasında doğmuştur. Ahi Evran’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak birçok kaynakta yer alan 93 yıl ömür sürdüğü bilgisinden hareketle, Hicrî 659’da (1261) öldüğü göz önünde bulundurulduğunda Ahi Evran’ın hicrî 566 (1171) yılında doğduğu anlaşılmaktadır. Anadolu’da Ahilik teşkilâtının kurucusu ve 32 esnaf zümresinin pîri kabul edilen Ahi Evran’ın asıl adı Mahmud’dur. Babasının adı ve doğum yerine nispeten Mahmud bin Ahmed el-Hoyî (Hoylu Ahmet’in oğlu Mahmut) denmiştir. Künyesi Ebu’l-Hakâyık (hakikatlerin babası), lakabı Nasîrüddîn’dir (dinin yardımcısı). Ahi şecerenâmelerinde ise Nimetullah (Allah’ın nimeti) olarak anılmaktadır.

📍 Merkez
Evliya

Fatma Hatun Türbesi

adres

Evliya

Yunus Emre – Kırşehir

Kırşehir ile Niğde arasında kalan Reşadiye köyünde Ulupınar kasabasında tepede yer alan türbe kare planlı ve konik külahlıdır. Ziyarettepe Mevkii’ndeki Yunus Emre Türbesi’nde, Kırşehir ve Aksaray Valiliklerince her yıl ortaklaşa tören düzenlenir. Buradaki türbe, sarp kayalıklar üzerine sonradan yapılmıştır. Yunus Emre Milli Parkı içinde bulunmaktadır Kırşehirli Albay Refik Soykut (1921-1998) tarafından Ziyaret Tepe’de bulunan Yunus Emre’ye ait mezardan alınan 12 adet kemik, 1982 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Kürsüsü tarafından bilimsel tekniklerle incelenmiş, 600 yıllık olan bu mezarın çok gezen yetişkin, 60-70 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu raporlarla tespit edilmiştir. Kemiklerde bulunan karbon miktarının yeterli olmaması sebebiyle yaş tespitinin tam yapılamamış olması da mezarın çok eski olduğunun bir göstergesidir. Devlet Planlama Teşkilatı, 1983-1987 yılları arasında yaptığı çok yönlü çalışmalardan sonra bölgeyi, Yunus Emre Milli Parkı olarak ilan eder. Ziyaret Tepe etrafında her yıl binlerce ağaç dikimi yapılarak bölgenin güzelleştirilmesine çalışılır. Bugün bile bölgede çocuklara konan isimler arasında Yunus, Emre, Derviş, Eren isimlerinin çok yaygın olması ve yöredeki alıç ağaçlarının çokluğu dikkat çekicidir. Kırşehir ilinin Ulupınar Kasabası ile Aksaray iline bağlı Sarıkaraman (Sarıköy) kasabası arasında yer alan 1267 rakımlı Ziyaret Tepe’de yatan zatın Yunus Emre olduğu kabul edilmiştir. Kırşehir ve Aksaray Valiliklerince Yunus Emre ile hocası Tapduk Emre için anıt mezarlar yaptırılmıştır. Her yıl Kırşehir ve Aksaray valiliklerince Yunus Emre’yi anmak üzere ortak törenler düzenlenmeye devam edilmektedir. Bina, 1988 yılında düzgün kesme taş malzemeden yapılmıştır. Kesme taştan yapılmış, kare planlı türbenin doğu ve güney duvarında bulunan kemerlerin içinde demir parmaklıklı birer dikdörtgen pencere yer almaktadır. Türbenin iç örtüsü, daralarak yükselen bir bindirme tavan biçimindedir. Dıştan da kare piramit şeklinde bir taş külah ile korunan bu tavan örtüsünün tepesi, kare planlı bir boşluk halinde bırakılmıştır.

Evliya

Süleyman Türkmani

Kırşehir – Merkez’de İmaret camii yanındaki kabristanda Türkmani’nin 1214’te doğduğu ve babası Mevlevi Şeyhi Hüseyin Efendi ile küçük yaşta (1224) bir Türkmen aşireti ile Anadolu’ya geldiği ve Konya’ya yerleştiği sanılmaktadır. Nerede doğduğu ise belli değildir. Dedesi Şemseddin Türkmen Beyi olduğu için kendisine de Türkmani denilmiştir. Mevlana’dan manevi ilim dersleri alan Süleyman Türkmani, onun ölümünden sonra, Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’den dersler almaya devam eder. Daha sonra onun teşviki ile hem manevi alanda topluma hizmet sunmak bir taraftan da Mevlevi tarikatını yaymak üzere 1293’te Kırşehir’e gelmiş ve büyük bir ilgi görmüş olduğu tahmin edilmektedir. Süleyman Türkmani’nin Aşık Paşa’ya da hocalık yaptığı bilinmektedir. Süleyman Türkmani’nin en büyük eseri “Tezkire-i Evliya”dır. Türkmani kurduğu vakıfla, gelen misafirlere, gariplere yardımcı olmuştur. 1298 tarihinde 84 yaşında iken Kırşehir’de vefat ettiği tahmin edilmektedir. Süleyman Türkmani Hazretlerinin türbesi İmaret Mahallesinde yer alır. Türbede Şeyh Süleyman Türkmani ile aynı soydan gelen sekiz kişiye ait sanduka bulunmaktadır. Diğer mezarlarda Mehmet Çelebi, Şeyh Osman, Şeyh Bekir yatmaktadır. Süleyman Türkmani’nin türbesinde mezarı bulunan Mehmed Çelebi’nin oğullarından Şeyh Muslihiddin tarafından, Kaman ilçesi, Gökçeviran köyünde bir medrese inşa edilmiştir. Ne var ki bu medresenin, yeri ve kitabesi hakkında hiçbir bilgi yoktur Türbe, dikdörtgen planlı olup üstü kırma çatı ile örtülüdür. İçeriye kuzey cephedeki kapıdan girilir. Kuzey, güney ve doğu cephelerde pencere açıklıkları yer alır. Batı cephe ise Süleyman Türkmani Hazretleri tarafından XIII. Yüzyılda imarethane olarak kurulan günümüzdeki İmaret camisine bitişik olarak inşa edilmiştir. Yapı herhangi bir süsleme unsuru taşımaz. Ancak sandukaların orijinal olmayıp son yıllardaki onarımlarda konulduğu anlaşılmaktadır. Türbe, onarımlarla asli hüviyetini kaybetmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Mevcut bina sanat tarihi açısından hiçbir özellik taşımamaktadır. Ayrıca, türbe civarında Caca Bey’in annesinin bir imaret inşa ettirmiş olduğu nakledilir. Kaynak Abdulhalim Durma , Kırşehir Evliyaları , Categories Search locations Clear No matching locations Show all locations No location found Show all locations